Arama

Türk okçularının başarılarının sırrı

"Yâ hakk!" nidasıyla bir solukta atılır ok. Atılmadan evvel de usulü gereği kemankeş ustasının "kemankeş sırrı" kulağa fısıldanır. Kemankeşlik, cesaretin Allah'a tevekkülüyle buluştuğu sanattır. Sanatın ince nüanslarda zenginleştiği kültürümüzde, okçuluğun zarif yüzüğü de dikkat çekecek nitelikte. Okçulukta, ok ve yay dışında, kullanımı kolaylaştırmak ve güvenliği artırmak için kullanılan yardımcı araçlardan zihgir, aynı zamanda değerli taşlarla süslenen bir takı olarak önemli donatılar arasında günümüze kadar geldi.

  • 1
  • 18
TÜRK VE OK
TÜRK VE OK

Okçuluk Türkler için ata sanatıdır. Geçmişte savaş ve avcılık, günümüzde ise spor alanında önemli bir dal olarak devamlılığını sağlıyor. Bununla birlikte ok ve yay bu millet için egemenlik simgesi olup çetir ve sikkelerde kullanıldı. Okçu kavimlerden olan Türk milleti ok ve yayı zaman içerisinde mükemmelleştirdiler. Türk okçuluğunun en iyi belgelendirilmiş dönemi ise Osmanlı dönemidir.

  • 2
  • 18
OSMANLI DÖNEMİNDE KURUMSALLAŞTI
OSMANLI DÖNEMİNDE KURUMSALLAŞTI

Okçuluk, Osmanlı'da sadece bir savaş sanatı olarak kalmadı. On beşinci yüzyıldan itibaren aynı zamanda sistemli bir şekilde kurumsallaştı. Ok meydanları, sadece ok atmaya tahsis edilmiş vakıf hüviyetinde kurumlarda yalnız İslâm dünyasında değil, dünyanın da bir istisnadır.

Atıcılar tekkesinde bir antrenör nezaretinde, belli bir eğitim metodolojisiyle yetiştirilen kemankeşler (ok atıcıları), yine kurallara ve formalitelere uygun olarak icazet. Bu sporcuların kıran kırana rekabeti, hatırı sayılır bir üretim sektörü tarafından desteklenip beslenmekteydi.

Osmanlılar, başarıya ulaşmak imkânsız menzil rekorlarına imza atmakla kalmadılar, Asya tipi kompozit yayı da en mükemmel hale getirdiler. Yay ve ok yapan ustalar, kemangerler ve tîrgerler esnaf loncaları olarak örgütlenmişlerdi. Okçuluk sanatının olmazsa olmazı olan zihgîrin yapımı da bağımsız bir esnaf-zanaatkâr loncasıyla üstlenilmişti.

  • 3
  • 18
OKÇULUĞU ESTETİK KILAN ARAÇ
OKÇULUĞU ESTETİK KILAN ARAÇ

Zihgir veya zingir, ok atışı sırasında parmak boğumunu yaralanmalardan korumak amacıyla sağ elin başparmağına takılan atış yüzüğüdür. Diğer adları, Osmanlıca zingir, zehgir veya şast olan yüzük, Arap kaynaklarında küştiban, İran kaynaklarında yüksük anlamına gelen engüştvane olarak da bilinir.

Şast, Farsça'da 60 anlamına gelmektedir ve yüzük adını buradan alır. Zihgir (şast), ok atarken işaret parmağının ilk boğumu, başparmak tırnağı üzerine konulur; parmakların bu şekli eski Arap parmak hesabında 60 sayısının karşılığıdır. Zihgir, yayın kirişine takılarak kirişin kolay çekilmesini sağlar ve parmak dibini yaralanmalardan korur.

Türk, Moğol, Kore, Pers, Bizans okçuluk geleneklerinde birbirinden kolay ayırt edilemeyecek kadar benzer yapıda zihgirler görülür. Yine de zihgirin yapısal özellikleri, kültüre ve muhtemelen atış tekniğine göre değişiklikler gösterir.

  • 4
  • 18
OKÇULUĞUN AŞILMAYAN REKORU
OKÇULUĞUN AŞILMAYAN REKORU

Osmanlı kemankeşlik sporu yüzyıllardır adını çok bilmediğimiz büyük kemankeşlerin çıkmasını sağlamıştı. Bu sporcuların kimilerinin menzil atışları 1275 gez (800-850 metre) mesafeler ile kırılması güç rekorlara imza atmışlardı.

Osmanlıda kemankeş olmak isteyene üstadı, ok ve yayı teslim ederken kulağına da 'Kemankeş Sırrı'nı fısıldardı. Okçular dışında kimseye fısıldanmayan bu sır, Osmanlı'yla birlikte yaşadı. Osmanlı ifna olunca sır da ifşa oldu. O sır Enfal Suresi'nin 17'nci ayetiydi: "Attığın zaman onu sen atmadın. Allah attı."

Tozkoparan İskender, okçuluk tarihimizin en büyük kemankeşi sayılır. İmparatorluğun çeşitli illerinde 10 ayrı rekor kırmış ve bunların hiçbiri daha sonra aşılamamıştı. En uzun rekorunu, gündoğusu havasıyla atılan Arkurı menzilinde 1281,5 gezle kırmıştı. Bu 846 metrelik uzaklık bir dünya rekorudur.

  • 5
  • 18
RÜTBEYE İŞARET EDEN AKSESUAR
RÜTBEYE İŞARET EDEN AKSESUAR

Osmanlı kemankeşleri şans getirdiğine inanarak zihgîrlerini devamlı başparmaklarına takılı vaziyette taşırlardı. Bazı padişah portrelerinde de zihgîrin başparmağa takılı görünmesi bu geleneğin parçası olabileceği gibi, bu okçuluk aksesuarının cengâverliğin görsel bir simgesi olmasıyla da ilişkilendirilebilir. Babürşahlar Devleti'nde zihgîrin kuşağa bağlı bir ipin ucunda, "askerî elite mensubiyet"in bir göstergesi olarak taşınan aksesuara dönüşmesi, hatta Çin'de askerî elit dışında mesela zengin tüccarlar tarafından bir statü sembolü olarak takılması, Osmanlı'da da böyle bir sembolizm olabileceğini akıllara getirir.

2024 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN