İstanbul'un fethinde zafer kazandıran Şahi Topunun sırrı
Fatih Sultan Mehmet, Peygamberimizin müjdelediği "İstanbul'un fethi"ni gerçekleştirme şerefine nail oldu ve şehrin semalarında İslam sancağını dalgalandırdı. "Yıkılamaz" sanılan surları yıkmayı başararak, yeni bir çağ açtı. Peki, İstanbul'un fethini sağlayan, Fatih Sultan Mehmet'in bizzat kendisinin geliştirdiği Şahi Topunun sırrı neydi? Yine kendi icadı olan havan topunu hangi amaçla kullandı?
Önceki Resimler için Tıklayınız
Urban Usta'nın yaptığı bu ikinci topun namlu uzunluğu 8 metre, namlu çevresindeki bronzun kalınlığı 20 santim, fırlattığı güllelerin ağırlığı ise, yaklaşık 678 kiloydu. Bu gülleler, Karadeniz'den getirilen siyah bir taş ve mermerden yapılmıştı.
Top, bir gülleyi yaklaşık bir mil uzağa fırlatabiliyordu. Sesi ise, kilometrelerce uzaktan duyulmuş, güllenin düştüğü yerde iki metrelik bir çukur açılmıştı. Top muazzamdı. Ancak bu kadar büyük ve hantal bir topun bölgeye nakledilmesi hiç de kolay değildi.
Şahî (Vasiliki) adı verilen bu top için, 60 manda tarafından çekilen özel bir araba yapıldı. O kadar ağırdı ki, ustası Macar Urban bu topu kalıplara hiçbir öküz arabasının taşıyamayacağını hesaplayarak iki parça halinde döktürmüştü.
Topun önünden giden 200 kişi yolları düzeltirken, arkadan gelen 50 kişi de top geçerken bozulan yolu tamir ediyordu. İki yandaki 200'er kişi de topun kaymaması için uğraşıyordu. Büyük toplar, Edirne'den İstanbul önlerine ancak iki ayda getirilebildi.
İstanbul'un kuşatılması için 50'den fazla Şahî Topu üretildi. Bu topların neredeyse tamamına yakını, bakır ve kalayın karışımıyla elde edilen tunçtan dökülmüştü.
Çünkü tunç, pahalı ama dayanıklıydı. Oysa aynı dönem bakır ve kalay pahalı olduğundan Avrupa'da toplar, maliyeti daha düşük olan demirden yapılıyordu.
İstanbul'un tarih boyunca aşılamayan surları karşısında, Fatih Sultan Mehmet'in en büyük yardımcısı bu toplar olacaktı. Topçu bataryaları dikkatlice konumlandırılmıştı ve kuşatma sırasında gerek duyuldukça yerleri değiştirilecekti.
Osmanlı topları Edirnekapı, Tekfur Sarayı, Bayrampaşa Deresi, Topkapı ve Eğrikapı arasındaki surlar önünde, üç tabya olarak konuşlanmıştı. Bazı kaynaklara göre ise toplar her birinde dört büyük topun bulunduğu on dört batarya olarak yerleştirilmişti.
Bizans'ın elinde de toplar vardı, ancak bunlar Osmanlı toplarına göre daha kısa menzilli idi ve atış sırasındaki sarsıntı surlara zarar veriyordu. Bu yüzden Bizans'ın top kullanımı sınırlı oluyordu.
7 Nisan 1453 günü, gün doğumuyla birlikte bütün toplar ateşlenmeye başlandı. Fatih'in toplarının ateşi, İstanbul'da korku ve endişe yaratıyordu. Ancak o dönemki topların gülleleri patlayarak parçalanmadığı için, tesir gücü sınırlıydı.