Joseph A. Massad ve Filistin Meselesi'nin Sürekliliği
Columbia Üniversitesinde Modern Arap Politikası ve Entelektüel Tarihi bölümünde görev yapan Joseph Massad Orta Doğu araştırmaları sahasında uzman bir isim. Massad'ın Filistin Meselesi'nin Sürekliliği - Siyonizm ve Filistinliler Üzerine Yazılar eseri Turkuvaz Kitap etiketi ile yayınlandı. Fikriyat olarak Filistin Meselesi'nin Sürekliliği üzerine Massad ile bir röportaj gerçekleştirdik.
Soru: "Filistin Meselesi'nin Sürekliliği" isimli eseriniz bizlere ne anlatıyor?
Joseph A. Massad:
◾Kitabın tam adı "Filistin Meselesi'nin Sürekliliği - Siyonizm ve Filistinliler Üzerine Yazılar". Eserin Türkçe çevirisini görmekten büyük mutluluk duyuyorum. Kitap, Filistinlilerin nasıl bir "sorun" haline geldiğini anlatmakta. Bu durum elbette, 18. yüzyılın ortalarında özellikle Almanya'dan İngiltere'ye göç eden Yahudiler ile ilgili. İngiliz endişesinin bir parçası olarak ortaya çıkan, İngiliz ve Avrupa menşeli uydurma bir kavram olan "Yahudi Sorunu"nun izlerini taşımakta.
Joseph A. Massad:
◾Temel olarak İngilizler "Yahudi Sorunu" denen şeyi icat etmişlerdir. Bundan kısa bir süre sonra ise, Osmanlı İmparatorluğu ve onun Avrupa için oluşturduğunu düşündükleri tehlikeyle ilgili olan "Doğu Sorunu" adı verilen kavramı icat ettiler. 19. yüzyıl boyunca gördüğümüz şey, Avrupalı Hıristiyan üstünlüğü anlayışının, Hıristiyanlık alemi için hem İstanbul'u hem de Kudüs'ü geri almak olarak adlandırdıkları şeyle yakından ilgilenmiş olmasıdır ve bu durum tüm 19. yüzyıl boyunca devam etmiştir.
Joseph A. Massad:
◾️ Elbette Rus Devrimi tüm bunları değiştirdi ve Lenin, Sovyetlerin Müslüman veya Osmanlı şehri olarak kalacak olan İstanbul'la hiçbir ilgisi olmadığı konusunda ısrar etti. Ancak Kudüs, 1917'nin sonunda İngilizlerin eline düştü; her ne kadar sonrasında Avrupa adına Yahudi üstünlükçü İsrail yerleşimci sömürgesi tarafından devralınacak olsa da, o dönemde bir nevi Hıristiyanlık alemi için kazanılmış oldu.
◾️ Sonuç olarak bu kitap; Filistinlilerin veya Filistin sorununun Yahudi sorunuyla nasıl bağlantılı olduğunu, yerleşimci sömürgeciliğin nasıl ilerlediğini, Avrupa antisemitizminin ve İslamofobisinin önemini ve tüm bunların bir araya gelerek "Filistin Sorunu" haline gelen şeyi nasıl şekillendirdiğini ele almaktadır.