Osmanlı sokaklarında neler satılırdı?
Osmanlı toplumu içerisinde seyyar satıcıların ayrı bir yeri vardı. Her satıcının sesi, makamı, söylediği maniler ayrı, her birinin mahalleden geçiş saati farklıydı. Seyyar satıcılar gün doğumuyla başlayıp gecenin ilerleyen saatlerine dek sokak aralarında ya da meydanlarda satış yapardı. Peki, Osmanlı sokaklarında neler satılırdı?
Önceki Resimler için Tıklayınız
📌 Manavlar, seyyar üzümcüler, kavuncular vs. mahalleleri kapı kapı gezip veya ağaç dibi gibi gölgelik yerlerde sergi açıp meyvelerini satarlardı. Seyyar zerzevatçılar da sokakları arşınlayıp sebzelerini satarlardı.
📌 Osmanlı Devleti'nin Esnaf ve Sanatkar Nizamnamesi'nde manavlar ile ilgili şu maddeler yer alırdı:
Yaş ve kuru meyveler ve başka yiyecekler; üzüm, incir ve benzeri meyveler on-onbir akçe üzerine (%10 kar ile) satıla. Bahçelerden gelen yemiş yüzleme (yüzü iyi, altı kötü) olmaya. Üstü nasılsa altı da öyle ola. Pazar yerlerinden başka yerlerde satılmaya. Yolda karşılayıp satın almak isteyeni muhtesib (görevli, zabıta) tutup siyaset ede(cezalandıra).
📌 Osmanlı'da Konya şekeri, akide şekeri, lokum, muhallebi, helva, aşure, Şam tatlısı, gibi tatlılar da oldukça çok tüketilirdi. Sokaklarda tatlılar zarif porselen kaplarda takdim edilirdi. Tatlılarını evlere ve dükkânlara satan seyyarlar, ertesi gün gelip kaplarını toplardı.
📌 Osmanlı Devleti'nin Esnaf ve Sanatkar Nizamnamesi'nde tatlıcılar ile ilgili şu maddeler yer alırdı:
Helvacılar, pekmezciler, şerbetçiler dahi gözlene. Şerbet miski ve gülabi (kokulu) ola. Ekşi ve sulu olmaya. Hoşafçılar dahi gözlene. Hoşafları ekşi olmaya ve gayet temiz ola.
Çizmecilerin ve ayakkabıcıların işledikleri kalp olmaya. Gayet iyi ola. Günü dolmadan delinirse ceza göre. Cezası akçe başına iki gün (hapis) hesabıyladır. Lakin gön veya sahtiyan delinirse suç debbağındır.
Ve mutaflar (kıldan ip vb şeyler dokyan kimse) ve keçeciler dahi gözlene. Keçeyi çiğ pişirmeyeler, adet üzere yapalar.
📌 Bu dönemde taşıyan seyyar aşçılar da bulunurdu. Yanlarında taşıdıkları yemekler, başlarında taşıdıkları tabla ve ellerinde yemek tencerelerini taşıyan aşçılar, uygun mekân bulunca tentelerini gererek seyyar lokantalarını kurarak servise başlardı.
📌 Osmanlı Devleti'nin Esnaf ve Sanatkar Nizamnamesi'nde aşçılar ile ilgili şu maddeler yer alırdı.
Aşçısının pişirdiği et çiğ olmaya, tuzsuz olmaya ve pak kotaralar. Ve kase ve bezi temiz ola. Ve kazanı kalaysız olmaya ve çanakları eski ve sırçasız olamaya. Ve hizmetkarları kafir olmaya ve bellerindeki futaları (önlükleri) temiz ve yeni ola.
📌 Osmanlı'da balık satan seyyar satıcılar da görülürdü. Palamut, torik tava gibi balıkları sokakta balık ayçiçek veya susam yağı ile kızartılan balıklar sıcak sıcak vatandaşa verilirdi.
📌Günümüzdeki seyyar pilavcılık aslında Osmanlı zamanından kalma bir gelenektir. Osmanlı döneminde pilav, kellenin suyuyla pişirilir, haşlanıp kızartılan kelleler de pilav tepsisinin etrafını süslerdi.