Arama

İlk Türk fotoğrafçı “Rahmizade Bâhâeddin Bediz”

İlk Türk Müslüman fotoğrafçı “Rahmizade Bâhâeddin Bediz”

Rahmizade Bahaeddin Bediz Bey, Türkiye’de fotoğrafçılığın öncülerinden kabul edilir. Büyük cam negatifler kullanarak ahşap makinelerle çekimler yapmıştır. Eserlerinde hep incelik ve detayların peşinde olmuştur ve fotoğraflarına bakınca bu kendine özgü üslubu hemen göze çarpar.

Batılılaşma hamlelerinin yansıma biçimi olarak 'da fotoğrafın bir statü göstergesi haline dönüşmesi önemli bir nedendir. Çünkü Osmanlı'da fotoğrafa -'da olduğu gibi- önce varsıl aileler ilgi göstermiştir. Asırlar boyu soyluluk göstergesi olan resim yaptırma geleneği yavaş yavaş yerini fotoğrafa bıraktı. Osmanlı'da da benzer şekilde 'un zengin aileleri fotoğrafı tercih etmeye başladı. Çünkü insanlara hem pratik hem de daha ucuz bir yöntem sunuyordu. Fotoğraf, ancak asırlar sonra ucuzladı. Bunun sonucu olarak da yaygınlaşarak halka ve tabana yayılabildi.

OSMANLI FOTOĞRAFÇILIĞI VE İSTANBUL



Osmanlı fotoğrafçılığını geliştiren en önemli unsurlardan biri Batılı seyyahların, ressamların ve fotoğrafçıların, başta İstanbul olmak üzere Türk coğrafyasına duyduğu ilgiydi. Bunun kökeninde kuşkusuz 16. yüzyıldan itibaren Batı dünyasındaki yazar ve sanatçıların Doğu algısını biçimlendiren oryantalist bakış yatar. Osmanlı, Batı için her dönemde merak edilen gizemli yerlerin başında geliyordu. James Robertson, İngiltere'de kazandığı fotoğraf bilgisini İstanbul'a taşıyarak çektiği nadide karelerden oluşan Photographic Views of Constantinople adlı bir albüm hazırladı. Aynı şekilde Carlo Naya, İtalya'dan Beyoğlu'na gelip yerleşen ilk yabancı fotoğrafçı oldu. Ayrıca İngiliz fotoğrafçı Francis Frith, Ernest de Caranza, Alfred Nicolas Normand, Pascal Sebah, Francis Bedford, Alfred de Moustier, Guillaume Berggren ve daha birçok isim Osmanlı'nın zenginliklerinden etkilenip fotoğraf makinesini konuşturan isimlerdendi.

Rahmizade Bâhâeddin (Soyadı Kanunu sonrasında Bahaettin Rahmi Bediz), fotoğraf tarihçilerinin pek çoğuna göre ilk Türk fotoğrafçıdır. Çektiği fotoğrafların, özellikle portrelerin, dönemi için belge oluşturan nitelikleri ve kalitelerinin sanatsal derinliği de göz önüne alındığında, Türkiye'de fotoğrafçılık sanatının da öncüleri arasındadır. Fotoğrafları günümüzde, sadece Türkiye'de değil, Girit'te de çağına ait referanslar olarak değerlendirilmektedir.

BİR GİRİT TÜRK AİLESİ ÇOCUĞU

Varlıklı bir Girit Türk ailesinin çocuğu olarak 19 Haziran 1875'te İstanbul'da doğmuştur. Orta öğrenimini memleketi Hanya'da yapmış, 1886'da mezun olduktan sonra Galatasaray Lisesi'ne (o dönemde Mekteb-i Sultanî) girerek 1895'te de buradan mezuniyetini almıştır. Ertesi yıl Girit'e dönmüş ve babasının mirası olan 45 Osmanlı altını ile 1910 yılına kadar Hanya'da önce kitapçılık ve kırtasiyecilik yapmıştır. Bu dükkânı açarken ailesinin ısrarına rağmen memurluğu reddetmiştir. Sonra da yine Hanyalı olan Salih Zeki Salihzade ile neredeyse eşzamanlı olarak fotoğrafçılığa başlamıştır. 1910-1915 arasında İzmir'de mesleğini sürdürdükten sonra İstanbul'a yerleşmiş ve ismini Resneli Niyazi'ye olan hayranlığından dolayı verdiği Resna Fotoğrafhanesini açmıştır.

"O zamanlar hayatı yeni tanımaya başlayan bir çocuktum. İlk ticaret arzusunu mili bir duygudan aldığımı şimdi anlıyorum. Köprüden geçerken limanı dolduran irili ufaklı yolcu ve ticaret gemilerinde hep ecnebi bayrakları dalgalanırdı. Şanlı bayrağımızı taşıyan tek tük köhne idare-i mahsusa tekneleri bana bir teselli vermekten ziyade hüznümü daha da arttırırdı…"

İlk fotoğrafçılar Müslüman ve Yahudilerden çıkmadı. Çünkü her iki dinde de tasfir günahtı. Osmanlı İmparatorluğu'na gezginler yolu ile giren fotoğraf Hıristiyan dinine mensup Ermeni ve Rumlardan çıkmıştır. İlk Osmanlı fotoğrafçıları fotoğraflarda model olarak Hıristiyanları kullandılar. Beyaz peçeleri ile gösterilen Türk Kadını diye adlandırılan bu zarif hanımlarda İslami giysiler içindeki Hıristiyan modellerdi. 19'uncu yüzyıldaki matbaa baskısı konusunda teknik şartlar elvermediğinden bu fotoğraflar bugünkü kartpostal görevi üstlenmişti. Ve böyle albümler hazırlandı.

RESNE FOTOĞRAFHANESİ

Türk fotoğrafçılık tarihinin dönüm noktalarından biri olarak kabul edilen Resne Fotoğrafhanesi, tamamı gayrimüslim olan Pera Caddesi (Beyoğlu) fotoğrafçıları ile yan yana değil, tarihi yarımada tarafında Babıali Caddesi, numara 15'de (daha sonra 59 numara) kurulmuş ve onlarla bu adresten rekabet etmiştir. Rahmizade Bahaeddin bu stüdyonun ardından Üsküdar ve Bahçekapı'da da birer şube açmış, kısa zamanda büyük üne kavuşmuştur. Hem Resne Fotoğrafhanesi döneminde hem de öncesinde ve sonrasında, genç fotoğrafçılık ustalarının yetiştirilmesinde de büyük rol oynamıştır (Prevezeli Mustafa Neşet, yine Giritli olan Kandiyeli Hamza Rüstem, Şinasi Barutçu gibi).

"Bütün Galata ve Beyoğlu muhiti tamamen ecnebi dükkânlarla dolu idi, bir Türk firması görülemezdi. Bu günler ve bu düşünceler bende derin izler bıraktı ve büyük bir Türk firması tesis ederek hiç değilse onlar derecesinde varlık göstermeye azmettim. O zamanın zihniyeti buna mani idi. Ailem de bu işe tamamen muhalifti. Devlet memuru olarak yetiştirmek istedikleri oğullarının böyle bir esnaf olmasını hiçbir veçhile terviç etmiyorlardı."

Bahaeddin Bediz, 1935'te Ankara'ya taşınarak "Otopus" fotoğraf stüdyosunu açmış, 1937'de Türk Tarih Kurumu fotoğraf departmanının yöneticiliğine tayin edilmiştir.

1951'de İstanbul'da vefat etmiştir.

2019 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN