İstanbul'un 5 tarihi hanı
İstanbul'un değişmeyen en önemli özelliği ticari ve sosyal hayatın her dönemde hareketli olmasıydı. Bu hareketli hayatın en büyük tanıkları da hanlardı. Sizler için İstanbul'un tarihinde iz bırakmış 5 hanını derledik.
Önceki Resimler için Tıklayınız
Ana cephesi Sultanhamam'dan Beyazıt'a çıkan Çakmakçılar Yokuşu'nda bulunan han, 17. yüzyılda Sultan IV. Murad'ın annesi Mahpeyker Kösem Sultan tarafından, vakıflarına gelir sağlaması için yaptırılmıştır. Büyük Valide Han, 17. yüzyılın ünlü seyyahı Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesinde şu şekilde yer bulmuştur: ''Bu hanın yerinde evvelce Cerrah Mehmed Paşa'nın sarayı vardı, zaman ile yıkılmış olduğundan Kösem Valide altlı üstlü üç yüz hücreli büyük bir bina ettirmiştir ki İstanbul'da Mahmud Paşa Hanı ile bundan büyük han yoktur. Bir tarafında dört köşeli bir cihannüma kalesi vardır ki göklere kadar uzanır. Develiği ve bin adet at ve katır alır ahırı vardır. Ortasında da bir camii şerif vardır.''
Hanın inşaatı başladığında burada bulunan mefdun Cerrahbaşı Mehmed Paşa'nın sarayı "gereği" üzerine yıktırıldı. Hanın yine Kösem Sultan tarafından Üsküdar'da yaptırılan Çinili Camii'nin vakfiyesi olduğu pek çok kaynakta olduğu gibi Hadikatü'lCevami'de de yazmaktadır. 18. yüzyılda Hadikatü'l Cevami isimli kitabı kaleme alan Ayvansarayi Kösem Sultan'ın yaptırdığı Çinili Cami'yi anlatırken, bu hanın, camiye gelir getirmesi maksadıyla inşa edildiğini ifade etmektedir.
İlk önce Sultan I. Ahmed'in hasekisi olan, daha sonra oğulları IV. Murad ve I. İbrahim'in saltanatları sırasında valide sultanlık yapan Kösem Sultan, daha sonra torunu IV. Mehmed'in iktidarı sırasında da ''Valide-i Muazzama'' olarak bu konumunu korumuştur. Uzun yıllar devlet idaresinde etkin rol oynayan Kösem Sultan'ın muazzam bir servete eriştiği herkesçe malumdur. Bir isyanda katledilen Kösem Sultan'ın yıllardır kazandığı servetine ait nakitlerin önemli bir kısmı da bu handaki bazı odalarda bulunmuştur. 17. yüzyılın tarihçisi Naima bu hadiseyi şöyle nakletmektedir: ''Mercan çarşısında bina ettiği han ki Valide Hanı dedikleri muazzam handır; o handa yirmi sandık filorin (Venedik altını) bulundu…"
Büyük Valide Han tipoloji olarak iki katlı ve üç avlulu bir şehir hanıdır ve kapladığı alan bakımından İstanbul'da herhangi bir külliyeye ait olmayan en büyük şehir hanıdır. Ana cephesi Sultanhamam'dan Beyazıt'a çıkan Çakmakçılar Yokuşu boyunca III. Sultan Mustafa Camii hizasından başlayıp yokuşun üst tarafına kadar devam ederek arka taraftan da Uzunçarşı'da İbrâhim Paşa Camii yanına kadar geniş bir alanı kaplar. Haliç'e hâkim bir sırt üzerinde bulunmaktadır. Ölçüleri bakımından İstanbul'un en büyük ticaret hanı olan Büyük Vâlide Hanı, Sultan IV. Murad'ın (1632-1640) saltanat yılları içinde padişahın annesi Vâlide Kösem Sultan tarafından başta Üsküdar'daki Çinili Cami olmak üzere çeşitli yerlerdeki hayratına gelir sağlamak gayesiyle yaptırılmıştır.
Büyük Valide Hanı'nın bir köşesinde gerçekten kare planlı bir kule bulunmaktadır. Schneider'in görüşüne göre bu kule Bizans çağından kalmıştır. İmparatorun saray muhafızının (Drungarios tes Biglas) makamı olan Vigla'nın da (Bigla) bu çevrede olması muhtemeldir. Bir ihtimale göre kule bu Vigla'ya aittir. Anlaşıldığına göre kule Büyük Vâlide Hanı'nın inşasından önce de vardı. Nitekim 1544-1555 yılları arasında İstanbul'da topografya ve arkeoloji incelemeleri yapan Fransız, Albi'li Pierre Gilles bu kuleyi Eirene Kulesi olarak adlandırır. 1553-1555 yıllarında İstanbul'da bulunan ve Galata sırtlarından şehrin büyük bir panorama manzarasını çizen Alman, Flensburglu Melchior Lorichs de (Lorck) bu büyük resimde Uzunçarşı'daki İbrâhim Paşa Camii'nin az berisinde bu kuleyi bütün heybetiyle göstermiştir.