Mutlaka okunması gereken dünya klasikleri
Kitap okumak, klasikleri okumakla başlar. Çoğu okura da okuma aşkını kazandıran bu yapıtlardır. Zamana meydan okuyan klasikleşen kitaplar, dünya çapında tanınmış en ünlü, en başarılı çok eski tarihlerden günümüze kadar gelmeyi başarmış eserlerdir. Yüzlerce yıllık geçmişe sahip bu kitaplar, geçen onca zamana rağmen etkisini yitirmeyerek insanlara yeni bir dünyanın kapılarını aralar. İşte sizler için mutlaka okumanız gereken dünya klasiklerini derledik.
Önceki Resimler için Tıklayınız
19. yüzyıl İngiliz edebiyatının önemli kadın yazarlarından biri olan Emily Bronte'nin ilk ve tek romanı Uğultulu Tepeler, kırık olduğu kadar marazi de olan bir aşk hikâyesi etrafında gezinerek kadın ve erkek, insan ve doğa, aşk ve ölüm, sadakat ve ihanet, hakikat ve yalan gibi ikilikleri kendine özgü bir dille işliyor. Gotik roman türünün başarılı örneklerinden olan Uğultulu Tepeler, karanlık ve puslu evleri, içinde türlü arzuların, tutkuların ve düşüncelerin boyattığı odaları, ter içinde uyanılan kâbusları anlatırken, gerçekçiliği elden bırakmayan bir strateji izliyor. Bu dünyada her şey olanca karmaşıklığına rağmen son derece yalındır. İstekler çözülür, arzular geri çekilir, geriye uğultusuyla yabani bir doğa, sızılı bir yalnızlık ve aşktan taviz veren bir ruh hali kalır: Hem bu ne biçim aşk böyle, sonsuz aşkın bir kar fırtınasına bile dayanamadı! Yaz günleri, ay gökyüzünde parladığı sürece, biz de yataklarımızda rahatça uyuduk; ama kışın ilk fırtınasıyla hemen başını sokacak bir yer arıyorsun. Emily Bronte, kar fırtınasına dayanamayan güneşli aşklardansa soğukları, rüzgârları göze alan bir aşk anlayışından yana atıyor zarını, acıyı ve yalnızlığı göze almak pahasına...
Kitabın konusundan ziyade yazılma süreci etkileyicidir. Gogol bu kitabı yazarken, Dante'nin İlahi Komedyası'nın etkisinde kalır. Birinci cildini 1842 yılında tamamlar, ikinci cilde geçtiğinde ise yaşadığı psikolojik rahatsızlıklar nedeniyle bu bölümü tamamlayamaz. Hatta ikinci cilt için yazdığı tüm el yazmalarını ateşe atarak yakar. Daha sonra bu bölümleri yeniden yazmaya çalışır. İlkindeki kadar kapsamlı olmasa da bu bölümler de eklenerek yayımlanır.
'Ölü Canlar', 19. yüzyılın roman anıtlarından biridir. Rus edebiyatında romantizm kurallarını bırakıp, konularını yaşamdan almaya başlayan ilk yazar Gogol'du. Gogol, taşra kasabalarındaki halkın yaşantısını ince bir ironiyle yansıtırken egemen güçlerin nasırına basmayı çok iyi becerir. 'Ölü Canlar', bu yüzden eleştirmenleri çileden çıkaran ve Gogol'ün 'iğrenç bir gerçeklikle' suçlanmasına neden olan bir başyapıttır.
Kitabı incelemek ve satın almak için tıklayın...