İslam uygarlığında seyyahlar ve kaşiflere dair 20 ilginç bilgi
Peygamberimizin "İlim Çin'de dahi olsa, gidip alınız" buyurduğu hadisinin, İslam alimleri ve seyyahlarını oldukça etkilediğini biliyor muydunuz? Peki ya, dünya üzerindeki pek çok ünlü kaşifin, Müslüman alim ve seyyahlara ait harita ve bilgilerden faydalandığını? Ya da "yedi denizin her biri birbirinden farklı" diyen seyyahın kim olduğunu? İslam uygarlığında seyyahlar ve kaşiflere dair 20 ilginç bilgiyi sizler için derledik.
Önceki Resimler için Tıklayınız
➡ Ferrand, yazılarında Çin Denizinde bolca rastlanan acayip yaratıkları anlatan Kazvinî gibi 13'üncü yüzyıl gezginlerinden de bahseder. Bu yaratıklar arasında özellikle çok büyük balıklar, dev deniz kaplumbağaları ve karaya çıkarak yaban sığırı ve filleri bütün olarak yutan korkunç yılanlar (timsahlar) bulunuyordu.
➡ 14'üncü yüzyıl gezgini Dimeşki, Malay Takımadası olarak da adlandırılan Kumr Adası'nı ayrıntılı bir şekilde anlatır; burada çok sayıda kasaba ve şehir, uzun ağaçlı zengin ve sık ormanlar ve beyaz filler bulunduğundan bahseder.
➡ Bir de burada yaşayan Rukh adında dev bir kuş vardır ve yumurtaları kubbeler gibidir. Rukh ile ilgili bir hikâyeye göre, bazı denizcilerin bu kuşun yumurtasını kırıp içini yemesi üzerine bu dev kuş onları denizin üzerinde kovalar ve koca koca kayaları üzerlerine fırlatır da denizciler ancak gecenin karanlığından istifadeyle kaçıp hayatlarını kurtarırlar.
➡ Gezginlerin anlattığı bu ve buna benzer hikâyeler, İslam edebiyatını zenginleştiren Denizci Sindbad'ın Serüvenleri ve Bin Bir Gece Masalları gibi birçok hikâyenin temelini oluşturur.
➡ Bin yaşındaki bu anlatımların zenginliği yazarlara ve film yapımcılarına da ilham kaynağı olmuştur. Bir Arap vakanüvis olan İbn Fadlan, 921 yılında Bağdat Halifesinin elçisi ile birlikte Orta Volga'daki Bulgarlara gönderilmişti. Bu yolculuğu yazıya geçirdiği eseri Risale adıyla bilinir. İbn Battûta'nın Rıhle adlı eseri gibi Risale de çok değerlidir, zira Kuzey Avrupa'daki ülke ve halkları anlatan bu eser özellikle Rus adı verilen İsveçli bir halkı tarif eder.
➡ İbn Fadlan şöyle yazar: "Ticaret için gelip Volga kıyısında kamp kuran Rusları gördüm. Bunlar benim tüm hayatımda gördüğüm en kusursuz fiziğe sahip insanlardı. Palmiye ağacı gibi uzun boylu, sarışın ve kırmızı yanaklılar; ne tunik ne de kaftan giyerler, lakin erkekleri vücudun bir tarafını örtüp bir eli açıkta bırakan urba giyer."
➡ Bu kitaptan ilham alan romancı Michael Crichton, On Üçüncü Savaşçı adlı filmin senaryosunu yazmıştır. Daha birçok Müslüman gezgin de günümüz insanlarına ilham kaynağı oldu. İbn Battûta'nın bugünkü mirası arasında Dubai'deki dünyanın en büyük alışveriş merkezi ve Alman müzik grubu Embryo'nun "The Beat of Baghdad" (Bağdat'ın Ritmi) adında bir şarkı içeren müzik CD'si bulunmaktadır.
➡ İbn Battûta, 13 Haziran 1325 tarihinde Fas'ın Tanca şehrinden üç bin mil uzaktaki Mekke'ye gitmek üzere tek başına yola çıktığında henüz 21 yaşındaydı.
➡ O gün terk ettiği ailesinden, dostlarından ve memleketinden 29 sene ayrı kalacaktı. Geri dönüşünden önce vebaya yenik düşen bazı dost ve akrabalarını ise bir daha hiç göremeyecekti.
➡ 75 bin milden fazla yol kat eden İbn Battûta yürüyerek, at veya deve üzerinde veya deniz yoluyla İslam dünyasının dört bir yanını gezdi; bugünün sınırlarına göre kırkın üzerinde ülkeyi gördü. Bu sebeple dünyanın birçok yerinde Müslüman Marko Polo olarak tanınır.
➡ Anlattıklarıyla Orta Çağ dünyasını gözlerimizin önüne serer. Altın maddesinin Afrika'daki Sahra Çölü'nün güneyinden Mısır ve Suriye'ye yolculuk yaptığını, hacıların Mekke'ye akın akın gelip gittiğini, Maldiv Adalarından gelen deniz kabuklarının batı Afrika'ya gittiğini, çömlek ve kâğıt paranın Çin'den batıya geldiğini ondan öğreniyoruz.
➡ Yünden balmumuna, altından kavuna ve fildişinden ipeğe kadar her tür yükün ticaret yollarında oradan oraya taşınan İbn Battûta şeyhler, sultanlar, bilgeler ve hacılarla birlikte yolculuk yaptı.
➡ Sultan ve imparatorların emrinde kadı olarak çalışan ve dini bütün bir Müslüman olan İbn Battûta, bu yolculuklar için ihtiyaç duyduğu gücü imanından ve hayat denen bu yol üzerinde Kahire ve Şam gibi büyük İslam şehirlerinde zamanının büyük düşünürlerinden bir şeyler öğrenme isteğinden alıyordu.