Issızlığın ortasındaki on bin yıllık Türk kabilesi: Duhalar
Türkiye'nin iki katı büyüklüğündeki Moğolistan'da ıssızlığın ortasında yaşayan Duha Türklerini daha önce hiç duymuş muydunuz? Ya da dünyada nüfusun en seyrek olduğu yerlerden birinde, geyik sürüleriyle izole bir hayat sürdürdüklerini? Sizler için, on bin yıllık Duhaların ilginç hayatlarını derledik.
Önceki Resimler için Tıklayınız
Duhalar eşitlikçi ve paylaşımcı bir toplumdur; toplum içinde güç, otorite sahibi bir lider yoktur; yaşlı kişilerin sözü önemsenmekle beraber, kararlar birlikte alınır ve uygulanır. Hiyerarşik bir toplumsal yapıları olmadığı için, kadınlar ve erkekler arasındaki eşitsizlik de teorik olarak yok denecek kadar azdır. Duhalar, kendi aralarında kurdukları bu eşitlikçi ilişkileri, doğayla doğrudan kurdukları ilişkilerde de korurlar ve yaşayan her canlıya saygı duyarlar.
Duha Türkleri Şamanizme inanıyor. Taygada yaşayanlar, güneşin, ayın veya önemli doğa olaylarının durumuna göre ya da ciddi hastalıklar gibi zorluklar halinde ayinler düzenliyor. Bu ayinlerde ruhlarla temasa geçerek zorluklardan kurtulmak için kötü ruhları kendi yöntemleriyle kovduklarına inanıyorlar.
Taygadaki Duha topluluğunun içinde iki şaman bulunuyor. Biri topluluğun önde gelenlerinden Gambat Sandık. Gambat, sağlık sorunu ve kişisel sıkıntıları olan kişilerin kendisine çözüm bulmak için geldiğini anlatıyor. Bu sıkıntıları ortadan kaldırmak için ayinler yaptığını aktaran Gambat, kötü ruhları kovduktan sonra kişilerin sıkıntılarından kurtulduğunu savunuyor.
Duhaların hazırladığı geleneksel yemeklerde kullanılan Ren geyiği sütü oldukça yağlıdır ve öncellikli olarak sütten say, tuzlu, sütlü çay hazırlamada ve iki tür peynir yapımında kullanılır, pi'stak ve huret, taze sütün bir kaç dakika kaynatılması ile birlikte Duhaların hööretken süt, yükselmiş süt dedikleri kalın bir kaymak elde edilir. Kışın ise Ren geyiklerinin verimsiz olduğu dönemde donmuş ajey süt, sütlü çay yapmak için kullanılır ve külde pişirilen halka biçimindeki höngen adlı geleneksel ekmek ile demir kapta yapılan hileep yemeği yapılır.
Dünyanın her yerine hızla yayılan teknoloji Duha Türklerinin yaşadığı ıssız taygalara da ulaşmış. Yakın zamana kadar teknolojiden uzak, dış dünyaya nispeten kapalı hayat süren Duhaların artık elektrik üretmek için güneş panelleri, uydu antenleri ve televizyonları, telefonları, bazı ailelerin arazi araçları vardır.
Duhaların çocukları da yakındaki ilçede bulunan yatılı ilkokul ve ortaokulda eğitim alıyor. Lise için ise daha büyük şehirlere gitmek zorundalar ancak derslerin Moğolca olması kendi dillerini öğrenememelerine ya da unutmalarına neden oluyor.
Hem dış kültürlere açık olmaları hem de çocukların okumak için taygalardan ayrılmaları, Duha kültürünün ve geleneksel yaşam tarzlarının özellikle genç nesillerde değişmesi veya yok olmaya başlamasını beraberinde getiriyor. Duha toplumundaki yaşlılar Moğolcanın yanında kendi dillerini konuşabilirken gençlerin bir kısmı Duha dilini bilmiyor.
Duha Türklerinin konuştuğu Türkçe ise Türkiye'de veya Orta Asya coğrafyasında konuşulan Türkçe ile benzerlikler gösteriyor. Duhalar Türkiye'den giden biri ile anlaşmakta zorluk çekse bile birçok ortak kelime sayesinde bir iletişim yolu bulunabilir.