Osmanlı döneminde İstanbul'un su kaynakları
Manevi dünyanın sağladığı gücün, su ile ilgili benzersiz bir sosyokültürel ve sanatsal uyuşuma zemin hazırlamış olduğunu biliyoruz. Su temini yani suyun toplanması, ulaştırılması ve dağıtımı, büyük bir teknik birikim ve beceri gerektiren mühendislik sorunlarının çözümünün ardından mümkün olabiliyordu. Osmanlı'nın her alanda ileri bir medeniyete sahip olduğunun bir göstergesi de su ile ilgili mühendislik sorunlarını, büyük bir uzmanlık ve ciddiyetle çözmeleriydi.
Önceki Resimler için Tıklayınız
İstanbul'a su kazandıran tesislerin en önemlileri arasındaydı. Sultan III. Ahmed'in 1723-1724 yıllarında inşa ettirdiği Bend-i Kebir.
19. yüzyılın sonlarında, şehrin ana su şebekesinden ayrı olarak, Yıldız Sarayı gibi özel yerlere su götürmek için de çalışmalar yapıldığı anlaşılmaktadır. Yine de, özellikle 19. yüzyılın sonlarında çok büyük bir nüfusa ulaşan Yıldız Sarayı ve çevresinde su sıkıntısı baş göstermiş ve bunun üzerine oluşturulan komisyon tarafından Kemerburgaz'ın güneydoğusundaki Karakemer ve Kovukkemer civarındaki memba sularının getirilmesine karar verilmiştir. Resmî kabulü 1902 yılında yapılan ve Haliç'in kuzeyindeki bölgeye su veren tesisler, Sultan II. Abdülhamid'in adına izafeten "Hamidiye Suları" olarak adlandırılmıştır. Hamidiye Suları, 20 kadar maslakta toplanıp, özellikle Yıldız Sarayı ve Beşiktaş bölgesindeki 126 çeşmeye su veriyordu.
Beylik Su Yolları Haritası'ndan detay.
Topkapı Saray Müzesi
Envanter No:1815
Osmanlı döneminde, kentin daha küçük bir bölümünün bulunduğu Anadolu Yakası'ndaki halkın su ihtiyacını karşılamak için de, çok sayıda su yolu inşa edilmiştir. Anadolu Yakası'nda, çok rastlanan yeraltı kaynaklarını çeşmelere ulaştırmak üzere; Kayışdağı, Atikvâlide, Küçükçamlıca, Alemdağ ve Beykoz'da On Çeşmeler, Karakulak ve İshak Ağa suları gibi kaynaklardan isale hatları çekilmiştir. Yalnız Üsküdar'ın içinde cami, çeşme, sebil gibi yerlere su sağlayan 18 ayrı büyük ve yalnızca bir çeşmeye su sağlayan çok sayıda küçük isale hattı bulunmaktaydı.
Büyükdere
Adell Armatür Koleksiyonu
Üsküdar sularının kaynağı, Çamlıca'nın eteklerindeki memba sularıdır ve özellikle Bulgurlu taraşarındaki sular, İstanbul'u gezen yabancı seyyahların anlatılarında yer edecek kadar güzeldi. Söz konusu kaynaklardan su alan tesislerin sayısı Vakıf Defteri'nde 144 olarak kayıtlıdır.
Anadolu Yakası'ndaki Osmanlı su yollarını gösteren ayrıntılı haritalar yapılmıştır. İbrahim Paşa Su Yolu Haritası olarak adlandırılan harita, Üsküdar'daki vakıf sularının en önemlilerinden biri olan Damad İbrahim Paşa Su Yolu'nu göstermekte olup, 1752-53 yıllarına tarihlenmektedir. Su yolu haritaları, su tesislerinin yer aldığı güzergâhı başından sonuna kadar gösteren ayrıntılı bir belge niteliğindedir ve şüphesiz ki İbrahim Paşa Su Yolu Haritası bu açıdan da oldukça önemlidir. Kazım Çeçen'in yaptığı araştırmalar sonucunda, söz konusu haritadaki çeşmelerin büyük kısmının yerleri tespit edilebilmiştir.
Süleymaniye Su Yolu Haritası, detay.
Türk ve İslam Eserleri Müzesi
Envanter No: 3337
19.yüzyılın sonlarında, suyun iletimi ve dağıtımı konusunda, Anadolu yakası için de, yeni isale hatları yapılması, yeni dağıtım sistemi kurulması ve bunun için Avrupa yakasındakine benzer bir şebeke sistemi oluşturulması yönünde karar alınmıştır. Anadolu yakasına şehir suyu sağlanması yönündeki kararın ilk adımı olarak, imtiyaz hakkı 1888'de yine bir Fransız şirketinin temsilcisi olan Karabet Sıvacıyan'a verilmiştir. Yabancı sermayeli "Üsküdar-Kadıköy Su Şirketi", Göksu'da Elmalı Deresi Üzerinde 1. Elmalı Barajı'nı 1893'te inşa ederek Anadoluhisarı'ndan Bostancı'ya kadar giden kesimde su şebekesi kurmuştur.88 Üsküdar-Kadıköy Su Şirketi'ne 1937 yılında devlet tarafından el konulmuş ve böylece İstanbul'un sularının tek kuruluş altında toplanması sağlanmıştır.