İnsan Dönüşmek İster I Mustafa Akar
"İnsan daima dönüşmek ister" diyen Mustafa Akar, ilk romanı "İnsan Gitmekten Yapılmıştır" ile taşra entelektüellerinin hakikati arama yolculuğuna ayna tutmakta. Akar, romanında insanın ontolojik eksikliğine ve tamamlanma arzusuna odaklanıyor. İnsanın doğası gereği hep bir dönüşüm ve bütünlük arayışında olduğunu belirtiyor. Bu yolculukta karşımıza çıkan toplumsal yapıların veya manipülatif figürlerin bizi kendi aslımızdan uzaklaştırmaması gerektiğini de vurguluyor İşte, Mustafa Akar'ın "İnsan Gitmekten Yapılmıştır" eserine dair merak edilenler...
◾ Şiir ile başladığı edebi yolculuğa kaleme aldığı romanıyla yeni bir renk getiren Mustafa Akar, okuyucularıyla kitabının lansmanında buluştu. Buluşmada, eserinde yer verdiği "dönüşüm serüvenine" bilhassa dikkat çekti.
SORU: "İnsan Gitmekten Yapılmıştır" ilk romanınız hakkında neler söylemek istersiniz?
Mustafa Akar:
◾ Roman; taşra entelektüellerinin hakikati arama yolculuğunda bir durak noktası. Bu kitaptaki kahramanlar aslında hakikatin peşinde giderken kendi gerçekliklerini, kendi hakikatlerini, kendi asıllarını aramaya çalışıyorlar. Fakat kendilerini bulma yolunda, bir şekilde onları manipüle eden bir hocaya denk geliyorlar. Aslında buradaki temel mesele şu: İnsan her zaman başka bir insana ihtiyaç duyar. Çünkü hep dönüşmek ister, farklılaşmak ister. Ama o istediği, aradığı, dönüşmeyi arzuladığı insan hiçbir zaman istediği gibi çıkmaz. "İnsan Gitmekten Yapılmıştır" için buradaki tenakuzu anlatan bir roman diyebiliriz.
SORU: Şiirin dışında bir türde yazmak size neler hissettiriyor?
Mustafa Akar:
◾ Ben edebiyata şiirle başladığım için ilk defa bir roman yayınladım. O açıdan benim için farklı bir deneyim oldu. Tabii yazı hayatına şiirle başladım ama bu roman da şiirden çok ayrı bir roman değil. Yine şiirin dünyasının içinden insanlara hitap eden bir roman. Dolayısıyla bu farklı disiplinler arasındaki uzaklığı bir anlamda kısaltacağını düşünüyorum.
SORU: "İnsan Gitmekten Yapılmıştır" romanı bize ne anlatıyor?
Mustafa Akar:
◾ Burada anlatmayı istediğimiz şu; insan dönüşmeyi isteme yolunda, dönüşmeyi isteme macerasında, serüveninde, karşısına hep aslında kendisine dönüşememiş, onun kadar, kendisi kadar olamamış yalancı insanlar, yalancı hocalar çıkar. Mesaj hep şudur: "Biz kendimiz dönüşebiliriz, kendi gücümüzle, kendi içimizdeki kuvvetle dönüşebiliriz." Dolayısıyla başka bir insandan, başka bir güçten dönüşmeyi istemek bizi her zaman yalancı bir duvarlarla karşılaştırır...
SORU: "İnsan Gitmekten Yapılmıştır" romanınızın konusu nedir?
Mustafa Akar:
◾ Bu romanın merkezi de insanın dönüşmeyi istemesi. Niye dönüşmeyi isteriz? Çünkü biz hiçbir zaman aynaya baktığımızda kendimizi genelde yeterli görmeyiz. Kendini çok yeterli gören insanlar narsistlerdir. İnsan eksik bir varlıktır. Eskilerin tabiriyle nakisası olan bir varlıktır. Dolayısıyla hayatımız hep bir bütünlüğü aramak üzerine geçer. Yeni bir ev almak isteriz, yeni bir işe girmek isteriz, yeni bir ülkeyi merak ederiz, yeni bir insanı tanımayı isteriz. Bu bizim kendi eksikliğimizle alakalı bir şeydir. Hep başka bir insanla, başka bir nesneyle, başka bir mekânla, başka bir zamanla tamamlanmayı arzu ederiz.
◾ Bu insanın yaratılışından ontolojik bir durum. Bu kitabın merkezinde de az önce bahsettiğim dönüşmeyi isteyen, dönüşmeyi merak eden insanlar var. Fakat dönüştükçe dönüştükleri o kişinin yani kendileri de dönüşmeye çalışıyor. Dönüştükleri o kişinin aslında istedikleri kişi olmadığını, başka bir insanın onları manipüle ettiğini, kendilerine benzetmeye çalıştığını anlatıyor. Buradan belki şöyle genel bir şey söyleyebiliriz. İçinde bulunduğumuz sosyal ortamlar, topluluklar, iş yerleri aslında hep bizi başka bir insan olmaya zorluyor...
SORU: Bir şair roman kaleme alabilir mi?
Mustafa Akar:
◾ Şairler genelde roman yazma konusunda kendilerini geride hissederler. Çünkü şiir, metinler arasında şairler için her zaman bütün metinlerden daha kıymetli gelir. Şairler, siz de çok iyi bilirsiniz ki yazdıklarına hiç dokunulmasın isterler. Onlara çok büyük kıymetler biçerler. Ben öyle değilimdir. Şiiri yazılabileceği gibi hikâyenin de romanın da tiyatro metninin de senaryonun da çok rahat yazılabileceği kanaatindeyim. Hatta Farsiler, şair-i maderzat yani "Şairlik doğuştandır" derler.
◾ Bendeniz yine buna inanmıyorum, katılmıyorum. Şiirin de sonradan yazılabileceğine inanırım. Dolayısıyla metinler arasındaki böyle keskin ayrımların olmaması gerektiğini düşünürüm. Şair dile hâkim ise çok rahat bir şekilde diğer metinler de kaleme almalıdır. Ama bizim ülkemiz ne yazık ki disiplinler arasındaki ayrımların çok net hissedilebildiği bir yer…