Arama

Osmanlı’nın son yıllarında mesire kültürü

Mesire yerleri, İstanbul halkının fetihten bu yana eğlenmek için gittiği mekanlardı. Coğrafi konumu sebebiyle İstanbul, tarih boyunca mesire alanı bakımından zengin bir şehirdi. Peki, bilhassa Osmanlı'nın son yıllarında uğrak bir mekan haline gelen mesire yerleri neresiydi, kimler giderdi, nasıl eğlenceler olurdu? İşte Osmanlı'nın son yıllarında İstanbulluların mesire kültürü hakkında her şey sizlerle…

  • 1
  • 12
Osmanlı’daki mesire yerleri
Osmanlı’daki mesire yerleri

Kağıthane Sadabad, Silahtarağa, Karaağaç, Bahariye, Tersane bahçesi, Aynalıkavak, Veliefendi, Rami, Tophane sırtları, Beşiktaş, Emirgan, Kalender, Büyükdere, Tarabya, Bentler, Sular, Çubuklu, Göksu, Küçüksu, Kandilli, Mihrabad, Kavacık, Çengelköy, Kuleli, Fenerbahçe, Yoğurtçu, Haydarpaşa, Küçük ve Büyük Çamlıca, Bağlarbaşı, Sultantepe, Arapzade, Kayışdağı, Alemdağ, Taşdelen, Sarıgazi, Beykoz, Tokatköy, Yuşa Tepesi, Sultaniye, Hünkar İskelesi tarih boyunca İstanbul halkının yaz aylarında mesire alanı olarak tercih ettiği mekanlardı.

  • 2
  • 12
Mesire yerleri Osmanlı’da hangi dönemler rağbet görmeye başladı?
Mesire yerleri Osmanlı’da hangi dönemler rağbet görmeye başladı?

Mesire yerleri ve çayırların İstanbul halkı arasında yaygınlaşması ve beraberinde bir kültür oluşturması Lale Devri'nden sonradır.

  • 3
  • 12
“Gidelim serv-i revânım yürü Sa'd-âbâd'a”
“Gidelim serv-i revânım yürü Sa'd-âbâd'a”

Osmanlı'nın eğlence yerlerinin başında Fransız saray hayatı örnek alınarak oluşturulan Sadabad gelmektedir. Nedim'in "Gidelim serv-i revânım yürü Sa'd-âbâd'a" şiiri, bu mesire yeri için yazılmıştır.

  • 4
  • 12
Neden Sadabad 'a çok rağbet gösterildi?
Neden Sadabad 'a çok rağbet gösterildi?

Kağıthane'nin İstanbul halkının en fazla rağbet gösterdiği mesire alanların başında yer alması, padişahların bazen yazları bir müddet Sadabad Kasrı'nda ikamet etmesi, diğerlerine orana ulaşımın kolay olması, devletin özel olarak ilgilenmesi, arazinin genişliği, eşssiz tabiat manzarası, ağaçlık ve çimenlik alanların bolluğu, su tesisleri ile tüm bunların yanında herkesin zevkine ve kesesine hitap etmesi gibi sebeplere bağlıdır.

  • 5
  • 12
Sadabad’a nasıl gidilirdi?
Sadabad’a nasıl gidilirdi?

Kağıthane'ye karadan gitmek mümkünse de İstanbullular deniz yolunu da sıklıkla tercih ederdi. Piyade adı verilen ve omuzda taşınabilecek kadar hafif ikişer üçer çifte süslü kayıklarla, kayığı olmayanlar iskelelerde bulunan kayıkçıların birisiyle anlaşırdı. Kara yolundan gidenler ise hayvanlara yahut arabalara binerek mesire yerine ulaşırdı.

2020 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN