Arama

  • Anasayfa
  • Tarih
  • Ölümünün 537'nci yıldönümünde Fatih Sultan Mehmet

Ölümünün 537'nci yıldönümünde Fatih Sultan Mehmet

Ölümünün 537'nci yıldönümünde Fatih Sultan Mehmet

İyi bir stratejist, büyük bir komutan olan Sultan Mehmet, yalnız Türk tarihinin değil dünya tarihinin de yön değiştirmesini sağlamış bir hükümdardı. Devlet otoritesine gölge getirmemek için dünya tarihinin gördüğü en kapsamlı mücadeleyi verdi ve Osmanlı devletinin hem devamını hem de şahlanışını temin etti. 30 yıllık hükümdarlığı boyunca iki imparatorluğa, dört krallığa, altı prensliğe, beş dukalığa son verdi. Geride sınırlarını genişletmiş bir imparatorluk bırakarak 1481’in 3 Mayıs günü hayata veda etti. Sultan Fatih’i vefatının 537’nci yıldönümünde rahmetle anıyoruz…

19 yaşında bir genç, devlet yönetiminde etrafında yer alan Çandarlı gibi oldukça tecrübeli ve etkili olan kimselerin muhalefetine rağmen, kendisinden önce birçok ünlü ve güçlü kişiliklerin yapamadığını yapmıştı. Fatih'i gerek Türk tarihinde gerekse dünya tarihinde önemli kılan elbette ki O'nun İstanbul'u alması ve Osmanlı devletini birkaç katı büyüklüğe çıkarmasının yanında, Osmanlı devletinin oluşmasında ve gelişmesinde üzerinde temellendirdiği sosyo-kültürel yapı, oluşturduğu devlet felsefesi ve bunların çıkış yeri olan kişilik yapısıydı.

Hadis-i şerif ile müjdelenen İstanbul'u, 21 yaşında fethederek Türk ve dünya tarihini yeniden şekillendiren ve tüm zamanların en önemli devlet adamlarından biri olan Fatih Sultan Mehmet, vefatının 537'nci yılında saygı ve minnetle anılıyor…


"Fatih Sultan Mehmet, bu imparatorluk buhranının
içinde yaşadı ve ona bir çözüm şeklini getirdi."
Halil İnalcık

İLK KEZ 12 YAŞINDA TAHTA ÇIKTI

Fatih Sultan Mehmet 30 Mart 1432 yılında Pazar günü seher vakti Edirne'de dünyaya geldi. Hatice Halime Hüma Hatun Fatih'i dünyaya getirdiğinde 15 yaşında genç bir kadındı. Fatih'in son saltanatını görmeden 1449 yılında vefat etti. Şehzade Mehmet doğduktan sonra bakımını Daya Hatun yaptı. Ayrıca, Fatih'in saygısından dolayı Validem diye hitap ettiği II. Murat'ın Sırp kralı George Brankoviç'in kızı olan Mara Hatun'un da Fatih üzerinde birtakım etkiler bıraktığı tahmin edilir.

Fatih Sultan Mehmet, iki ağabeyinin erken yaşta ölümü üzerine tahtın tek varisi oldu. Sultan II. Murad, tahtını erkenden oğluna devretti. Böylece II. Mehmed, 12 yaşında padişah oldu. Ne var ki bu durum kargaşaları beraberinde getirdi. Halil Paşa'nın çağrısı ve yeniçerilerin ayaklanması üzerine II. Murad yeniden tahta çıktı. II. Mehmed ise Manisa sancakbeyliğine geri döndü. 1448'de ve 1450'de babasıyla birlikte Arnavutluk seferlerine katılarak tecrübe kazandı. 1450'de Dulkadiroğulları Beyi Süleyman Bey'in kızı Sitti Mükrime Hatun ile evlendi. 10 Şubat 1451'de babası ölünce tekrar tahta oturdu.

