Arama

Saraya sunulan istek mektupları: Arzuhal

Küçük daktilosu ve tezgahının önündeki tabelasıyla arzuhalciler, adliye binalarının önünde yer dikkatimizi çeker. Halkın yüksek mevki ile iletişiminde aracı olurlar. Bu meslek, ilk olarak Osmanlı zamanında şekillendi. Arzuhallerin içerikleri, yazı stilleri değişmiş olsa da günümüzden pek de farklı olduğu söylenemez. O dönemde de halk, meramını saraya anlatmak için 'arzuhal' denilen dilekçeleri yazıyordu. Bu dilekçeler padişah tarafından dikkate alınarak okunuyor, gerekli olan neyse hemen yapılıyordu.

  • 2
  • 12
DEVLETİN ÜST MERTEBELERİNDE ARZUHAL GÖREVİ
DEVLETİN ÜST MERTEBELERİNDE ARZUHAL GÖREVİ

Divan-ı Hümayun, ikindi divanı, cuma divanı ve taşrada eyalet divanı gibi en yetkili idari organların başlıca görevleri arasında, arzuhalleri kabul etmek ve değerlendirmek de vardı. Osmanlılar 'da arzuhal bir haksızlıktan şikayet, bir görev veya ücretin istenmesi, bir yanlışlığın düzeltilmesi gibi durumlarda verilirdi.

Arzuhaller bizzat padişahtan başlayarak taşradaki küçük idareci ve makamlara kadar yetkili her mevkiye sunulabilirdi. Şüphesiz en etkili ve ilgi çekici olanı padişaha sunulan arzuhaldi. Bunun için hükümdarın cuma selamlığı, bayram namazı, türbe ziyareti, ava çıkması, dinlenmek için civardaki bahçe ve köşklere gitmesi ve benzeri merasimler en uygun vesilelerdi.

  • 3
  • 12
KOÇİ BEY RİSALESİ VE ARZUHAL
KOÇİ BEY RİSALESİ VE ARZUHAL

Koçi Bey, Sultan İbrahim'e sunduğu meşhur risalesinde, halkın şikayetlerinin nasıl dinleneceği ve onların arzuhallerinin nasıl kabul edileceği hususunda özel bir bölüm düzenlemişti. Burada, sunulan arzuhallerin bizzat padişahın emriyle kapucular kethüdası tarafından toplanması, padişahın bunları tek tek okuması ve sadrazama bir hatt-ı hümayunla ilgilenmesi için göndermesinin adet olduğu belirtilir. Devlet idaresinde ve cemiyet hayatında görülen bozukluklara dair genel bir şikayet mahiyetinde hükümdara manzum veya mensur arzuhal sunulduğu da olurdu.

Yönetimdeki bozukluğun çok açık bir şekil aldığı lll. Murad döneminde bir arzuhalde sunulan gazel buna güzel bir örnek teşkil eder. Burada padişahın ilgisizliği açıkça tenkit edilmişti. Hükümdara (rikâb-ı hümayuna) bir kişi veya zümre tarafından ağır ithamlar taşıyan imzasız arzuhaller sunulduğu da çok olurdu. Padişah bunlarla yakından ilgilenir, çeşitli yollar deneyerek sahibini bulmaya çalışırdı. Ayrıca, sunulan arzuhallerin kötü bir niyetle verildiği anlaşılırsa hükümdar bunları yakarak veya yırtarak imha ederdi.

  • 4
  • 12
SADECE BİREYSEL DEĞİL TOPLU ARZUHALLER DE YAZILIRDI
SADECE BİREYSEL DEĞİL TOPLU ARZUHALLER DE YAZILIRDI

Bir köy, bir kasaba halkının padişaha topluca arzuhal sundukları da sık sık görülürdü. Bu takdirde şikayet ve talep edilen konu üzerinde önemle durulurdu. Sonunda sadrazam, beylerbeyi, kadı vb. yöneticilerin idam da dahil olmak üzere ağır şekilde cezalandırıldığı olmuştu.

  • 5
  • 12
SADRAZAMA SUNULAN ARZUHALLER
SADRAZAMA SUNULAN ARZUHALLER

Sadrazama da çok değişik mahiyette arzuhaller sunulurdu. Tayinlerle ilgili olarak verilen arzuhallerde sadrazam kethüdası arzuhalin sağ üst köşesine "mahalli görüle" ibaresini yazarak bunu başmuhasebe, mevkufat, ruûs kalemi veya defterhane gibi kalemlere, eski kaydının çıkarılması ve gerekli bilginin verilmesi için gönderirdi. Arzuhal burada incelendikten sonra o memuriyet veya cihetin münhal olup olmadığı, daha önce ve o sırada kimin üzerinde olduğu gibi bilgiler derkenar olarak yazılır, altına o kısmın amiri tarih koyar, imza atar ve arzuhal tekrar sadarete gönderilirdi.

Bu kayıtlar incelendikten sonra sadrazam uygun görürse dilekçeye, "mücebince tevcih olunmak buyuruldu" ibaresini ve tevcih tarihini yazardı; ayrıca yapılan muamelenin doğruluğunu ve kendisi tarafından yapıldığını bildirmek üzere ''mücebince …" kaydı üzerine "sah" ( صح ) işaretini koyardı. Son işlemler de tamamlandıktan sonra netice arzuhal sahibine bildirilirdi.

  • 6
  • 12
ŞEYHÜLİSLAMIN ARZUHALİ
ŞEYHÜLİSLAMIN ARZUHALİ

Şeyhülislam sadrazama arzuhalinde, "Ma'rüz-ı dâî budur ki" veya Ma'rüz-ı da'ıleridir ki"; kadılar ve diğer ilmiye sınıfı mensupları , "Der-i devlet-mekîne arz-ı dâî-i kemîne oldur ki"; beylerbeyiler, kaptan paşa ve darüssaade ağası ve diğer üst seviyedeki yetkililer, "Der-i devlet-mekine arz-ı bende-i kemine oldur ki" veya "Dergah-ı felek-penah türabına arz-ı bende-i bi-mikdar budur ki" şeklinde nihayet, daha aşağı seviyedekiler ise "Devletlü, saadetlü, mürüwetlü, merhametlü, sultanım hazretleri sağ olsun" gibi lakaplar kullanırlardı.

2024 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN