Tıp tarihine damga vuran 5 Müslüman alim
Kimi tarihte ilk kanser ameliyatını yaptı kimi ise Avrupa'nın karanlık çağında tıp ilmine ışık tuttu. Döneminin en iyi hekimleri olan bu alimlerin çoğu insanlara fayda sağlaması için eserlerini Türkçe olarak kaleme aldı. Bu eserler tıp dünyasına yön verdiği gibi cerrahi aletler ve ameliyatları tasvir eden görselleri ile cerrahi alanında önemli bir yer edindi. Peki, bu hekimler kimlerdi? Müslüman tıpçılar kimlerdir? Müslüman hekimler kimlerdir?
Önceki Resimler için Tıklayınız
Başın arkasında iki kulak arasında bulunan fasd damarlarını Sabuncuoğlu Şerefeddin, bunları "ırkeyn-i hissiseyn" olarak adlandırdı.
📌 Osmanlı tabibine göre, bu damarlardan fasd yapılması nezleye, yarım baş ağrısına, kelliğe ve çıbanlara fayda eder. Fasd işleminin uygulaması için hastanın başı tıraş edilmesi gerekir.
📌 Sabuncuoğlu, 14 yaşından küçük çocuklarda ve 60 yaşından büyük kişilerde koruyucu amaçlı kan alınmasını önermez.
📌 Osmanlı hekimi Sabuncuoğlu damarın şişmesi halinde hızlıca bir parça süngerin sıcak tuzlu suya batırılarak kan alınan yerin üzerine bağlanıp bir saat bekletilmesi gerektiğini söyler. Bu işlem sonrasında şişlik iner.
Kronik migren "iki şakaktaki iki atardamarın yavaşça çekip çıkarmanın yolunu bildirir:
📌 Müzmin yarım baş ağrısı olursa ya nezle sahibi olsa, iki yarım baş ağrısına ya şakakların kaslarında baş ağrısı gelse ve müzmin olsa ve ilaç fayda etmese, bu bahsettiğimiz hastalıklarda bu iki şakaktaki iki atardamarı yavaşça çekmesini ve dağlanmasını tecrübe etmişiz. Dağlamanın yolundan yukarıda bahsettik. Yapılan işin üslubu şudur: Hastanın şakaklarındaki saçı kesesin, atardamarı bulasın, kanın akış hareketi doğrultusunda (ama soğukta bazı kişilerde bulamazsın) o zaman hastanın başını bir bezle bağla ve o bölgeye bez sür ya da su dök ki damar görülsün. O zaman nefteri al…"
İslam dünyasında İbnü'n-Nefîs olarak bilinen alimin tam adı Ebü'l-Hasan Alâüddîn Ali b. Ebi'l-Hazm İbnü'n-Nefîs el-Karaşî ed-Dımeşkî'dir.
📌 Kareşiye'de doğduğu için Kareşî, Dımaşk'ta okuyup şöhretini orada kazandığı için de Dımaşkī nisbesiyle anılır. İbnü'n-Nefîs, XIII. asırda yaşamış önemli hekimlerdendir.
Nûreddin Zengî'nin Dımaşk'ta inşa ettirdiği Bîmâristânü'n-Nûrî'de tıp tahsil etmiş ve yine aynı şehirdeki Dahvâriyye Tıp Medresesi'nin kurucusu Mühezzebüddin ed-Dahvâr'ın öğrencisi olmuştur.
📌 Dımaşk'ta tahsilini tamamlayıp hekimlikte tecrübe ve ün kazandıktan sonra Mısır'a giden İbnü'n-Nefîs, Memlük Sultanı I. Baybars'ın özel hekimliğine ve devletin Suriye-Mısır hekimleri başkanlığına getirilmiş, ayrıca muhtemelen, Selâhaddîn-i Eyyûbî'nin 1181'de inşa ettirdiği Bîmâristânü'n-Nâsırî'de hocalık yaparak aralarında ünlü cerrah İbnü'l-İbrî'nin de bulunduğu çok sayıda öğrenci yetiştirmiştir.
Tıp alanında Hipokrat'ın eserlerini Câlînûs'a tercih etmiş, ancak asıl ilgisini hayranı olduğu ve aynı zamanda tıptaki otoritesini aşmaya çalıştığı İbn Sînâ üzerinde yoğunlaştırmıştır; nitekim döneminde "ikinci İbn Sînâ" olarak anılması bu çabasının bir sonucudur.
📌 İbn Sînâ'nın el-Ḳānûn fi'ṭ-ṭıbb'ı üzerine yaptığı araştırmalar yanında onun el-İşârât ve't-tenbîhât'ı ile bir mantık kitabı olan el-Hidâye'sine de şerhler yazmış, ancak kendisine filozofun eş-Şifâʾ adlı eseri için de bir şerh yazması teklif edildiğinde bu zor işe yanaşmamıştır.