Fatih'in İstanbul'un fethi sırasında Bizans elçisine sözü:
"Efendilerinize söyleyin. Şimdiki Osmanlı Padişahı öncekilere
asla benzemez. Şimdi benim iktidarımın ulaştığı yerlere onların
hayalleri bile yetişememiştir."

ORDUDAKİ ASKER SAYISINI 70 BİNE ÇIKARDI

İstanbul'un fatihinin en büyük arzusu İstanbul'u fethetmekti. Tahta tekrar çıktığında bu hayalini gerçekleştirmek için hazırlıklara başladı. İşe Rumelihisarı'nı yaptırmakla başladı. Venedik, Macaristan ve Bosna hükümdarlarıyla kısa süreli barış yaptı. Cenevizlilerin tarafsız olmasını sağladı. Ordudaki asker sayısını 70 bine çıkardı. Fetih hazırlığı bir yıla yakın sürdü. Ve 6 Nisan 1453'de İstanbul önlerine dayandı. Büyük kuşatma, tam 53 gün boyunca devam etti. Şehrin kapıları sonunda 29 Mayıs 1453 günü açıldı.

İstanbul'u 1453 yılında 21 yaşında fethederek "yıkılmaz" diye bilinen Bizans İmparatorluğu'nu yıkan 2. Mehmet, "Fatih" unvanını aldı. Fatih Sultan Mehmet, böylece Orta Çağ'ın kapandığı, Yeni Çağ'ın başladığı tarihi bir olaya imza attı.

İMPARATORLUĞUN SINIRLARINI GENİŞLETTİ

Fatih Sultan Mehmed, hükümdarlığı boyunca ardı ardına seferler düzenledi. 1454'te Enez, Cenevizlilerden alındı. Bir yıl sonra ordu Sırbistan'a yürüdü. Seferler sonunda Boğdan Osmanlı'ya bağlılığı kabul etti. 1459'da Sırbistan seferiyle Semendire alındı ve Sırbistan Osmanlı topraklarına katıldı. 1460'da Mora, 1461'de Amasra fethedildi. Aynı yıl Candaroğulları Beyliği ortadan kaldırıldı. Trabzon Rum İmparatorluğu da Osmanlı topraklarına katıldı. 1462'deki Bosna ve Midilli zaferlerini 1466'da Arnavutluk'un alınması izledi. Peşinden Karamanoğulları Beyliği'ne son verildi.

Ardından Osmanlılar ile Venedikliler arasında uzun yıllar süren büyük mücadele başladı. Sonunda Venedik, Osmanlılarla anlaşma imzalamak zorunda kaldı. Fatih Sultan Mehmed döneminde ayrıca Ermanak, Aksaray, İçel, Konya, Laren, Kırım, Alanya, Arnavutluk, Gürcistan, Çerkezistan, Kefalonya, Ayamavra ve Zanta Adaları Osmanlı'ya katıldı.

1473'de ise Otlukbeli Savaşı yapıldı. Savaşın sonunda Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan yenildi. Böylece imparatorluğun doğu sınırları güvence altına alındı. Fatih'in kızı Gevher Han, Sultan Uzun Hasan'ın oğlu Uğurlu Mehmet Mirza ile evlendirilerek barışın devamı sağlandı.

Fatih otoriter, merkeziyetçi bir yönetim anlayışına sahip bir Sultan ve tek adamlığı tercih eden bir liderdi: "Dünyada tek bir din, tek bir devlet, tek bir padişah ve İstanbul da cihanın payitahtı olmalıdır."

AYASOFYA KİLİSESİ'Nİ CAMİYE ÇEVİRDİ

Fatih Sultan Mehmet Ayasofya Kilisesi'ni camiye çevirdi ve kıyamete kadar cami olarak kalmasını istediği bu muhteşem eser için bir vakfiye yazdırttı. 1127 yıl kilise, 481 yıl cami olarak kullanılan Ayasofya, 1934'te müzeye dönüştürüldü.

Hükümdarlık yaptığı 30 yıl boyunca 25 seferi bizzat yöneten Fatih, babası 2. Murat döneminde 880 bin kilometrekare olan Osmanlı topraklarını, 2 milyon 214 bin kilometrekareye ulaştırdı.

Sanata ve ilme verdiği önemle de bilinen Fatih, padişahlığı süresince birçok medrese yaptırarak, dünyanın farklı ülkelerinden bilim insanlarını İstanbul'a davet etti.

HAVAN TOPU SİSTEMİNİ GELİŞTİRDİ

Fatih Sultan Mehmet'in aynı zamanda havan topu sistemini geliştirdiğini ifade eden Sanat Tarihçisi Süleyman Faruk Göncüoğlu, şu bilgileri aktardı:

"Havan topu uygulanıyordu ama geliştirilmesi çok önemliydi. Surdan içeri atış yapılabilmesi ya da Haliç'teki donanmanın Galata Surları üzerinden sektirilerek donanmadaki gemilerin batırılmasının gerçekleştirilmesi olayı tarihte ilk uygulamadır. Krokisi kendisi tarafından çizilen ve balistik hesaplamalarının da kendisinde tarafından yapılan ilk havan topu, askeri silah tarihi içerisinde Fatih Sultan Mehmet'in icat ettiği havan topu tarihte ilk defa İstanbul'un fethi sırasında Türkler tarafından kullanıldı. Öte yandan, ciddi açıdan bir ateşli silah olarak top gücünün genel alanda ciddi bir yıkım gücü olmasa bile, asker ve toplum üzerinde uyandırdığı korku, savaş stratejisinde direnme gücünü kırmada, psikolojik baskının gerçek anlamda uygulaması olmuştur."

MODERN ASKERİ SİSTEMİN KURUCUSU

Askeri bir organizmanın en büyük özelliğinin karşı tarafın moralini bozmak olduğunu dile getiren Göncüoğlu, şunları kaydetti:

"Bizans'ın Haliç ağzı üzerinde düzen almış olan güçlü donanmasının hemen arkasına karadan geçirerek Haliç içerisine küçük bir kuvvet indirebilmek, ciddi moral bozukluğu yaratabilecek bir noktadır. Fatih Sultan Mehmet Han'ın bu gemileri karadan denize indirme başarısı öncesinde bunu Mora kuşatmasında 300 gemisini karadan yürüten Gazi Umur Bey'in bu başarısına vakıf olduğu bunu İstanbul'un fethi esnasında gerçekleştirmek üzere hazırlanmış olduğunu görmekteyiz.

Fatih, kendisinden önceki medeniyetler ve askeri sistemdeki uygulamaları, en mükemmel ve kemale ermiş şekliyle icra etmiş, hayata geçirmiştir. Savaş teknikleri ve teknolojisinin gelişimine sağladığı başarının sadece ateş gücü değil, bir strateji ve lojistik ile uygulanabilineceğini ispat etmiştir ve emsal oluşturmuştur. Bugün, modern askeri sistemin kurucusudur."

EN BÜYÜK LOJİSTİK BAŞARISI

Rumeli Hisarı'nın inşa edildiği konum ve inşasının gerçekleştirilmesindeki başarının, o yüzyıllar içerisinde dünyanın en büyük lojistik başarısına sahip bir yapı olduğunu belirten Göncüoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

"3 ay gibi kısa bir sürede inşa edilişi, içerisinde sadece surların duvarlarının inşa edilmesi söz konusu olmayıp, hisar içerisindeki mahalle, cami, hamamı, hisar için özel dökülen tunç toplar ve suyolları ile beraber gerçekleştiriliyor.

Ayrıca, Rumelihisarı'nı oluşturan üç önemli kulenin her biri ayrı ayrı bir mimari plan ve özellik arz ederken, bugün dünyanın en önemli orijinal kulelerinden biri olan Saruca Paşa Kulesi'nin akustik kubbeli Fatih'in Divanhanesi de bu üç ay içerisinde tamamlanıyor. Rumelihisarı'nın inşasındaki malzemeler başta olmak üzere, her bir taşın deniz yolu ile getirilmesi, inanılmaz bir lojistik ve organizasyon örneğidir."

