Arama

Tarih boyunca sırrı çözülemeyen 15 gizemli olay

Dünya tarihinde yaşanılan bazı olaylar var ki, teknoloji ne kadar ilerlerse ilerlesin, bu olayların gizemi akıllarda daima soru işareti bırakacak gibi görünüyor. Mu kıtası ve Atlantis'in gerçek olup olmadığı, Nazca Çizgileri'nin hangi amaçla yapıldığı, 8 bin Terra Cotta asker heykelinin yüz hatlarının neden farklı olduğu, yıllardır tartışılan konulardan bazıları... Peki, The Beatles üyesi Paul McCartney'in öldüğü ve yerine benzerinin bulunduğu doğru mu? ABD'deki 51. Bölge'de neler oluyor? 2014 yılında kaybolan ve hiçbir izine rastlanamayan Malezya uçağı, kaçırılarak bir adaya mı götürüldü? Geçmişten günümüze sırrı çözülemeyen 15 gizemli olayı derledik.

Bilim, Mu uygarlığının bir efsaneden ibaret olduğunu kabul ediyor. Bunun nedeni ise, kıtaları oluşturan kayaların (Silisyum/Aliminyum) fizik kuralları gereğince okyanusun dibini oluşturan kayaların (Silisyum/Magnezyum) üzerinde yüzme gerekliliğidir. Bugüne dek, okyanus üzerinde Mu kıtasını oluşturabilecek herhangi bir kaya buluntusuna henüz rastlanmamıştır.

Ancak, Çin ve civarında bulunan ve karbon araştırması sonucu yaşı 14 bin yıl olan kitabelerde "Kıtamız battı, biz de buraya kaçtık" yazıyor.

  • 3
  • 30
ATLANTİS NEREDEYDİ?
ATLANTİS NEREDEYDİ?

Atlantis, Platon'un kitaplarında bahsettiği efsaneleşmiş bir kıta ve uygarlıktır. Platon Atlantis'ten ilk kez Timaeus ve Critias kitaplarında bahseder. Ona göre Atlantis kıtası çok zengindi ve soylu kişiler tarafından yönetiliyordu. Uygarlık, Afrika ve Avrupa'nın Batı kısmının birçoğunu fethetmişti.

Platon, Atlantis'in M.Ö 9500 yılında Atina'yı fethetmeye çalışıp başaramadığını ve bir gecede tüm uygarlığın suların altına gömüldüğünü ifade eder.

Atlantis birçok tarihçi tarafından Platon'un kendi politik teorilerini anlatmak için yarattığı bir sanal uygarlık olarak kabul ediliyor. Ancak, Atlantis'te anlatılan hikâyelerin ne kadarının eski hikâyelerden alıntı, ne kadarının Platon tarafından hayal edilmiş olduğu hakkında bir fikir birliği bulunmuyor.

Amerikalı araştırmacı Robert Sarmast Atlantis'in yeri ile ilgili Platon'a ait kitaplardan yola çıkarak 50 fiziksel ipucunu irdeledi; ancak çalışmaları yetersiz kaldı. Bunun üzerine jeofizikçi Dr. John K. Hall ile yaptığı işbirliğinde, bölgenin üç boyutlu haritasını, derinlik ölçüleriyle birlikte çıkardı. Sarmast'a göre, Atlantis, Suriye ile Kıbrıs arasındaydı ve batan Atlantis'in en tepe noktası şu anki Kıbrıs.

  • 5
  • 30
UYGARLIĞIN BEŞİĞİ NAACAL VE NAACAL TABLETLERİ
UYGARLIĞIN BEŞİĞİ NAACAL VE NAACAL TABLETLERİ

Naacal, James Churchward tarafından ün kazanan ve geçmişte yaşadığı iddia edilen bir uygarlık. Naacal'a dair hiçbir bilimsel bulgu olmasa da, James Churchward'ın Batı Tibet'te bulduğu Naacal Tabletleri, Atlantis ve Mu Uyarlığı esrarları adına büyük kapılar açtı.

Naacal'dan ilk kez Augustus Le Plongeon bahsetti. Le Plongeon'a göre, Naacal Maya dininin misyonerleri olan bir halktı. Orta Amerika'da eski ve güçlü bir uygarlıktı.

1926 yılında Naacal'dan bahseden James Churchward'a göre, Naacal Uygarlığının nüfusu 64 milyon idi ve 50 bin yıl yaşadılar. James Churchward, Tibet'te bulduğunu iddia ettiği Naacal Tabletlerine göre, Naacal'ın uygarlığın beşiği olduğunu iddia eder.

Mu uygarlığını da bu tabletler ışığında açıklar. Churchward'a göre Naacal Tabletleri'nde şu yazılara rastlanır:

"Mu kıtası sıcak, fakat pek münbit ve mahsuldar, ovalık bir memleket idi. Her tarafı güzel çayırlar, meralar, düzlüklerde bitmiş zengin ormanlar süslüyordu. Akışları sakin, muntazam, geniş yataklı, seyrüsefere fevkalâde müsait nehirler kenarında kalabalık nüfuslu, büyük, zengin şehirler vardı. Dünya cenneti denmeğe lâyık olan bu kıtada hiç yüksek dağ yoktu. Dağlar yalnız orada değil, dünyanın başka taraflarında da henüz fazla yükselmemişti. Mu ve Muluların mevcudiyeti yeryüzünde büyük dağların teşekkülünden evvelki jeolojik zamana, üçüncü arz devrine tesadüf ediyordu. Mu ormanlarında ve sularında bu devrin hayvanları yaşıyordu. Mu insanları her nevi hayvanı muti bir hale getirmenin yolunu biliyorlardı. Koca kıtayı pek düzgün yollar ile kurşuni örümcek ağını örnek tutarak örmüşlerdi. Yollar nereden başlar, nerede biter, kestirilemez idi. O kadar mükemmel yapılmışlardı ki, kalıntıları karşısında günümüzün mühendisleri, kaldırım ustaları gözlerine inanamamaktadırlar. Main şeklindeki kaldırım taşları yan yana konuvermiş değil, birbirine kopmayacak surette eklenmiştir. Ne taraftan bakılsa kenarlar hattı müstakim teşkil eder."

"Mu kıtası ahalisi, bir hükümetin idaresi altında on kabileden terekküp ediyordu. Hükümet başkanına Mu'nun güneşi: tacı, hükümdarı, hâkimi, emîri mânasına Ra-Mu deniyordu. Ramu'lar ahaliyi Tanrı'nın vahiy ettiği mukaddes yazılar ahkâmına göre idare ediyorlardı. Başkanlar halka karşı vazifesini müdrik, müşfik, halk başkanlara karşı içten gelen bir istekle hürmetkar idi. Emir etsin, yahut emre tâbi olsun bütün Mu sakinleri tek Tanrı'ya inanıyordu."

2024 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN