Arama

" ruhi yolculuğumu aydınlatan bir ışık oldu"

Tezhip sanatı ruhi yolculuğumu aydınlatan bir ışık oldu

sanatına getirdiği yeniliklerle adından söz ettiren tezhip sanatçısı , sanata ve estetiğe olan bakış açısını "İnsanı en ulvi varlık olarak gören , kendi sanatını insan merkezli olarak ortaya koymuş, ebedi bilgiye ulaşmada bir araç olarak görmüştür. Kur'an-ı Kerim'in ruhundan yansıyan estetik, kainatın yüreğinde hissedilir" sözleriyle dile getirdi.

sanatçısı , "Sanat, düşünebilen, gerçeği görebilen, toplumu anlayabilen insanların işidir. Sadece duygudan ibaret değildir. Bir düzen, ahenk ve disiplindir." dedi.


Kubbealtı Nakışhanesi'nde 1980'li yılların başında, tezhip sanatının önde gelen isimlerinden olan 'dan renk, desen ve kompozisyon üzerine eğitim alarak tezhibe başlayan Subaşı, daha sonra tarafından Topkapı Sarayı'nda açılan Nakışhane'de de 'le çalışmalarına devam etti.


"TEZHİP, YOLUMU AYDINLATAN BİR IŞIK..."

Tezhip sanatına getirdiği yeniliklerle adından söz ettiren Subaşı, yaptığı açıklamada, sanatı bir hobi olarak görmediğini belirterek, sanatın tutku ve hayat tarzı olduğunu söyledi.


Naciye Subaşı, tezhip sanatının kendisi için önemine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Sanat, düşünebilen, gerçeği görebilen, toplumu anlayabilen insanların işidir. Sadece duygudan ibaret değildir. Bir düzen, ahenk ve disiplindir. Onda fikrin, tefekkürün ve aklın bütün çilesi vardır. Sadece estetik bir obje ya da yetenek ve hayal gücünün kullanılması değildir. İnsanların kalplerinde coşku ve yaşama sevinci uyandıran, kendisini bulmasına yardımcı olan bir olgudur. Umudu, inancı, güzelliği, sevgiyi güçlendiren bir aydınlanmadır. Uzun yıllarımı verdiğim tezhip sanatı da benim için ruhi yolculuğumda yolumu aydınlatan bir ışık, bir meşale olmuştur diyebilirim."


"KUR'AN-I KERİM'İN RUHUNDAN YANSIYAN ESTETİK, KAİNATIN YÜREĞİNDE HİSSEDİLİR"

Yurt içinde ve dışında açtığı sergilerin yanı sıra, çok sayıda ödüle de layık görülen Subaşı, Dubai'de düzenlenen ve "Görsel Sanatlar Oscarları" olarak adlandırılan "Global Art Awards"ta aldığı birincilik ödülüne ilişkin, "Dünyanın farklı ülkelerinden 800'den fazla adayın müracaat ettiği yarışmada finale kalmak ve nihayetinde birincilik ödülü almak, hamd olsun, hem sanatım, hem ülkem, hem de kendi adıma gurur verici" diye konuştu.


Subaşı, birincilik ödülü alan eserinin desen tasarımı olduğunu dile getirerek, "Altın, mavi ve beyaz renklerin hakim olduğu bu çalışmada, mücevher tezhip tekniğiyle yapılan süslemeler, panoya zenginlik kattı. Aynı zamanda dairevi formda hazırlanan bu eser, dijital olarak da yarışmaya gönderilmişti" ifadelerini kullandı.


KLASİK TEZHİBİ KENDİ ÜSLUBUYLA HARMANLADI

Kendine has kabartma süsleme tekniği kullanan ve klasik tezhip üslubunu farklı yorumlayarak, özgün eserler hazırlayan sanatçı, şu bilgileri verdi:

"Tezhip, altın ve çeşitli renklerde boyalar yardımıyla uygulanan iki boyutlu bir süsleme sanatıdır. Ortaya koyduğum ve geliştirmeye çalıştığım 'mücevher tezhip' ise motiflere üçüncü boyutu getiren, her bir detayın tek tek kabartılarak ortaya çıkarıldığı bir bezeme biçimidir. Tezhibin içindeki bazı motiflere derinlik kazandırmak amacıyla yapılan üç boyutlu çalışmalardır. Kompozisyon içindeki motifin her bir detayı, kabartma tekniğiyle tek tek çalışılır. Klasik tezhip içindeki hacimsel alanı yüzde beşi geçmez. Kullanılan ögelerin üslup, teknik, motif ve renk bakımından belirli bir düzen ve ahenk içinde ifade edilmesi önemlidir."


Sanatçı Subaşı, sanat ile hayatın iç içe olması gerektiğini vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Tabiatın her zerresinde estetik ve ahenk gizlidir. İnsan da kendi başına evrenin minyatür halidir. İnsanı en ulvi varlık olarak gören İslam, kendi sanatını insan merkezli olarak ortaya koymuş, ebedi bilgiye ulaşmada bir araç olarak görmüştür. Kur'an- Kerim'in ruhundan yansıyan estetik, kainatın yüreğinde hissedilir. İnsanı düşündürmeli, onu terbiye etmeli, bir bakıma insanı sonsuzluğa taşımalıdır."


"SANAT İNSANIN BENLİĞİNİ GELİŞTİRİR, DUYGULARINI YÜCELTİR"

Tezhip sanatının da diğer sanat alanları gibi zamanla değişime uğrayarak geliştiğinin altını çizen Subaşı, şöyle devam etti:

"Sanat eseri, üretildiği dönemle konjonktürel, tarihi ve ahlaki bağlantı içindedir ve tarih içerisinde önemli değişimlere uğramıştır. Teknolojik gelişmeler, sanatın doğasından kaynaklanan arayışlar, bilgiye ve belgeye ulaşmadaki kolaylıklar, yeni arayışların ve bakış açılarının oluşmasına imkan vermiştir. Sanatçının içinde taşıdığı çağrışım zenginliğini yansıtan farklı eserleri gözlemlediğimizde, tezhip sanatının yapısal bünyesinin sonsuz tasarımlara açık olduğuna şahit olmaktayız. Geçmişin birikimini bugünün bakış açısıyla harmanlayarak, tasarım ve yaratıcılık açısından farklı ve güçlü eserlerin ortaya konması, sanatı durağanlıktan çıkarmaktadır."


Naciye Subaşı, sanatın aynı zamanda bir gönül işi olduğunu vurgulayarak, "Sanat, insan hayatıyla bütünleşen saygı, hoşgörü, güzellik, insan ve doğa sevgisidir, İyilik, güzellik, doğruluktur. Çünkü sanat, insanın benliğini geliştirir, duygularını yüceltir, eğitir, ruhunu esenliğe ve diriliğe kavuşturur." dedi.


Her sanat dalının usta-çırak ilişkisi içinde öğrenilebileceğini kaydeden Subaşı, güzellik, aşk ve sanatın, birbirini var eden kavramlar olduğunu aktararak, "Güzelden maksat aşk. Aşkın dili ise sanattır. Atalarımız, 'aşk olmayınca meşk olmaz' demiştir. Aşk varsa meşk de vardır. İnsan eğer çok istediği bir şeyde azmederse, tutkusunu her daim diri tutarsa, samimiyet de varsa muhakkak elde eder istediğini" görüşünü dile getirdi.

2019 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN