Osmanlı sultanlarının 10 önemli sikkesi
Sikkelerin ekonomik bir meta oluşlarının ötesinde, ait oldukları dönemin ''gazetesi'' olma özelliğini taşıdığını biliyor muydunuz? Ya da Kanuni Sultan Süleyman döneminde darp edilen Osmanlı sikkelerinin, Osmanlı nümismatiği ile ilgili araştırmalarda çok önemli bir yer tuttuğunu? Osmanlı'nın ekonomik durumunun yanında mimarisi, sosyal ve kültürel yapısı hakkında bilgi edinmenizi sağlayacak 10 sikkeyi sizler için derledik.
Önceki Resimler için Tıklayınız
Babası Yavuz Sultan Selim gibi Kanuni de bazı sikkelerinde ''Şah'' ve ''Hadim ül Haremeyn üş şerefeyn'' unvanlarını kullanmıştır. I. Süleyman vefat edip tahtı oğlu II. Selim'e devredene kadar Osmanlı İmparatorluğu'nun Avrupa ve Asya'yla olan ticari ilişkileri altın sikkelerle süregitmiştir. Kanuni, başta İstanbul olmak üzere çeşitli darphanelerde bastırılan altın sultani sikkesiyle beraber Hint-Asya coğrafyası ile dış ticarette kullanılan ''Şahi'', ''Lari'' adlı sikke birimleri üretilmiştir. Kanuni Sultan Süleyman dönemi Osmanlı sikkeleri, Osmanlı nümismatiği ile ilgili araştırmalarda çok önemli bir yer tutmaktadır.
Sikkenin ön yüzünde ''Darib un nadri sahib ül izzi ve'n nasri fil berri ve ve'l bahri'', arka yüzünde ise ''Sultan Süleyman bin Selim Han azze nasrahu duribe fi Kostantiniyye sene 926'' ifadeleri yer almaktadır.
Günümüz Türkçesi ile: Bu altını darp ettiren karada ve denizde izzet ve yardım, zafer sahibi Selim Han oğlu Sultan Süleyman Allah'ın yardımıyla aziz olsun. Kostantiniyye'de 926 senesinde darp edildi.
Osmanlı İmparatorluğu'nun en sert ve celalli sultanı olarak bilinen Yavuz Sultan Selim, sekiz yıllık saltanatı boyunca İstanbul'daki devlet hazinesini muazzam bir seviyeye çıkarmıştır. Özellikle Mısır'ı fethetmesiyle birlikte devlet gelirlerinde büyük bir artış gerçekleşmiştir. Safevi sultan Şah İsmail'le olan mücadelesinden zaferle çıkmasının ardından sikkelerine ''sultan'' unvanının yanı sıra ''şah'' unvanını da eklemiştir.
Bu sikkelere ''Şahi'' ismi verilmiştir. Kendisinden sonra Topkapı Sarayı'ndaki Hazine bölümü, Osmanlı Devleti'nin sonuna kadar daima onun mührüyle açılıp kapatılmıştır. Suriye ve Mısır'ın fethinden itibaren Hicaz'daki kutsal toprakların da hamisi olan Yavuz Sultan Selim, bu nedenle bazı sikkelerinde iki kutsal kentin hadimi, hizmetçisi anlamına gelen ''Hadim ül Haremeyn'üş şerefeyn'' ibaresini de kullanmıştır. I. Selim İstanbul dışında Mısır, Bitlis, Siirt, Amid, Müküs, Musul darphaneleri başta olmak üzere muhtelif darphanelerde adına para bastırmıştır.
Sikkenin ön yüzünde ''Darib un nadri sahib ül izzi ve'n nasri fil berri ve'l bahri'' arka yüzünden ise ''Sultan Selim Şah bin Bayezid Han azze nasrahu duribe fi Kostantiniye sene 918'' ifadeleri yer almaktadır.
Günümüz Türkçesi ile: Bu altını darp ettiren karada ve denizde izzet ve yardım, zafer sahibi Bayezid Han oğlu Sultan Selim Allah'ın yardımıyla aziz olsun. Kostantiniyye'de 918 senesinde darp edildi.