Hürrem Sultan: Saraydan Vakıf Medeniyetine Uzanan Bir Hayat
Osmanlı tarihinin en dikkat çekici kadınlarından Hürrem Sultan, Kanûnî Sultan Süleyman'ın eşi ve sarayın güçlü isimlerinden biri olmasının ötesinde, kurduğu vakıflar ve yaptırdığı eserlerle yüzyıllar boyunca iz bırakan bir hayır anlayışının da temsilcisi oldu. Mimar Sinan'ın İstanbul Haseki'de inşa ettiği cami, medrese, sıbyan mektebi, imaret ve dârüşşifâdan oluşan külliye; Ayasofya yakınındaki çifte hamam; Kudüs'te sosyal yardım, konaklama ve ibadet hizmetleri sunan Haseki Sultan İmareti ile Edirne'de şehrin su ihtiyacına yönelik tesisler, Hürrem Sultan'ın mirasının farklı şehirlerdeki önemli halkalarını oluşturdu. Böylece onun adı, saray hayatının ve siyasi mücadelelerin ötesinde, eğitimden sağlığa, sosyal yardımdan şehirlerin imarına uzanan vakıf eserleriyle Osmanlı şehirlerinin hafızasında yaşamaya devam etti.
💠 Hürrem Sultan'ın, bugün Ukrayna sınırları içinde kalan Rogatin bölgesinde doğduğu ve fakir bir Katolik papazının kızı olduğu kabul edilir. Asıl adının Alexandra Lisowska olduğu, genç yaşta Kırım akınları sırasında esir alınarak Osmanlı sarayına getirildiği belirtilir. Sarayda iyi bir eğitim ve terbiye gören Hürrem Sultan, güler yüzlü ve neşeli kişiliğinden dolayı "Hürrem" adıyla anılmıştır.
💠 Hürrem Sultan, Kanûnî Sultan Süleyman'dan birçok çocuk sahibi olmuş; Şehzade Mehmed, Mihrimah Sultan, Şehzade Abdullah, Şehzade Selim, Şehzade Bayezid ve Şehzade Cihangir'i dünyaya getirmiştir.
💠 Hürrem Sultan'ın en önemli siyasi mücadelesi, kendi oğullarından birinin padişah olmasını sağlamaya yönelikti. Bu dönemde en büyük rakip, halk ve askerler tarafından sevilen Şehzade Mustafa'ydı. Hürrem Sultan'ın, Mustafa'ya karşı olan devlet adamlarının etkisizleştirilmesinde ve Mustafa'nın Manisa'dan Amasya'ya gönderilmesinde rol oynadığı düşünülmektedir. Ayrıca kızı Mihrimah Sultan'ın Rüstem Paşa ile evlenmesini sağlamış ve Rüstem Paşa'nın sadrazam olmasında etkili olmuştur.
💠 1553 yılında Şehzade Mustafa'nın öldürülmesi, Hürrem Sultan'ın hayatındaki en önemli olaylardan biri oldu. Mustafa'nın ölümünde Hürrem Sultan, Mihrimah Sultan ve Rüstem Paşa'nın etkisi bulunduğu ileri sürülmektedir. Mustafa'nın ölümünden kısa süre sonra Hürrem'in oğlu Cihangir de hayatını kaybetmiştir. Böylece Hürrem Sultan'ın hayatta kalan oğulları Selim ve Bayezid olmuştur.
💠 Hürrem Sultan hayatının son dönemlerinde siyasi faaliyetlerinin yanında hayır işlerine ve diplomasiye de önem vermiştir. 15 Nisan 1558'de İstanbul'da hayatını kaybetmiş ve Süleymaniye Camii haziresine defnedilmiştir. Kanûnî Sultan Süleyman daha sonra mezarının üzerine bir türbe yaptırmıştır. Hürrem Sultan, Osmanlı tarihinde hem saraydaki güçlü konumu hem de Kanûnî üzerindeki etkisiyle önemli bir şahsiyet olarak kabul edilir.
💠 Haseki Külliyesi; cami, medrese, sıbyan mektebi, çeşme, imaret ve dârüşşifâ gibi çeşitli yapılardan oluşmaktadır. Külliye, Kanûnî Sultan Süleyman'ın eşi Hürrem Sultan adına, Mimar Sinan'ın hassa başmimarı olduktan sonra gerçekleştirdiği ilk önemli eserlerden biridir. İstanbul'da, günümüzde Haseki olarak bilinen ve XIX. yüzyıldan itibaren bu adla anılan Avratpazarı semtinde inşa edilmiştir. Peçuylu İbrâhim ve Evliya Çelebi, külliyenin bu bölgede yapılmasını Kanûnî Sultan Süleyman'ın Hürrem Sultan'a gösterdiği bir incelik olarak değerlendirmiştir.
💠 Külliyeye ait 1551 tarihli vakfiye Süleymaniye Kütüphanesi'nde bulunmaktadır. Yapımına ilk olarak camiden başlanmış, medrese ve sıbyan mektebi yaklaşık bir yıl sonra tamamlanmıştır. İmaret ve dârüşşifâ ise bunlardan yaklaşık on iki yıl sonra yapılmıştır. Yapıların farklı tarihlerde inşa edilmesi, külliyenin baştan sona tek bir plan doğrultusunda yapılmadığını; bölümlerin zaman içerisinde ayrı ayrı tasarlanıp gerçekleştirildiğini göstermektedir.
💠 Külliyenin bölümleri Haseki Caddesi'nin iki tarafına yerleştirilmiştir. Caminin bir tarafta, medrese, sıbyan mektebi, imaret ve dârüşşifânın ise caddenin karşı tarafında bulunması, külliyenin yerleşim düzeninin temel özelliğini oluşturmaktadır.
💠 Haseki Camii, 1538-1539 yıllarında Mimar Sinan tarafından tek kubbeli bir plan anlayışıyla inşa edilmiştir. İlk hâli kare planlı harim ve beş kubbeli son cemaat yerinden oluşuyordu. Ancak caminin cemaate küçük gelmesi üzerine 1612'de Sedefkâr Mehmed Ağa tarafından doğu tarafına, iki sütun ve üç kemerle bağlanan aynı büyüklükte kubbeli bir bölüm eklenerek yapı genişletilmiştir. Bu değişiklik sırasında mihrap da harimin orta eksenine taşınmıştır.
💠 Son cemaat yeri, beyaz mermer sütunlara dayanan sivri kemerler üzerindeki beş kubbeyle örtülüdür. Cümle kapısının iki yanında istiridye nişli mihrâbiyeler bulunmaktadır. Harimin alt ve üst bölümlerinde farklı biçimlerde pencereler yer alırken, kubbeler de dışarıdan payandalar ve pencerelerle desteklenmiştir. Doğu ve kuzey tarafında ahşap bir maksûre ile hünkâr mahfili bulunmaktadır.
💠 Alçıdan yapılan mihrap mukarnaslarla süslenmiş, mermer minber ise oldukça sade tutulmuştur. Caminin iç kısmı kalem işi süslemelerle bezenmiş; kubbede şemse, yıldız ve arabesk motifleri, duvarlarda ise çeşitli süslemeler kullanılmıştır.
💠 Caminin kuzeybatısında yer alan küfeki taşından minare, çok köşeli gövdesi ve geometrik süslemeleriyle dikkat çeker. Şadırvan ise mimari açıdan oldukça sade bir yapıya sahiptir.
💠 Caminin karşısında yer alan medrese, 1539-1540 yıllarında klasik Osmanlı medrese planına uygun olarak inşa edilmiştir. Yapıya sokak cephesinin ortasında bulunan kapıdan girilir ve kapının açıldığı revaklı avlunun üç tarafı kapalı mekânlarla çevrilidir. Dershane, kapının karşısındaki revakın ortasında bulunur ve 6,80 m çapındaki kubbesiyle medrese yapısının dışına doğru taşar.
💠 Dershanenin iki yanında üçer olmak üzere toplam altı, avlunun iki yanında ise beşer olmak üzere on oda yer almaktadır. Kubbe ile örtülü olan bu odaların her birinde birer ocak bulunur. Yanlardaki oda sıraları arasında iki dar mekân vardır. Beşik tonozlu bu bölümlerden doğudaki küçük ve karanlık bir hücre, batıdaki ise sıbyan mektebi ve diğer yapılara geçiş sağlayan bir dehliz olarak kullanılmıştır.
💠 Revakların kemerleri kırmızı ve beyaz taşların dönüşümlü kullanılmasıyla oluşturulmuş, sütunlarda ise beyaz mermer ve somaki tercih edilmiştir. Sütun başlıklarının bazıları nilüfer çiçeği, diğerleri ise baklava biçimindedir. Zambak motifli alınlıkla süslenen ana kapı ile dershane kapısının üzerindeki 946 (1539-1540) tarihli renkli sır tekniğinde yapılmış iki çini pano, medresenin harap olduğu dönemde korunmak amacıyla yerlerinden alınarak Çinili Köşk'e taşınmıştır. Pencere alınlıklarında bulunan çinilerden ise günümüze herhangi bir iz kalmamıştır.