İlk Türklerden bugüne polis teşkilatının tarihi
Toplum içerisinde yaşama ihtiyacı, insanlık için özgürlük ihtiyacından daha eski ve daha önde olan bir kavramdır. Tarih boyunca toplumlar, özgürlüklerinden mahrum kalarak yaşamışlarsa da düzensiz ve güvensiz bir yaşam sürdürememişlerdir. Buna bağlı olarak devlet olarak örgütlenmiş toplumlarda, toplum güveninin sağlanması devletin öncelik verdiği ödevlerindendir. Toplum ve birey güvenliğini sağlamak adına oluşturulmuş polis teşkilatı, bizde Türklerin tarih sahnesine çıkmasıyla başladı. Geçmişten bugüne polis teşkilatının gelişimini sizler için derledik.
Önceki Resimler için Tıklayınız
İç güvenliğin sağlanmasında başvurulan en önemli tedbirlerden biri de bir şehirden diğerine veya köylerden şehirlere göçü önlemek için seyahat özgürlüğü çok sıkı kurallara bağlanarak denetim altına alınmak istendi. Bunun için uygulanan kuralların bütününe "Men-i Mürur" (geçişin engellenmesi) denilmektedir.
Diğer taraftan, İkinci Mahmut döneminin son yıllarına kadar Osmanlı Devleti'nde Müslüman ve Müslüman olmayanların yurt dışına çıkışlarında pasaport işlemlerini yabancı ülkeler yapıyorlardı. Ancak yurt içi seyahat iznini şehrin yöneticileri ile mahkeme görevlileri veriyorlardı. Bu izin belgesine de "mürur tezkeresi"(geçiş belgesi) deniyordu. Yeniçeriliğin 1826 yılında kaldırılması bu alanda bir boşluk bıraktı. Bu boşluğu doldurmak üzere iki ay sonra, İhtisap Ağalığı Nizamnamesi ile İstanbul'da eskiden beri var olan İhtisap Ağalığı teşkilatının genişletilmesi ve görevlerinin artırılması suretiyle İhtisap Nezareti kurulmuştur. İhtisap Nezareti bir sure güvenlik işlerinden sorumlu tutulmuştur.
Gülhâne Hatt-ı Hümayun sonrasında öncelikle bir ceza kanunnamesi hazırlanarak 3 Mayıs 1840 tarihinde yürürlüğe kondu. İç güvenliği yakından ilgilendiren bu yasal düzenlemenin akabinde ise ülke çapında dağınık halde bulunan iç güvenlik birimlerinin merkezîleşme sürecine ait çalışmalara geçildi. Zabitlerin doğrudan merkezce atanan yeni zaptiye birlikleri kurulmaya başlandığı gibi, devletin uzun yıllardır tasfiyesine çalıştığı tımarlı sipahi örgütü, 1844 yılında kaldırılarak, oluşturulan zaptiye birliklerine eklemlendi.
Taşrada merkezin denetiminde görev yapacak zaptiye birliklerini kurmaya çalışan yöneticiler, imparatorluğun başkenti olması hasebiyle özel bir yönetime sahip olan İstanbul'da ise daha önce II. Mahmud tarafından düşünülen fakat uygulamaya konamadığı anlaşılan yeni güvenlik modelini, bu kez hayata geçirmeye karar verdiler. Yeni güvenlik modelinin faaliyet alanı, 1840 yılından beri Tophane-i Âmire Müşirliğine bağlı olan Galata-Beyoğlu bölgesiydi. Sefaretlerin ve yabancı tüccarların yoğun olarak yasadığı ve bu sebeple de asayiş problemlerinin çok sık görüldüğü bölge, bir anlamda Osmanlının batıya açılan kapısıydı. Ve yeni güvenlik modelini uygulayacak meclisin ismi de buna uygun olarak Polis Meclisi seçildi. Mehmet Ali Paşa'nın basında bulunduğu Tophane Müşirliğine bağlı olarak çalışacak meclis, toplam yedi kişiden oluşacaktı.
İlk teşkilât kanunu Polis Nizamı adı altında 17 maddeden ibaret olarak Sultan Abdülmecid zamanında 11 Rebiü'levvel 1261 tarihinde çıkarıldı. Bunun miladi karşılığı 20 Mart 1845'tir. Polis kelimesi de resmi lisana ilk defa bu nizamnâme ile girmiş oluyordu. Bu nizamnâme 21 Rebiyülevvel 1261'de yani 30 Mart 1845 Pazar günü bir yazı halinde (müzekkere-ı umumiye) İstanbul'da bulunan sefaretlere gönderilmişti.
Polis Nizamı'nın çıkarılmasıyla, kolluk işlerinin örgütlenmesi ve yürütülmesi alanında yeniçerilerin kaldırılmasından beri süregelen anarşiyi, başka bir deyişle zabıta işlerinin karışık ve birçok makam ve mercilere tabi olması olgusunu sona erdirme yolundaki ilk adım atıldı.
1846 yılında yayımlanan bir genelge ile polis hizmetlerinin Serasker tarafından yönetilmesinin askerlerin asıl görevlerini aksattığı belirtilerek yalnızca polis hizmetlerini yürütmek üzere ve seraskerlikten bağımsız olarak "Zaptiye Müdürlüğü, Zaptiye Müdür Yardımcılığı" ve polisle ilgili yasaları hazırlamak için, "Zaptiye Meclisi" kuruldu. Kısa bir süre sonra da bu meclis kaldırıldı ve yerine "Divan-ı Zaptiye" ve "Meclis-i Tahkik" kuruldu. Böylece hem İstanbul hem de illerin güvenlik işleri Zaptiye Müşiriyeti'nce yürütüldü.
1846'da kurulan Zaptiye Müşiriyeti'yle birlikte asayiş ve iç güvenlik işindeki askeri sistem yeniden tesis edilmişti. Bu müşiriyet, başta jandarma ve polis olmak üzere, asayiş ve iç güvenlik işinden sorumlu bütün unsurların aynı örgüt çatısı altında birleştirilmesi anlamına geliyordu.