Görülmesi gereken tarihi garlar
Osmanlı Devleti'nin son yıllarına doğru kullanılmaya başlanılan demiryolu ulaşımı, o zamanlar Osmanlı Devleti gözetiminde bulunmayıp, yönetimi zengin kişiler tarafından sürdürülmekteydi. Cumhuriyet'in ilanıyla birlikte çıkarılan bir yasa ile demiryolları devlet eline geçti. Bu durum sebebiyle birçok tren garı inşa edildi ve Osmanlı zamanından kalan birçok özel gar ise, devlet eline geçerek restore edildi. Ülkemizde geçmişten günümüze kadar gelmiş birçok tarihi önem taşıyan, bazıları hala kullanımda olan ve bazıları ise, yorgun düşmüş tren garları bulunmaktadır. İşte tarihe doğru bir yolculuğa çıkabileceğiniz ülkemizdeki görülmesi gereken garlar...
Önceki Resimler için Tıklayınız
TCDD Eskişehir gar sahasında bulunan müze 1998 yılında ziyarete açılmıştır. Bir demiryolu kenti olan Eskişehir'de açılan bu müzede sergilenen eşyalar demiryollarının kuruluşundan bu yana Türkiye'ye sağladığı iktisadi, sosyal ve kültürel evreleri gözler önüne sermektedir. Müzede yapılan sergide eğitim ön planda tutularak Telgraf makinesinden lokomotife kadar demiryolu ulaşımı ve iletişiminde kullanılmış alet ve araçların yanında tarihi belgeler, yayınlar ve giysiler sergilenmektedir.
Osmanlı Hükümeti tarafından İngiliz "The Smyrna Cassaba Railway (SCR) Şirketi"ne demiryolu inşa etme ve işletme imtiyazı verilmiştir. İzmir-Basmane – Kasaba (Turgutlu) Demiryolu hattının inşası 1864 yılında başlamış ve 10 Ocak 1866 tarihinde ise Turgutlu'ya ulaşarak hizmete girmiştir.
Daha sonrasında SCR Şirketi'ne verilen yeni imtiyazlar ile demiryolu hattı 1875 yılında Alaşehir'e ve 1890 yılında da Soma'ya uzatılmıştır. Sonrasında Osmanlı hükûmeti, hattı rasyonalize etme kararı alarak tamamen satın almış ve imtiyazı sonlandırmıştır. Ancak demiryolu hattı Osmanlı hükûmeti tarafından 17 Şubat 1893'te Uluslararası Yataklı Vagon Şirketi'nin sahibi olan Georges Nagelmackers'a satılmıştır. 16 Temmuz 1893 tarihinde ise mevcut demiryolu hattını işletmek ve yeni demiryolu hatları inşa etmek için Fransız "Société Ottomane du Chemin de fer de Smyrne-Cassaba et Prolongements (SCP) Şirketi" kurulmuştur.
Bu sırada 1893 yılında Osmanlı hükûmeti, Eskişehir'den Konya'ya bir demiryolu hattı inşa edilmesi için daha önceden Osmanlı Anadolu Demiryolları hattının bir parçası olarak "Adapazarı – Ankara" kısmını inşa eden "Chemins de Fer Ottomans d'Anatolie (CFOA) Şirketi"ne imtiyaz vermiştir. Demiryolu hattının inşası aynı yıl başlamış ve hattın "Eskişehir – Afyonkahisar" kısmı, "Afyonkarahisar Garı" ile birlikte, Ağustos 1895'te, "Afyonkarahisar – Konya" kısmı ise Haziran 1896'da hizmete girmiştir.
SCP Şirketi'ne ise mevcut demiryolu hattını doğuda "Afyonkarahisar"a uzatmak için yeni bir imtiyaz verilmiştir. Ancak Afyonkarahisar bölgesindeki demiryolları ve "Afyonkarahisar Garı"nı inşa etme ve işletme hakkı Alman CFOA Şirketi'ne ait olduğu için CFOA ile SCP şirketleri arasında bir anlaşma imzalanmış ve "Alaşehir – Afyonkarahisar" hattı 1899 yılında hizmete girmiştir.
1923 yılında Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur. Yeni Türk hükûmeti demiryollarını millileştirme kararı almış ve demiryolu hattını işleten CFOA Şirketini 1927'de, SCP Şirketini 1934 yılında satın alarak feshetmiş ve daha sonrasında TCDD'ye bağlamıştır.
Günümüzde lojman olarak kullanılan tarihî gar binasının yerine 1939 yılında inşa edilen yeni gar binası eski Afyonkarahisar milletvekili ve Ulaştırma Bakanı Ali Çetinkaya'nın adını taşımaktadır.
Osmanlı İmparatorluğu döneminde Chemins de fer Orientaux (CO) Şirketi tarafından inşa edilen Rumeli Demiryolu hattı Edirne'den geçmekteydi. Ancak bu hat il merkezinden değil, şehrin 4 km güneybatısındaki Karaağaç kasabasından geçiyordu. Bu nedenle Edirne'ye hizmet vermesi amacıyla bu kasabada Karaağaç Tren İstasyonu inşa edildi. Fakat tren istasyonunun yapıldığı yer I. Dünya Savaşı'ndan sonra imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında Yunanistan tarafından işgal edildi. Kurtuluş Savaşı'ndan sonra imzalanan Lozan Antlaşması ile Yunanistan, Anadolu'da yaptığı tahribat ve katliamların tazminatı olarak Karaağaç kasabasını Türkiye'ye geri verdi. Böylece tren istasyonu da tekrar Türkiye sınırlarına dâhil oldu.
Savaştan sonra sınırların değişmesi sebebiyle, İstanbul-Sirkeci'dan Karaağaç'a ve Avrupa'ya giden trenler Yunanistan sınırların geçmek durumunda kalıyordu. 1971 yılında bu zorunluluğu aşmak amacıyla Bulgaristan Devlet Demiryolları (BDZ) ile birlikte İstanbul-Sirkeci – Pithiu Demiryolu üzerindeki Pehlivanköy'den başlayan ve Edirne il merkezinden ve Kapıkule Sınır Kapısı'ndan geçerek Bulgaristan'a bağlanan Pehlivanköy – Svilengrad Demiryolu hattı ve yeni Edirne Garı inşa edildi. Yeni hat açıldığından beri Bulgaristan yönüne giden trenler bu hattı kullanmaktadır. Yunanistan yönüne giden trenler ise İstanbul-Sirkeci – Pithiu Demiryolu'nu kullanmaya devam etmektedir.
1977 yılında da yeni kurulan ve bugünkü Edirne Üniversitesi'nin nüvesini oluşturan Edirne Mühendislik ve Mimarlık Akademisine verilmiştir. Onarılıp içi yeniden düzenlenen binanın üst katı bugün üniversite için bir konuk evi olarak kullanılmaktadır. Alt katta ise, çeşitli idarî ofisler ve sergi salonları yer almaktadır.