Refik Halid Karay kimdir?
Refik Halid Karay'ın mizah öyküleri yazarak başlattığı yazın hayatı aslında edebiyatımız için yeni bir başlangıç içeriyordu. Çünkü bugüne dek yazılan hikayeler, hep İstanbul çevresinde dönüp durmuştu. Oysa şimdi Karay, sınırları aşmış, sürgüne gittiği Anadolu'nun değişik kesimlerinden insanları öykülerinde yaşatıyordu. Sizler için, ölümü ile edebiyat tarihimizde Fecr-i Ati'nin en parlak ışığının sönmesine sebep olan Refik Halid Karay hakkında bilinmeyenleri ve merak edilenleri derledik.
Önceki Resimler için Tıklayınız
Karay, Anadolu yaşamını anlatan öyküleri ve Kurtuluş Savaşı'na karşı tutumuyla tanınırken Türkiye'ye dönüşünden sonra yazdığı romanlarda ise yurt gerçeklerinin yerini Avrupa dışı ülkelerde geçen olayların aldığı görüldü.
"Memleket Hikayeleri"nde daha çok kadın karakterleri, orta sınıfı ve kenar mahalleyi işleyen, "Gurbet Hikayeleri"nde ise memleket özlemini kalemine yansıtan Refik Halid Karay, geçirdiği bir ameliyat esnasında 18 Temmuz 1965'te vefat etti.
Karay, öyküleri üzerine pek çok roman da yazdı. Gerçekten de kalemi kuvvetliydi, ancak yine de Memleket Hikayeleri öykü kitabı kadar, hatta "Kirpi" zamanlarındaki hicivleri kadar kabul görmedi. Hatta henüz hayattayken, 1949'da, Hıfzı Tevfik Gönensoy, "Türk Edebiyatı Tarihi" adlı eserde bu konuya şöyle değiniyordu: "Refik Halid, romanlar, tiyatro eserleri yazmayı da tecrübe etmiş̧ ise de bu yazılarında ne hadiseleri tahlil eden mizahi yazıları, ne de hikâyeleri derecesinde muvaffak olmuş̧ sayılmaz".
Romancılığını da iki bölüme ayırmak mümkündü. Yurt dışına sürgüne gitmeden önce ve sonra! 1920'de yazdığı "İstanbul'un İç Yüzü" adlı romanı, sürgün öncesiydi. İttihat ve Terakki Cemiyeti'nden I. Dünya Savaşı günlerine kadar yaşayan İstanbul'u anlatıyordu. Roman tekniğinin dışına çıkmış, adeta birbirinden kopardığı parçaları birleştiriyordu.
Ustalıkla kullandığı İstanbul Türkçesi, hikâyelerindeki her tabakadan Anadolu insanının psikolojisini ve davranışlarını ifadesiyle Millî Edebiyat çığırının başta gelen yazarları arasında yer almıştır. Özellikle Memleket Hikâyeleri samimi ve gerçekçi üslûbuyla Anadolucu edebiyatın ilk önemli ürünlerindendir.
Yurt dışındaki sürgün yılları da ona bir taraftan vatan hasretinin en güzel hikâyelerini yazdırırken diğer taraftan Türk edebiyatının başarılı egzotik romanlarını kaleme almasına imkân vermiştir. Günlük hayatında etrafındaki kişilerin zaaflarını yakalayarak zeki ve iğneleyici nükteler sarfeden, yer yer onları küçültücü bir dil kullanan, bununla beraber sohbetleri aranan bir şahsiyet olduğu değişik hâtıra ve portrelerde anlatılan Refik Halid'in bu üslûbu hiciv yazılarında, hatta roman ve hikâyelerinde de dikkati çeker.
Refik Halid romanlarında genellikle Türk toplumunun geçirdiği sosyal değişmeleri, bunların kişilere yansımalarını, savaş gibi olağan üstü hallerden faydalanan vurguncuları, ezilen orta sınıf insanını ele alır.
Yazar, bu gibi meselelerde genellikle dejenere bir değişmeye karşı muhafazakâr tutumludur. Bunların dışında popülizme kaçmamak şartıyla hemen bütün romanlarının konusunu, egzotik ülkelerde sürükleyici maceralar, seyahatler, hatta polisiye olaylar teşkil eder.