FATİH'İ GÜDÜLEYEN SOSYAL NEDENLER

Fatih'in babası II. Murat ince ruhlu, alçak gönüllü bir insandı. Bilime, bilim adamlarına oldukça önem verir onlarla birlikte olmayı ve onlardan yararlanmayı severdi. II. Murat'ın bu davranışı oğlu Mehmet için de en önemli ve ilk örnek kişiliktir. Fatih'i tanımak için II. Murat'ın da çok iyi bilinmesi gerekir.

Bir gün Hacı Bayram Veli, kendisini çekemeyenler tarafından bazı aslı olmayan nedenlerle Sultan II. Murat'a şikâyet edilir. Sultan Murat onu Ankara'dan Edirne'ye getirtir. Sultan II. Murat şikâyetin aslı olmadığını ve Hacı Bayram velinin büyük bir insan olduğunu anlar. II. Murat bir gün Hacı Bayram veliye, İstanbul'u almak istediğini, büyük babası Yıldırım Bayezit, amcası Musa Çelebi ve kendisinin şehri muhasara etmelerine rağmen alamadıklarını ve bu şehrin Osmanlı için çok önemli olduğunu anlatır ve alınması için Hacı Bayram veliden yardım ister. Hacı Bayram veli de gülümseyerek: "Beğim! bu şehri sen alamayacaksın. Ben göremem ama… Şu beşikteki Şehzade ile bizim köse (Akşemnsettin) alacaktır. Emin olasın" der.

Bu olay üzerine sultan II. Murat bir daha şehri alma teşebbüsünde bulunmaz. Oğlu Şehzade Mehmet'e de her fırsatta "Mehmet Konstantiniye'yi sen, Akşemsettin ile birlikte alacaksın" öğüdünde bulunur. II. Murat düzenlediği vasiyetnamesinde İstanbul'un mutlaka alınmasını ve bu işin de oğlu Mehmet tarafından yapılmasını ister. Hacı Bayram Veli'nin bu ferasetini gerek ailesi gerekse çevresinde kendisine öğretmenlik ve klavuzluk yapan bütün bilginler Şehzade Mehmet'in kişiliğine ve bilinçaltına yerleştirirler. Çünkü bir çocuk neye güdülenirse onu yapmaya çalışır. Fatih ömrünün sonuna kadar Akşemsettin'den hiç ayrılmaz ve her an onunla birlikte olmaktan mutluluk duyar. Fatih, Akşemsettin'in önerileri doğrultusunda hareket ettiğini, hatta bütün seferlerinde ve bilhassa İstanbul'un alınmasında hocası Akşesettin'in büyük teşvik ve yardımının olduğunu vurgular.[1]

FATİH'İN ÂLİM, SANATKÂR VE ŞAİRLER ÇEVRESİ

Fatih'in âlim, sanatkâr ve şairleri etrafında toplayarak onları himaye etmiş, onlarla haftanın belirli günlerinde sohbet etme âdetini geliştirmiştir. Bu sohbet haftada iki gün olarak gerçekleşirdi. Fatih Sultan Mehmet, sefere çıktığında etrafında âlim ve şairlere yer verir, fırsat buldukça da onlarla ilmî ve edebî sohbetler yapardı. Bu yapılan ilmî ve edebî sohbetlerin sonunda zaman zaman edebî, ilmî, dînî ve felsefî eserler ortaya çıkardı. Bu yapılan edebî sohbetlerin birinde ilk mısraı Fatih'e ait olan ve devamını diğer şairlerin getirdiği aşağıdaki şiir yazılmıştır:

