Sinemaya ilgi duyanların mutlaka okuması gereken 15 kitap
İlk on sayfa neden çok önemli? Okuru ilk sayfadan, hatta ilk kelimeden görsel olarak nasıl yakalarsınız? Yapı ve karakter neden senaryonun temelidir? Bir roman, oyun ya da makale senaryoya nasıl uyarlanır? Her görsel sanat dalında olduğu gibi, yedinci sanat sayılan sinemanın da tarihini bilmek, günümüzdeki dinamiklere hakim olmak tecrübenin yanı sıra okumayı ve araştırmayı da gerektiriyor. Bu noktada size yardımcı olacak, rehber niteliğindeki 15 sinema kitabını listeledik.
Önceki Resimler için Tıklayınız
Bütün bağımsız yönetmenler eşsiz olduklarını düşünmeyi sever, birçoğumuz da muhtemelen biraz öyleyiz. Ancak hiç kimse dostum Abbas Kiyarüstemi kadar eşsiz değildir. O, en büyük yönetmenlerden biri, minimalist epiğin mucidi ve üstadı, insanlığa ait sinemayı emsalsiz bir saflık seviyesine taşımış öngörü sahibi, bizleri o parıldayan kehanetleriyle kör edici hakikatlerle derinden ve tevazuyla yüzleştiren gönülsüz öğretmen, karşısında gürültü ve neşeyle bağıracağınız kadar şaşırtıcı fikirleri ve yöntemleri hakkında coşkuyla açıklamalar yapabilen zalim bir kışkırtıcıdır.
Abbas'ın ilmi ve güçlüklerle kazanılmış ferasetinin bir kısmı tatlının içindeki meyve parçacıkları misali bu ilham veren kitapta sunulmuştur. Şahsi, pratik, profesyonel, nüktedan, duygusal, felsefi, artistik ve teknik; her biri gelecek vaat eden bir yönetmen için derinlemesine yararlı. Abbas, bizlere usul usul rehberlik ederken hakikatimizi bulabilmek için kendimizle baş başa bırakıyor. Dolayısıyla bu kitabın film literatürünün temel taşı olması muhakkak.
Kitabı incelemek ve satın almak için tıklayın.
Kracauer'in Film Teorisi, alanın kanonik metinlerinden biri. 1960'larda yayımlanan kitabın temelleri esasen daha erken bir tarihte, Kracauer'in "film estetiği" üzerine kitabı için aldığı notlarla 1940'larda atılıyor. Film Teorisi yazarın daha önce yayımladığımız iki kitabı arasında, "bir çağın tarihsel süreçte tuttuğu yer, o çağın kendisi hakkındaki yargılarından ziyade yalın ve yüzeysel dışavurumlarının analiziyle daha isabetle belirlenebilir" diyen Kitle Süsü ile, "son, nihai şeyleri felsefi veya teolojik sistemler aracılığıyla kavrayabileceğimize inanmadığı için geçici iç görülerle ilgilenen" Tarih: Sondan Bir Önceki Şeyler arasında düşünsel bir köprü kurar. Kitap şu sorunun peşindedir: Film deneyimi neye yarar?
"Sizde, bende ve insanlığın geri kalanında ortak olan şeylerle ilgili ufak anların, gündelik hayat boyutunu, bütün diğer gerçeklik tarzlarının matrisini oluşturduğu söylenebilir. Tam anlamıyla asli bir boyuttur bu. İnançları, ideolojik amaçları, özel girişimler ve benzerlerini bir anlığına bir kenara bıraksak bile, geriye gündelik hayatın beraberinde getirdiği üzüntüler ve sevinçler, anlaşmazlıklar ve bayramlar, istekler ve arayışlar kalır. Alışkanlığın ve mikroskobik etkileşimin bu ürünleri, yavaş değişen ve savaşlardan, salgınlardan, depremlerden ve devrimlerden sağ çıkan esnek bir doku oluşturur. Filmler, kompozisyonu mekâna, kişiye ve zamana göre değişen gündelik hayatın bu dokusunu keşfetmeye meyleder. Dolayısıyla hem verili maddi çevremizi takdir etmemizi hem de bu çevreyi dört bir yana doğru genişletmemizi sağlarlar. Dünyayı bilfiil evimiz yaparlar."
Kitabı incelemek ve satın almak için tıklayın.
Filmleri sinemada bir devrim yaratan Jean-Luck Godard, kariyerine film eleştirmenliğiyle başladı. Öncülük ettiği Yeni Dalga akımının ardından ana akım sinemaya alternatif bir Karşı Sinemanın temellerini attı. Elinizdeki kitap, bir sinema dahisinin olağanüstü yaşamöyküsünün yanı sıra, dönemin derinlikli bir toplumsal ve kültürel tarihini de içeriyor.
Kitabı incelemek ve satın almak için tıklayın.
İlham verici bu kitap, başlangıcından bu yana Sinema'yı şekillendiren en etkili fikirleri anlatıyor. Eğlenceli ve zekice hazırlanmış Sinemayı Değiştiren 100 Fikir, büyüleyici bir kaynak olmasının yanı sıra sinemanın tarihine özlü bir bakış sağlıyor.
Kitabı incelemek ve satın almak için tıklayın.
Pascal Bonitzer'in "Kör Alan" ve "Dekadrajlar" başlıklarını taşıyan iki kitabını bu Metis edisyonunda biraraya getirdik. Sinemanın gerçeklik ile ilişkisini sorgulayan "Kör Alan"da, dorukları temsil eden kimi isimlerle karşılaşıyoruz: Lumière, Griffith, Ayzenştayn, Bazin, Rossellini, Hitchcock, Godard. Bu doruklar, kimi zaman gerçekliğin montaj ve sinematografik planların müdahalesiyle parçalanması, kimi zaman da gerçekliğe duyulan şüpheli bir saygı biçiminde ortaya çıkıyor. Hitchcock'a özgü suspense'in sinema tarihi içindeki belirleyici önemi, video yüzeyinin sinemadan farkları, yakın plan, alan derinliği ve alan-dışının özel işlevleri "gerçeklikle ilişkide bu işlevlerin anlamı" ve modern sinemanın giderek mutlak anlamda bir gerçekçi-olmama özelliği kazanışı konu ediliyor.
Kitabı incelemek ve satın almak için tıklayın.