Arama

Osmanlı padişahlarının beş yüz yılık geleneği baklava alayı

Yayınlanma Tarihi: 17.06.2018 00:00 Güncelleme Tarihi: 17.06.2018 12:28
Osmanlı padişahlarının beş yüz yılık geleneği baklava alayı

Osmanlı’da iktidar sadece askeri güçle değil, kutlamalardaki ihtişamla da hep ön planda olmuştu. Osmanlı Devletinde Kanuni Sultan Süleyman zamanında ilk olarak başlatılan "Baklava Alayı" geleneği Yeniçeri Ocağı'nın 1826 yılında kaldırılmasına kadar devam etti.

İstanbul'da her Ramazan büyük bir coşkuyla kutlanan baklava alayı geleneği halk tarafından merakla beklenirdi. Osmanlı Devleti döneminde hükümdarların iftar geleneğine önem vermesi hakimiyet'in sembolü niteliğindeydi. En yetenekli baklava ustalarının imal ettiği baklavalar Ramazan ayının olmazsa olmazıydı. Osmanlı'da iktidar sadece askeri güçle değil, kutlamalardaki ihtişamla da hep ön planda olmuştu. Saraydaki Ramazan Bayramı için hummalı hazırlıklar günler öncesinden başlar, bayram bitene kadar devam ederdi.

Eskiden bilhassa Osmanlı zamanında bayram bayramdı; şimdi ise sadece tatil. O dönemler baklava alayı, top atışları, konu komşu ziyaretleri, kahve ikramları gibi birçok adet yerine getirilir, büyükler ziyaret edilirdi. Şimdilerde nelerden mahrum kaldığımızı anlamak için Tarihçi-yazar Koray Şerbetçi'den 3 kıtaya hükmeden Osmanlı'nın bayram gelenekleri…

OSMANLI'DA RAMAZAN BAYRAM'INA NASIL HAZIRLANILIRDI?

Osmanlı döneminde bayramlar,hem sosyal hayatta hem de devlet protokolünde özel törenlerle kutlanırdı. "Iyd-i Said-i Fıtr" olarak adlandırılan Ramazan Bayramı, Osmanlı yaşamının en önemli kutlama günlerindendi. Osmanlı'da bayramın başlaması için Şevval Ayı'nın girdiğinin işareti olarak hilâlin görülmesi beklenirdi. Eğer Ramazan'ın 29'unda hilâl görülmezse, Ramazan'ın 30'unda top atılarak ertesi günün bayram olduğu ilan edilirdi. Hilâl görülmediği takdirde bu şekilde bayram gününün tespitine "tekmil-i selasin" denilirdi. Saray'a bu günleri bildiren İstanbul Kadısı yüklü bir bahşiş alırdı.

ESKİ İSTANBUL'DA BAYRAM GELENEKLERİ NELERDİ?

Başta İstanbul olmak üzere her şehirde Arife günü hamamlar sabaha kadar açık olurdu. Şekerci dükkânları da geç vakte kadar çalışırdı. Bayram sabahı gün ağarmadan davulcular namaz için halkı uyandırırlardı. Aile reisleri erkek çocuklarını da alarak camiye gider ve sabah namazını kılarlardı. Namazdan sonra genelde birbirini tanıyan insanlar bayramlaşıp mezarlıkların yolunu tutarlardı. Dualar edildikten sonra herkes evine giderdi. Büyüklerin ellerini öpen çocuklar, daha sonra yeni elbiseleriyle komşuları dolaşırlardı. Bu ziyaretlerde el öpen çocuklara bayram harçlığı ve mendil verilirdi.

Bayramdan önce subaylara ve memurlara da birer maaş ikramiye dağıtılırdı. Ayasofya, Sultanahmet, Süleymaniye, Fatih gibi büyük camilerin ulemaya "kürk bahası", "iftariye" adı altında hediyeler dağıtılırdı. Bayramlarda askere şeker, kuzu, helva ve salata verilirdi. Zaptiyeye ise birer adet fes ve püskül verilir veya bedeli ödenirdi. Bayramın birinci günü, hapishanelerdeki mahkûmlara helva dağıtılırdı. Bayram nedeniyle, cezasının üçte ikisini çekmiş mahkûmların bir kısmı da affedilirdi.

BAYRAM HABERCİSİ TOP ATIŞI

Osmanlı'da Ramazan Ayı'nın, bayramın başlangıcı, bitimi top atışıyla ilan edilirdi. Bayram, arife günü top atışlarıyla başlar, son günün ikindi vaktinde atılan top atışıyla sona ererdi. Top atışını yapmak donanmanın göreviydi.

OSMANLI'DA BAYRAMDA ÖZEL OLARAK YAPILAN TATLILAR VAR MIYDI?

Tatlısız ve şerbetsiz bir Osmanlı sofrası düşünülemez elbette. En yetenekli baklava ustalarının elinden çıkan baklavalar Ramazan Ayı'nın olmazsa olmazıydı.

Ramazan Ayı'nın ortasında her on askere bir sini baklava tepsisi düşecek şekilde hazırlıklar yapılırdı.Silahtar Ağa'nın ilk siniyi padişah adına almasıyla başlayan tören nizami bir şekilde her bir siniyi ikişerli şekilde bölünmüş askerlerin yüklenmesiyle devam ederdi. Her bölüğün amirleri önde olmak suretiyle baklava sinilerini taşıyan askerler kışlalara doğru yürürdü.

İstanbul ahalisi de "Baklava Alayı"na büyük bir alaka gösterirdi. Gelenek haline gelen "Baklava Alayı" Ramazan ayının sembollerinden birisiydi.

MİSAFİRLERE ÖNCE ŞEKER SONRA KAHVE İKRAM EDİLİRMİŞ. BUNUN SEBEBİ NEYDİ?

Bayramda eve gelenlere önce şeker, ardından kahve ikram edilirdi. Ancak şeker öyle bir tane verilmez, şeker tepsisi misafirin önüne konulurdu. Misafir tepsiden istediği kadar şekeri yerdi. Malum kahve sert bir içecektir. Aç karnına içilmesi mide açısından sıkıntılı durumlara yol açabileceğinden Osmanlı kültüründe önce hafif bir şeyler yendikten sonra kahve içilmesi tercih edilirdi. Ama her kahve içiminde bir öğün yenmesi mümkün olmadığından arada kahve içilirken şeker ya da reçel yenmesi âdetti.

BAYRAM ZİYARETLERİNİN ÖNEMİ NEYDİ VE NEYE GÖRE YAPILIRDI?

Mahalle'de bayramlaşma ise ayrı bir anlam ifade ederdi. Mahalle bekçileri ve Ramazan davulcuları ev ev dolaşarak bahşişlerini toplarlardı. Eğer mendil ve kumaş verilirse bu bir sırığa bağlanırdı. Bunların ardından tulumbacılar, daha sonra da çöpçüler ziyarete gelirdi. Bu ziyaretçileri uğurlayan ev sahipleri, yola düşerek ilk gün yakın akrabaları olan büyüklerini ziyarete giderlerdi.

Hatta resmî bayram ziyaretleri de önemliydi. Bayram tebrikini yalnız Müslümanlar yapmazdı. Ermeni Patriği'nden Keldani Patriği'ne, Ortodoks Metropolitler'den Karadağ Prensi'ne kadar herkes padişaha bayram tebriki gönderirdi.

SARAYDA BAYRAM NASILDI?

Osmanlı'da iktidar sadece askeri güçle değil, kutlamalardaki ihtişamla da ölçülürdü. Ramazan ve Kurban bayramı kutlamaları bunun en güzel örnekleriydi. Bayram Alayı, Osmanlı padişahlarının bayram namazını kılmak için saraydan camiye gidiş ve dönüşleri sırasında yapılan merasime denirdi.

Bu merasime tanıklık eden Paul Lucas şöyle diyor:

"At üzerinde hükümdarın ihtişamı ile hiçbir şey kıyaslanamaz. Bindiği ve yedekte götürdüğü atları yeryüzünün en güzel atlarıydı. Atların koşumları altın, inci ve mücevherlerle bezeliydi. Üniformaların çeşitliliği ve debdebesi, atların güzelliği ve koşumların zenginliği ve subayların çokluğu içinde alay intizam içinde yol alıyordu. Gerçekten de dünyanın en eğlenceli merasimiydi." Bayram Namazı için gidilecek camiyi padişah seçerdi. Bu genellikle Ayasofya ya da Sultanahmet Camii olurdu. Padişahlar, bayramın ilk günü sabah namazını Hırka-i Saadet dairesinde kılar, ardından. Darü's- saade Ağası ve Silahdar Ağa gibi yakın görevlilerle burada bayramlaşılırdı.

Ama en önemli nokta, Osmanlı döneminde bayramların, devlet erkânının katıldığı, büyük hazırlıkların yapıldığı alanlarda halkın da geniş katılımıyla da yapılmasıydı.

BAYRAMDA TATLI YEMEK PEYGAMBER SÜNNETİ

Çocuklar için bayramın önemi neydi?

Bayram kavramının en mutlu ettiği varlıklar çocuklardır denilebilir. Bugün böyle olduğu gibi Osmanlı'da da öyleydi. Çocuklar, kendilerine alınan yeni elbiseler, bayram harçlığı toplama, sınırsız şekerleme yeme, ziyaretler ve şehrin meydanlarında kurulan eğlence parklarıyla tam bir şölen yaşarlardı.

Bayram namazına gitmeden önce, bir iki lokma yemek tercihen hurma yenilmesi adetinin sebebi neydi?

Çünkü Peygamberimizin (s.a.v) Ramazan Bayramı'nda namaza gitmeden önce birkaç tane hurma yediği kaynaklar da bildirilmiştir. Bu sebeple Osmanlı döneminde de Peygamberimiz'in (sav) hurma yeme âdeti bir sünnet kabul edilmiştir. İşte bayramlarda tatlı ikramı geleneği buradan doğmuştur denilebilir.

ZEKAT VERMEK İSTEYENLER BAYRAM GÜNÜNÜ MÜ BEKLERDİ?

Fitre vermek için genelde Ramazanın sonu beklenirdi ama bu bir kural değildi. Ramazan Ayı içerisinde de fitre ve zekât verilmekteydi. Hatta hem dinen Ramazan Ayı'nda hayır ve hasenat yapılması daha fazla sevaba erdirdiğinden hem de zekât ve diğer malî yardımların, toplumun kaynaşması ve kardeşliğini sağladığından bu tercih edilirdi. Hatta kimileri de fitrelerini ve zekâtlarını, Ramazan gelmeden Şaban ayında verirdi ki, muhtaç durumda olanlar tedariklerini önceden görsünler ve Ramazan'da hiçbir sıkıntı çekmesinler diye. (Star-Pazar)

2021 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN