Fatih Sultan Mehmet İstanbul'un fethinden sonra şehri nasıl imar etti?
Tarihin en büyük olaylarından biri 29 Mayıs 1453'te gerçekleşti. Fatih'in büyük dehası ile Hz. Peygamberin hadisinde geçen müjdeli şehir İstanbul fethedildi. Fatih Sultan Mehmet, fetihten sonra ilk iş olarak şehri eskisinden daha iyi duruma getirmek için imar ve iskan faaliyetlerine başladı. Onun bu faaliyetleri sayesinde 1204'te Latinlerin işgaliyle eski parlak günlerini kaybeden İstanbul, Avrupa'nın en büyük şehri haline geldi. Prof. Dr. Halil İnalcık, Fatih'in bütün hükümdarlığı süresince yegane zihni meşguliyetinin, İstanbul'u, imparatorluğunun hakiki merkezi yapmak olduğunu söyler. Peki, Fatih Sultan Mehmet İstanbul'un fethinden sonra şehri nasıl imar etti?
Önceki Resimler için Tıklayınız
🔷 Fatih,1459'da İstanbul yakınında Hz. Muhammed'in sahabesi olan Ebu Eyyüb el-Ensari'nin şehit düştüğü yerde bir cami ile bir türbe, medrese ve imaret yaptırdı.
🔷 Bursa'dan getirilen göçmenler buraya yerleştirildi. Eyüp, Mekke, Medine ve Kudüs'ten sonra İslam dünyasının en önemli bölgesi oldu. Aynı zamanda padişahların önemli taht merasimlerinden biri olan Kılıç Kuşanma törenlerinin merkezi oldu.
🔷 Fatih Sultan Mehmed'in imar faaliyetleri ile şehir Tük kimliğine kavuştu. Sultanın hayattayken inşa ettirdiği saraylar, hanlar, kervansaraylar, çarşılar, pazarlar, hamamlar ve medreselerle mamur bir Türk şehri hâline geldi.
🔷 İmar faaliyetleri sayesinde nüfusu artan ve ticareti canlanan İstanbul eski parlaklığına kavuştu ve 16. yüzyılda Avrupa'nın en büyük şehri oldu.
🔷 Fatih Sultan Mehmet tarafından İstanbul'un özenle seçilmiş tepelerinden birine inşa ettirilen Fatih Camii, Osmanlı "külliye" kültürünün önemli bir sembolüydü. Çünkü Osmanlılar, bu tür büyük camileri yalnız ibadethane olarak değil; sosyal yaşam içinde yer alan dönemin okulları medreseler, fakirler için yemek dağıtılan imarethaneler, kütüphaneler ve hamamlarla birlikte inşa etmişlerdir.
🔷 Bu yapı için Sultan Mehmed Han "Memleket camileri içinde bu mabed, vücuda nisbetle bir baş gibidir." dedi. Külliyede 16 adet medrese, darüşşifa (hastane), tabhane (konukevi) imaret (aşevi), kütüphane ve hamam bulunur. Fatih Külliyesi'nin gelirlerinden düzenli olarak her yıl 202.291 akçe fakir ilim adamlarına, onların çocuklarına ve sakat askerlere ödeniyordu. Her gün imarette 3.300 ekmek dağıtılıyor, en az 1.117 kişiye iki çeşit yemek dağıtılıyordu.
🔷 II. Mehmet'in imar faaliyetlerine onun izinden giden diğer devlet adamları da destek oldu ve şehrin her bölgesinde vakıflar yoluyla çeşitli müesseseler meydana getirdiler.
🔷 İstanbul, kamu hizmeti ve dinî gayelerle hareket eden devlet adamları, nüfuzlu ve zengin şahıslar eliyle kurulan vakıf müesseselerinin meydana getirdiği külliyelerle büyüyüp gelişti. Bu dönemde sur içinde 163, Kasımpaşa'da 5, Galata'da 5, Boğaziçi'nde 6 ve Üsküdar'da 5 cami yapıldı. Medrese sayısı ise 21'dir. Ayrıca 32 hamam, 4 saray, 7 aşhane, 10 han ve kervansaray ile 28 çarşı inşa edildi.
🔷 Fatih döneminden bize kalan birçok semt ve mahalle adı vardır. Vefa, Akşemseddin, Kovacı Dede, Kocamustafapaşa, Defterdar Sinan, Akbıyık, Tokludede, Ya Vedûd, Hızırbey, Saraçhane, İshakpaşa, Kasımpaşa, Mahmutpaşa, Molla Fenari, Molla Gürani, Molla Hüsrev, Mercanağa, Nişancı, Tahtakale...
🔷 İstanbul'un birçok semti, Fatih dönemi devlet adamlarının ismini taşır. Gedikpaşa, Fatih'in veziriazamı Gedik Ahmed Paşa'nın yaptırdığı hamamdan; Hocapaşa, Fatih'in hocası Hoca Sinanüddin Yusuf Paşa'nın konağından; İshakpaşa, Fatih'in veziriazamlarından İshak Paşa'nın Ahırkapı civarında yaptırdığı camiden; Mahmutpaşa, Fatih'in veziriazamlarından Mahmud Paşa'nın Kapalıçarşı civarında yaptırdığı camiden; Muratpaşa, Fatih'in vezirlerinden Murad Paşa'nın Aksaray civarında yaptırdığı camiden; Nişancı, Fatih'in son veziriazamı Nişancı Karamanî Mehmed Paşa'nın Kumkapı civarında yaptırdığı camiden; Rûmî Mehmed Paşa, Fatih'in veziriazamlarından Rum Mehmed Paşa'nın Üsküdar'da yaptırdığı imaret, medrese ve hamamdan esinlenerek isim verilen semtlerdir.
🔷 İstanbul'daki birçok yer Fatih zamanından izler taşır. İstanbul'a onun zamanında getirtilerek yerleştirilen Türkler, kendi geldikleri bölgelerin isimlerini iskân edilen bölgelere vermişlerdi: Aksaray, Çarşamba gibi.
İSTANBUL'UN EN BİLİNDİK SEMTLERİNİN İSİMLERİ NEREDEN GELİYOR?