Osmanlı padişahları neden hacca gidemediler?
Osmanlı'da padişahlar hacca çok büyük önem verip özen vermişlerdi. Hacca gidecekleri yolcu etme, Kabe örtüsünü hazırlayıp Mekke'ye ulaştırma ve mukaddes mekanların imarı, sultanlar tarafından bizzat yapılan işlerdi. Böyle bir yolculuğa çıkan padişahın döndüğünde tahtını kaybetmiş olması ihtimali oldukça yüksekti. Peki, vasıtaların sadece binek hayvanlarından ibaret olduğu, gidiş dönüşün dokuz ay kadar sürdüğü bir devirde hacca gitmek nasıldı?
Önceki Resimler için Tıklayınız
Hacla ilgili önemli meselerden birisi de, Mekke ve Medine'nin temizliği ve sağlık hizmetlerinin sağlanmasıydı. 19. yüzyılda ardarda meydana gelen kolera salgınları sebebiyle Kızıldeniz kıyılarında bazı sıhhiye tesisleri kuruldu ve Hicaz'da karantina teşkilatı tesis edildi.
Osmanlı İmparatorluğu döneminde Kabe çeşitli zamanlarda tamir gördü.IV. Murad devrinde neredeyse baştan aşağı yeniden inşa edildi. Gerek Mekke'de gerekse Medine'de hacıların rahat edebilmesi için birçok tesis ve ibadethane yapıldı. I. Ahmed Kabe'nin örtüsünü atlastan yaptırmış, üzerindeki, yazıları altınla yazdırmış, ayrıca köşelere de altın sütunlar diktirmiştir.
Osmanlı İmparatorluğu hac organizasyonu için her yıl yaklaşık olarak 400 bin altın civarında para harcardı. Bu miktar imparatorluğun büyük bir savaşta harcadığı meblağın yarısından fazladır. Üstelik Cidde'den elde edilen az miktardaki gümrük geliri haricinde Haremeyn bölgesinden Osmanlı hazinesine başka bir gelir de girmemekteydi.
Osmanlı hanedanından hacca giden tek şahsiyet Cem Sultan'dır. Osmanlı İmparatorluğu döneminde, ne ondan önce, ne de sonra Osmanlı hanedanının erkek üyelerinden hiçbir kimse hacca gitmemiştir. İmparatorluğun sona ermesinden sonra son Osmanlı padişahı Vahdeddin, hacca gitti. Ancak eşkıya saldırısı sebebiyle haccını tamamlaymadan, umre yapıp dönmek zorunda kaldı.
Memlük Sultanı Kayıtbay'dan hacca gitmek için müsaade istemişti. Sultanın bu hareketini onaylaması üzerinden genç şehzade yanına annesini ve eşini alarak hacca giden kafileye katıldı. Cem Sultan hacca gittiği için o yılın hac kafilesi daha ihtişamlı olarak hazırlandı. Mekke ve Medine'yi ziyaret eden şehzade, haccını tamamlayarak 1482'nin başlarında Kahire'ye geri döndü.
Osmanlılar'dan önce de hükümdar ailelerinin hacca gitmesi gibi bir gelenek yoktu. Osmanlı İmparatorluğu'nun yönetim sistemi, yaklaşık dokuz ay süren hac yolculuğu sebebiyle merkezden bi hükümdarın ayrı kalmasına müsaade etmemekteydi. 19. yüzyıldan önce böyle bir yolculuğa çıkan padişahın döndüğünde tahtını kaybetmiş olması ihtimali oldukça yüksekti. Ayrıca İran ve Habsburglar gibi iki büyük düşmandan dolayı, imparatorluğun siyasi merkezinden uzaklaşmaması gerekiyordu.
Padişahlar hacca gitmezlerdi ancak kesilmiş saçları götürülürdü. Berberbaşı tarafından padişahın saçları kesilir, gümüş leğende yıkandıktan sonra, buharla tütsülenip, bir çekmeceye konularak, surreye götürülen kervana verilirdi. Ayrıca sultanlar kendi yerlerine birden fazla vekili hacca göndermişlerdir.