Mimar Sinan ve ‘deve kuşu yumurtası’ sırrı
"Ser mimârân-ı cihan ve mühendisân-ı devran" olarak anılan Mimar Sinan'ın, ustalığına şapka çıkarılacak 5 asırlık sırrı: Devekuşu yumurtası. Süleymaniye Camii'nin kubbesinden süzülen kandillerin arasına gizlenmiş bu dahiyane buluş, yapıyı örümcek ağlarından korurken Osmanlı zarafetini de estetik nakışlarla geleceğe taşıyor. Yüzyıllar öncesinden günümüze ulaşan bu ekolojik mühendislik harikası, doğayla uyumlu mimarinin en somut kanıtı olarak modern dünyaya ışık tutmaya devam ediyor.
◼ Osmanlı İmparatorluğu'nun en parlak dönemine imzasını atan Mimar Sinan, yalnızca taş ve mermeri şekillendiren bir usta değil, aynı zamanda çağının çok ötesinde yenilikçi çözümler üreten bir mühendislik dehasıydı.
◼ Yapıtlarında estetik unsurları ve dayanıklılığı harmanlarken yapının uzun ömürlü olması ve kullanım esnasında kolaylık sunması için çaba harcamıştı. Sinan'ın mimari tasarımları incelendiğinde ses akustiğinden havalandırmaya kadar her ince ayrıntının büyük bir hassasiyetle düşünüldüğü net bir şekilde görülür.
◼ Sinan'ın "kalfalık eserim" olarak nitelendirdiği Süleymaniye Camii, 16. yüzyıl Osmanlı mimarisinin ve ecdadımızın kudretinin sembol yapılarından biridir. Kanuni Sultan Süleyman'ın özel talebiyle inşa edilen bu görkemli külliye, devasa boyutu ve iç mekandaki ferahlıkla dikkat çeker.
◼ Sinan, bu dev yapıda cemaatin vaazları rahatça duyabilmesi için içi boş turşu küplerini kubbe duvarlarına yerleştirerek eşsiz bir akustik düzen kurmuş, yapının aydınlatmasında ise yüzlerce kandil ve dev mum kullanarak muazzam bir atmosfer oluşturmuştur.
◼ Yüzlerce kandil ve mumun yakıldığı, binlerce insanın ziyaret ettiği bu denli geniş bir yapıda karşılaşılabilecek en büyük fiziksel sorunlardan biri, yüksek tavanlarda ve ulaşılması güç noktalarda örümcek ağlarının birikmesiydi. Mimar Sinan, estetik görünümü bozan ve temizliği son derece zahmetli olan bu durumu gidermek için tamamen doğal bir yönteme başvurdu.
◼ Dönemin şartlarında kimyasal haşere önleyiciler bulunmadığından Sinan, deve kuşu yumurtasının böcekler ve örümcekler üzerindeki doğal caydırıcı etkisini keşfederek mimarlık tarihine geçecek bir uygulamaya imza attı.
◼ Devekuşu yumurtasının örümcekleri uzak tutma sırrı, kabuğunun yapısında ve zamanla geçirdiği fiziksel değişimde saklıdır. Kuru ve havadar bir ortamda muhafaza edilen deve kuşu yumurtası, zamanla içerisindeki suyu kaybederek kurur ve çürümeye başlar.
◼ Bu süreçte insan burnunun algılayamayacağı ancak örümcekler ve küçük haşerelerin son derece hassas olduğu mikro ölçekte bir koku salgılar. Bu koku nedeniyle örümcekler o alana yaklaşamaz, ağ öremez ve barınamazlar. Tek bir yumurtanın yaklaşık 60-70 metrekarelik bir etki alanına sahip olması, Sinan'ın bu buluşunu devasa yapılar için ideal bir çözüm haline getirmiştir.
◼ Bu muazzam keşfin camide hayata geçirilebilmesi için Kanuni Sultan Süleyman'ın talimatıyla Afrika'dan onlarca devekuşu yumurtası İstanbul'a getirilmiştir.
◼ Mimar Sinan, bu yumurtaları rastgele yerleştirmek yerine, örümceklerin ağ örmeye en meyilli olduğu ve kandil dumanlarının yoğunlaştığı avizelerin kandil çanakları arasına konumlandırmıştır. Böylece hem görsel olarak avizelerin bir parçası haline getirilmiş hem de işlevsel açıdan maksimum verim alınması sağlanmıştır.