Osmanlı sokaklarında neler satılırdı?
Osmanlı toplumu içerisinde seyyar satıcıların ayrı bir yeri vardı. Her satıcının sesi, makamı, söylediği maniler ayrı, her birinin mahalleden geçiş saati farklıydı. Seyyar satıcılar gün doğumuyla başlayıp gecenin ilerleyen saatlerine dek sokak aralarında ya da meydanlarda satış yapardı. Peki, Osmanlı sokaklarında neler satılırdı?
Önceki Resimler için Tıklayınız
📌 Kasaplık mesleği ile uğraşanlar sürekli hayvan kesip, kan ve et ile iç içe oldukları için devlet tarafından 6 ayda bir izin verilir ve belli bir süre bahçıvanlık işi ile meşgul olması sağlanırdı. Bu uygulama ile kasapların merhamet gibi insani duygularını kaybetmelerinin önüne geçilirdi.
Ciğer kebabı da denilen ciğerler, seyyar satıcılar tarafından sokaklarda satılırdı. Uzun sırıklara takılan ciğerler, müşterinin talebine göre servis edilirdi.
📌 Osmanlı döneminde çıkardıkları kanun ve nizamnâmelerde de tel dolap edinilmesi zorunluluğu, kasap dükkanlarının boyutlarının tespiti gibi maddeler yer alır.
📌 Sermaye gerektiren bu iş, gönüllülük veya zengin tüccarların mecbur tutulması ile yürütülürdü. İstanbul'a et iaşesinden padişahın koyun emini ve kasapbaşısı sorumlu idi.
Dükkanların temizliği, kesilen hayvanların niteliği, dükkanda yeterli et olup olmadığı ve terazinin doğruluğu sürekli kontrol edilirdi.
📌 Osmanlı Devleti'nin Esnaf ve Sanatkar Nizamnamesi'nde kasaplar ile ilgili şu maddeler yer alırdı:
Ve kasaplar koyunu geceden temizleye ve arı (pak, temiz) satalar. Ve semizini saklayıp, zaifini boğazlamıyalar. Her zaman koyun tedarik edip keseler. Halka et yetiştireler. Ve kuzu ve sığır kasaplarına dahi kanun oluna ki dikkatlice ve temiz hizmet edeler.
📌 Manavlar, seyyar üzümcüler, kavuncular vs. mahalleleri kapı kapı gezip veya ağaç dibi gibi gölgelik yerlerde sergi açıp meyvelerini satarlardı. Seyyar zerzevatçılar da sokakları arşınlayıp sebzelerini satarlardı.
📌 Osmanlı Devleti'nin Esnaf ve Sanatkar Nizamnamesi'nde manavlar ile ilgili şu maddeler yer alırdı:
Yaş ve kuru meyveler ve başka yiyecekler; üzüm, incir ve benzeri meyveler on-onbir akçe üzerine (%10 kar ile) satıla. Bahçelerden gelen yemiş yüzleme (yüzü iyi, altı kötü) olmaya. Üstü nasılsa altı da öyle ola. Pazar yerlerinden başka yerlerde satılmaya. Yolda karşılayıp satın almak isteyeni muhtesib (görevli, zabıta) tutup siyaset ede(cezalandıra).
📌 Osmanlı'da Konya şekeri, akide şekeri, lokum, muhallebi, helva, aşure, Şam tatlısı, gibi tatlılar da oldukça çok tüketilirdi. Sokaklarda tatlılar zarif porselen kaplarda takdim edilirdi. Tatlılarını evlere ve dükkânlara satan seyyarlar, ertesi gün gelip kaplarını toplardı.
📌 Osmanlı Devleti'nin Esnaf ve Sanatkar Nizamnamesi'nde tatlıcılar ile ilgili şu maddeler yer alırdı:
Helvacılar, pekmezciler, şerbetçiler dahi gözlene. Şerbet miski ve gülabi (kokulu) ola. Ekşi ve sulu olmaya. Hoşafçılar dahi gözlene. Hoşafları ekşi olmaya ve gayet temiz ola.