Li-Sultân Muhammed : Hattun hadün yüzini tutdı nitekim ey cân
Hızır Beg : Âyîne-i vücûdı dûd-ı dil-i muhibbân
Gürânî : La'lin tabak içinde pîrûze-rîze lerzân
Dâvud-ı gûyende : Cennet çemenlerini bitürdi ebr-i nîsân
Hayâlî Çelebi : Saf saf sipâh-i Zengî etrâf-i Rûmı yek-sân
Bâlî Paşa : Levh-i kamerde yazdı satr-i hurûfı Yezdân
Ahmet Paşa : Mûra müsellem itdi emlâkini Süleymân
Hâcı Hasanoğlı : Yâkut safhasını hatt-ı gubâr-ı reyhân
Mevlana Kırımî : Levh üzre yazdı hâmen âyât-ı nazm-ı Kur'ân
Hâcezâde : Etrâf-ı gül-sitânı itdi benefşe gerdân
'Işkî : Bâg-ı Behişt içinde gül çevresini reyhân
'Ulvî : Devr-i kamerde Rûmî tugrâ-yı şâh-ı devrân
Kâdî Ayâzmendî : Misk-i Hoten çerisi gül milketini yek-sân
Mahmûd Paşa : Rûm iklimine zencîr gösterdi nazm-ı dîvân
Sâbirî : Gül safhasında olmış miskin benefşe-efşân
Sâbirî 'İsâ : Hüccâc-ı Hind dolmış Mekke içinde 'üryân
Kâdî-zâde-i Serez : Hindûya itdi teslîm Rûm mülkin ibn-i 'Osmân
Sâhibî : San mûrçe irişüp Firdevse oldı mihmân
Tâlibî : Geldi Habeş ilinden Rûm içre buldı îmân
Hayrân-ı mudhik : Kara çalu böğürtlen iğde dükânı sencân
Ayâzmendî-i mudhik : Yaşıl yaprag içinde hoş yaraşur batıncân[2]

"AVNİ" MAHLASIYLA ŞİİRLER KALEME ALDI

Fatih 3 Mayıs 1481 yılında Perşembe günü 50 yaşında bir sefere giderken Gebze yakınlarında Hünkarçayırı (Tekirçayırı) denilen yerde öldü. İstanbul'da adına yaptırdığı caminin bahçesine defnedildi, sonra üzerine türbe yapıldı. Fatih'in Nikris (Halk arasında gut veya damla hastalığı, tıp dilinde ise podagra denir. Özellikle fazla kırmızı et yiyenlerde görülür. Daha fazla erkeklerde rastlanır. El, ayak başparmağı, diz ve dirseklerde şişkinlik meydana gelir.) hastalığından öldüğü söylense de, ne şekilde hangi hastalıktan öldüğü kesin olarak bilinmediğinden özel doktoru olan Yakup Paşa tarafından zehirlenerek öldürüldüğü iddiaları da mevcut.[3]

"Zulme iznimiz yoktur; biz, adaletten yanayız;
Allah'ın hoşnutluğunu gözetiriz, biz onun emrine razıyız."
Avnî

Fatih, 30 yıllık hükümdarlığı boyunca iki imparatorluğa, dört krallığa, altı prensliğe, beş dukalığa son verdi. Üstün asker kişiliğinin yanında devlet adamı kimliği ile de Osmanlı tarihine damgasını vurdu. Onun zamanında, "Fatih Kanunnamesi", "Atik Kanunname" ve "Kanunname-i Ali Osman" adı verilen yasalar hazırlandı. Şiire de büyük ilgisi vardı. "Avni" mahlasıyla şiirler kaleme aldı. Fatih, aynı zamanda "divan"ı olan ilk padişahtı.


[1] FATİH SULTAN MEHMET'İN KİŞİLİĞİ VE FETİHTEKİ ROLÜ (Psikanalitik Bir Yaklaşım) Yrd. Doç. Dr. Ali KUŞAT / Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesi - Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı : 14 Yıl : 2003/1 (131-148 s.)

[2]Karatekin Edebiyat Fakültesi Dergisi (KAREFAD) 2(1): 93-122, FATİH SULTAN MEHMET DÖNEMİNDEKİ EDEBÎ ÇEVRELER İbrahim AKYOL

[3] TRT Haber, Ölümünün 537. yıldönümünde Fatih Sultan Mehmed

2019 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN