Helicobacter pylori nedir? Nasıl bulaşır?
Birçok kişinin varlığından henüz haberdar olmadığı fakat dünyada en sık rastlanılan bakteriyel enfeksiyonlar içerisinde yer alan Helicobacter pylori, bir milyardan fazla insanda görülüyor. Peki bu bakteriyel enfeksiyon tam olarak ne oluyor? Helicobacter pylori nasıl bulaşıyor? Vücutta sinsice ilerleyen bakteri hakkında bilinmesi gerekenleri derledik.
Önceki Resimler için Tıklayınız
Mide ülseri, 12 parmak bağırsağı ülseri olan hastalarla mide de ağrı yanma, şişkinlik, gaz, geğirme gibi yakınmaları olan kişilere mutlaka yapılmalıdır. Yapılan tedavi her zaman *dispeptik belirtilerin geçmesini sağlamaz ama bakterinin diğer ciddi hastalıklara zemin hazırlamasını engeller.
*Dispepsi: Karnın üst bölgesine yerleşmiş olan şişlik, bir aydan fazla süredir devam eden ağrı, geğirme ve gaz çıkartmayla seyreden şikayetler paketidir. Halk arasında hazımsızlık diye adlandırılır ve sık görüldüğü için pek de önemsenmez.
Helicobacter pylori en az 2 tanesi güçlü antibiyotikler olmak üzere 3'lü veya 4'lü ilaç kombinasyonları kullanılarak yapılır. Süresi uygulanan protokole göre 10 ila 14 gün arasında değişir. Uygulanan bir protokole tedavi yanıtı alınmazsa aynı ilaçlar bir kez daha kullanılmamalıdır. Tedavi başarısı geçen yıllara göre giderek azalmaktadır. Bunun nedeni bilinçsiz antibiyotik kullanımı nedeniyle bakterinin antibiyotiklere dirençli hale gelmesidir.
Tedavi olduktan sonra yeniden bu bakteriyle infekte olma riski teorik olarak yoktur. Bununla birlikte %0.5 den daha az oranda yeniden yakalanma riski olduğu düşünülmektedir. Günlük pratikte bu olasılık yok kabul edilmektedir.
H. pylori üst gastrointestinal hastalıklarının en sık sebebidir. Bu enfeksiyonun eradikasyonu dispepsi, gastrit, peptik ülser semptomlarını azaltacaktır ve belki de mide kanseri önlenecektir. Antimikrobiyal direncin artması, bu bakterinin önlenme stratejilerine ihtiyacı arttırmaktadır. Fare modelleri üzerinde yapılan aşı çalışmaları umut verici sonuçlara sahiptir. Araştırmacılar değişik adjuvanlar, antijenler ve immun sistemin korunmasında en uygun yöntemi anlamak için immunizasyon yolakları üzerinde çalışmaktadır. Araştırmacıların çoğu daha yeni hayvan çalışmaları safhasından insanlar üzerinde yapılan çalışmalara geçmiştir. H. pylori enfeksiyonuna karşı geliştirilen intramusküler bir aşının Faz I klinik çalışmalar sürmektedir.
Alman bilimadamları 1875 yılında, insan mide mukozasında spiral şekilli bir bakteri tespit etti, fakat kültür edilme imkânı yoktu ve nihayetinde unutulup gitti. İtalyan araştırmacı Giulio Bizzozero, 1893 yılında köpeklerin midesinde asidik ortamda yaşayan benzer şekilli bir bakteri tarif etti. Prof. Walery Jaworski 1899 yılında insanlardan mide içeriğinde sedimentleri araştırdı. Bazı çubuk şekilli bakterilerin yanı sıra karekteristik spiral şekilli bakteriler buldu ve bu bakterileri Vibrio rugulo olarak adlandırdı. Ayrıca Prof. Walery Jaworski, mide hastalıklarının patogenezinde bu organizmanın olası rollerinin olduğunu öne süren ilk kişi oldu. 1900'lü yılların başında yapılan birçok küçük çapta araştırma mide kanseri ve peptik ülserli birçok hastanın midesinde virgül şeklindeki bakterilerin varlığını gösterdi. Bununla beraber Amerikan bilimadamlarının 1954 yılında yayınlanan; 1180 mide biyopsisinde bu bakterinin gözlenmemesi husundaki bir çalışmanın ardından bu bakteriye olan ilgi azaldı.
Mide hastalıklarında bakterinin rolünü anlama husundaki ilgi, 1970'lerde mide ülseri olan hastalarda bakterinin gösterilmesini takiben yeniden alevlenmiştir. Avustralyalı patolog Robin Warren tarafından da 1979 yılında bu bakteri gösterildi, ardından 1981 yılında Avustralyalı doktor Barry Marshall ile çalışmalarını ilerletti. Mideden bu bakterinin kültürü üzerine yapılan birçok başarısız denemenin ardından, en sonunda Paskalya tatili nedeniyle bilinçsiz olarak Petri kaplarının 5 gün inkübasyonu sonunda 1982'de kolonilerin gösterilmesi başarıldı. Warren ve Marshall yayınladıkları makalede, H. pylori enfeksiyonunun birçok mide ülseri ve gastritin nedeni olduğunu, daha önce sanıldığı gibi stres yahut baharatlı yemeklerle alakası olmadığı fikrini ileri sürdü.