Sünnet-i Seniyye Işığında Azla Yetinme Sanatı
Modern dünya bize her geçen gün daha fazlasına sahip olmamız gerektiğini fısıldıyor. Eşyanın kalbi kuşattığı, arzuların 'ihtiyaç' maskesi takarak zihni yorduğu bu gürültülü çağda; Sünnet-i Seniyye'nin asude ve sade mirası bize asıl hürriyetin kapılarını aralıyor. İktisadı yalnızca bir cüzdan hesabı olmadığını anlamamız gerekiyor. Peki siz, bereketi haneye ve ömre davet eden bir 'gönül disiplini' olarak yeniden okumaya ne dersiniz? Azla yetinmenin bir mahrumiyet değil, dünyanın ağır ve fani yüklerinden kurtulup ebedi menzile hafifleyerek varma düsturu olduğunu sizlere hatırlatmak istedik.
◾ Asıl iktisat, zihinsel ayrışmayla başlamakta. Modern dünya bize arzuları ihtiyaç gibi sunarak sürekli bir eksiklik hissi aşılıyor. Sünnet-i Seniyye ise bize gerçek ihtiyacın bedensel, sonu gelmez heveslerin ise nefsi olduğunu öğretir. Bu çizgiyi belirlemek, tüketim çarkından çıkmanın ilk adımı olarak kabul ediliyor.
◾ "Âdemoğlunun iki vadi dolusu altını olsa üçüncüsünü ister. Onun gözünü ancak toprak doyurur."
(Hadis-i Şerif)
◾ Bereket, niceliğin niteliğe galip gelmesi olarak görülmekte. İslami perspektifte bereket; az olanın çok iş görmesi, helal olanın huzur vermesidir. Matematiksel olarak 10−1=9 ederken, bereket sırrıyla kaçınılan bir israf, kalan meblağı manen çoğaltmakta. Bu, yalnızca bir hesap değil, bir iman meselesidir.
◾ "İktisat eden yoksulluk görmez."
(Hadis-i Şerif)
◾ Peygamber Efendimiz'in (SAV) mideyi taksim etme düsturu, bir beslenme tavsiyesinden ötedir, bir yaşam tarzıdır. Az yemek bedeni zinde tuttuğu gibi zihni de berraklaştırır. İnsanın sürekli bir şeyler tüketme hırsı, ruhun derinliğindeki açlığı bastırma çabasıdır; oysa gerçek doyum az olanda gizlidir.
◾ "Âdemoğlu, midesinden daha şerli bir kap doldurmamıştır."
(Hadis-i Şerif)
◾ Asıl tehlike ise sahip olduğumuz eşyaların bir süre sonra bize sahip olmaya başlamasıyla başlar. Onların bakımı ve yenilenmesi için harcanan mesai, Allah'a kul olmak için verilen ömür sermayesinden çalınmaktadır. Sünnetin sadeliği, eşyayı bir amaç değil, bir hizmetkar olarak konumlandırır. Az eşya, az sorumluluk manasıan geliyor.
◾ "Dünyada bir garip yolcu gibi ol."
(Hadis-i Şerif)
◾ İsraf yalnızca ekmeği çöpe atmak değildir. Asıl israf, vakti ve sağlığı boş yere harcamak demektir. Kur'an-ı Kerim'de israf edenlerin uyarıldığı ayetler, bu eylemin ne kadar büyük bir ruhsal savrulma olduğunu gösteriyor. Her nimet bir emanettir ve emanete hürmet, o nimeti tam yerinde ve yeterince kullanmakla mümkündür.
◾ "Ey Âdemoğulları! Her namaz kılacağınızda güzelce giyinin, yiyin için fakat israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez."
(A'râf Suresi, 31)
AYETİN TEFSİRİ
➡ Kureyş ve diğer birkaç soylu kabile dışındaki müşrikler, başlıca kutsal mekânlarını çıplak ziyaret eder; ziyaret dönemlerinde et, yağ, süt gibi değerli gıda maddelerini yemezler; diğerlerini ise çok az yerler ve bunun dinî bir vecîbe olduğuna inanırlardı (bk. Taberî, VIII, 159-163). Âyet bu bâtıl uygulamayı ilga etmekte, ibadet sırasında örtünme zorunluluğu getirmektedir; ayrıca haram olduğuna dair özel hüküm bulunmayan maddelerin yenilip içilmesine de –israfa kaçmamak şartıyla– izin vermektedir. Âyetin özel maksadı, kutsal mekânları çıplak vaziyette ziyaret veya tavaf etmeyi yasaklamaktır. Ancak bu durum, hükmün genel olduğu anlamını çıkarmaya mâni değildir. Nitekim bütün ilgili kaynaklarda âyetin, gerek ibadet sırasında gerekse sair zamanlarda edep kurallarına uygun şekilde giyinmeyi farz kıldığı belirtilir.