Arama

İslam devletlerinde ve Osmanlı'da kullanılan unvanlar

Terim olarak unvan halife ve hükümdarların, vezirlerin, eyalet valilerinin, başkumandanların, ulemanın ve resmi görevlilerin sıfat ve lakaplarını ifade eder. Özellikle devletler arası diplomatik yazışmalarda halife ve hükümdarların lakap ve unvanlarının zikredilmesine özen gösterilirdi. Unvan kullanımı, Türkler, Araplar ve İranlılarda çok eski bir gelenekti. İslam öncesi Türk devletlerinde hükümdarların tanhu, kağan, alpagut, tarhan (tarkan), kan, han, bilge gibi unvanları aldığı bilinir. İşte İslam devletlerinde ve Osmanlı'da kullanılan, hükümdarlık ve hakimiyeti ifade eden 50 unvan...

  • 1
  • 50
MÜŞİR
MÜŞİR

Osmanlılar'da bir unvan ve askerî rütbe.

Arapça'da "işaret eden, yol gösteren, nasihat ve emirler veren" anlamındaki muşîr kelimesi muhtemelen ilk defa Büyük Selçuklular tarafından kullanılmaya başlanmış ve buradan Osmanlılar'a vezir elkābında onun vasıflarına işaret eden bir sıfat olarak girmiştir.

Osmanlı'da eski görevlere ait 100 unvan ve terimi öğrenmek için tıklayın.

  • 2
  • 50
GÜRHAN
GÜRHAN

Karahıtay hükümdarlarına verilen unvan.

  • 3
  • 50
İLİG
İLİG

Eski Türkler'de bir unvan.

Türkçe il "devlet" kökünden +lig ekiyle türetilen ve kaynaklarda illig > ilig şeklinde geçen kelimenin sözlük karşılığı "devletli" olup "hükümdar" anlamındadır.

  • 4
  • 50
BEY
BEY

Türkler'e ait eski bir unvan.

  • 5
  • 50
AKKÂM
AKKÂM

Surre alayında görevli kişilere verilen unvan.

Akkâm sözlükte, "ücret karşılığı deve ile eşya taşıyan kişi, deve sürücüsü" anlamına gelir. Genellikle Arap olan akkâmlar, Osmanlı padişahlarının her yıl şâban ayının ortalarında Mekke ve Medine'ye gönderdikleri hediyeleri götürmekle mükellef idiler. Reislerine akkâmbaşı denirdi. Surre alayına katılan akkâmlar sırtlarına kısa kollu, açık yakalı uzun beyaz gömlek, başlarına külâh giyerler, bellerine ipekli kumaştan kuşak bağlarlardı.

Surre alayının önünde davullar ve dünbelekler çalarak Arapça şiirler okurlar, hoplaya zıplaya alayı şenlendirirlerdi. Surre-i hümâyunun nakli hizmetinde kullanılan akkâmlar alay ile birlikte İstanbul'dan Şam'a kadar giderlerdi. Son derece becerikli olan çadırcı akkâmları, yollarda konaklanacak yere birkaç saat kala hızlıca önden ilerleyerek kafile gelmeden süratli bir şekilde çadırları kurar ve her türlü istirahat hazırlıklarını yaparlardı. Ayrıca, Osmanlı ordusunun vezir ve yüksek rütbeli kumandanlarına ait çadırları kurup kaldırmakla görevli çadır mehterlerine de akkâm denirdi.

2019 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN