Osmanlı silah sanayisiyle tarihe damga vurdu
Bir devletin tarih sahnesinde hem var olabilmesi hem de önemli rol oynayabilmesi için en başta gelen şart kendi silah sanayiini oluşturmasıdır. Osmanlılar, bunu başardıkları için tarihe damgalarını vurmuşlardı.
Önceki Resimler için Tıklayınız
Osmanlı, tüfek üretiminde dünyanın önde gelen sanayilerinden birine sahipti. 15. yüzyıldan itibaren Osmanlı ordusu kullandığı fitilli tüfek mekanizmalarında en önde gelen ülkeydi. Avrupalı gözlemciler, Türk tüfeklerinin metalinin iyi kalitede olduğunu özellikle belirtirler. Osmanlı tüfeklerinde kullanılan spiral halinde dürülen yassı çelik levhalar, barutun yanması esnasında ortaya çıkan basınca namlunun yüksek mukavemet göstermesini sağlamaktaydı.
Osmanlı tüfeklerinin namluları daha kaliteli madenden yapılıyor, yassı çelik teknolojisi kullanıyor ve daha yüksek menzilde atış yapıyordu. Bu kalitesinden dolayı Osmanlı tüfekleri her yerde aranır hâle gelmişti. İran'daki Safevî Devleti, Hindistan ve Endonezya'daki Müslüman emirlikler, hatta Çin bile Osmanlı tüfeğinin peşine düşmüştü. Osmanlı ateşli silah teknolojisinin ana tüketim maddesi olan barutun imalatına da özel önem gösterilmekteydi. Barutun ham maddesi olan güherçile (potasyum nitrat) imparatorluğun, çok farklı bölgelerde çıkarılmaktaydı.
Osmanlılar güherçile üretiminde kendi kendine yeten bir devletti ve düşmanlarına karşı en büyük üstünlüklerinden biri de buydu. Barut, 106.432 kıyye güherçile (% 75), 17.024 kıyye sülfür (% 12) ve 19.152 kıyye odun kömürü (% 13) şeklindeki karışım oranlarından hareketle, üretiliyordu. Avrupa standartlarıyla aynı çizgi ve aynı kalitedeydi.
Osmanlı silah sanayii 18. yüzyılın sonlarına kadar Avrupa devletleriyle boy ölçüşebilecek derecede üretken ve faaldi. 18. yüzyılın sonlarında Osmanlı İmparatorluğu'nda silah ve barut üretilmeye devam edilmekle birlikte, silahların ve barutun kalitesi Avrupa'da üretilenlerin gerisinde kaldı. Avrupa'da gittikçe modernleşen silah sanayii arayı açınca, Osmanlı İmparatorluğu 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Avrupa ve Amerika'dan büyük miktarda silah ithal etmeye başladı.
II. Abdülhamid döneminde ithalatın yanısıra yerli silah sanayii kurulmaya çalışıldı. Bakırköy'de dumansız barut, Zeytinburnu'nda fişek fabrikası, Tersane'de top fabrikası ve tüfenkhane kuruldu. İthal olarak gelen silahların bazı aksamları Osmanlı tezgahlarında üretildi. Bu üretim 1897 Yunan Savaşı'nın kazanılmasında önemli rol oynasa da büyük devletlerle olan savaşlarda yeterli olmadı.
İki yıldır düzenlenen Teknofest'le gençlerimiz teknoloji üretmeye ve geliştirmeye teşvik ediliyor. Baykar Makina'nın ürettiği İHA ve SİHAlar teknoloji tarihimizdeki en önemli dönüm noktalarından ve başarılarından biridir. Ülkemizde üretilen insansız hava araçlarıyla hem dışarıya bağımlı kalmaktan kurtulduk hem de teröre karşı önemli bir üstünlük sağladık. Teknofest'te robotikten savaşan İHA'ya, roketten model uyduya, yapay zekadan insansız sualtı sistemlerine, uçan araba tasarımındın sürü İHA simülasyon yarışmasına kadar birçok alanda ilkokuldan lisansüstüne kadar birçok yaş grubunda on binlerce çocuk ve gencimizin katıldığı yarışmalar düzenlendi.
Yüzbinlerce kişi teknoloji alanındaki birçok gelişmeyi yerinde gördü. Yarışmalar ve alandaki ziyaretlerle gençlerimizin merakı ve millî teknoloji üretme konusuna ilgileri artacaktır. Teknofest sayesinde insansız hava araçlarındaki başarımızı gelecekte daha ileriye taşıyacak gençler yetişecektir. Yapmamız gereken insana uzun vadeli yatırım yaparak ülkemizin değerlerine sahip teknoloji üretip, geliştirecek gençler yetiştirmektir. Bunun için de iyi bir planlamayla Maarif seferberliği ilan etmemiz gerekiyor.
Erhan Afyoncu - Sabah