İslam ilim tarihinin en önemli eserlerinden biri: Marifetname
Marifetname, İslam ilim tarihinin en önemli eserlerinden biriydi. Ansiklopedik özellikte olan bu eser, Erzurumlu İbrahim Hakkı tarafından 400 kitaptan faydalanarak yazıldı. Zamanının önemli bilgilerine yer veren Marifetname, tasavvuf, ahlak, kelam, aritmetik, geometri, astronomi, fizyoloji ve psikoloji gibi geniş konu yelpazesine sahipti. Bu esere hem halk hem de medresede ezberlenecek kadar rağbet edildi. Peki, kıyafet ilmi bahsine göre insanların hareketleri ve organları kişinin karakterini nasıl etkiliyordu?
Önceki Resimler için Tıklayınız
İkinci bölüm beş bab ve on sekiz fasıldan oluşur. İlk dört babda fizyolojinin faydaları, fizyoloji yardımıyla insan bedeninin tanıtılması, beden ve ruh münasebeti, organların çalışması, damarlar, nefs-i tabîiyye, nefs-i nebâtiyye, nefs-i hayvâniyye, zâhirî ve bâtınî duyular hakkında bilgi verilir. Sonraki bablarda ise ilm-i kıyafet denilen organların şekline ve insanların hareketlerine göre kişinin psikolojik yeteneklerini tahmin etmenin özelliklerinden bahseder. İkinci bölümde beden sağlığı, ilaçlar, sağlıkla ilgileri açısından yiyecek ve içecekler ve giyim şekli hakkında açıklamalara da yer verdi.
Kitabın içindeki Kıyafetname adlı bölüm ise bir çeşit görgü bilimidir. O, derin düşüncesiyle cisimlerin birleşmesini, hayatın doğuşunu, cinslerin gelişmesini yepyeni bir görüşle ortaya koymuştu.
İbrahim Hakkı, Kıyafetname'nin "Uzuvların Yaratılış Hikmetleri" bahsinde insan bedeninden şöyle bahseder:
"Âlemi yoktan var eden yüce Allah, insan bedenini cemalinin yüceliği ile cisimlerin en latifi ve en güzeli kılmıştır. İnsan organlarının birbiriyle uyumu öyle latif, nazik ve güzel olmuştur ki bütün bunları diel getirmede söz ve edebiyat aciz kalmıştır. Söz konusu tenasüp sebebiyle 'insanın temiz ruhu çabuk kavrama ve derin sezgi ile ilim ve hikmetle öylesine dolmuştur ki uçsuz bucaksız derya olmuştur. Sair mahlûkat içinde suretinin güzelliği ve ahlakının kemali, güzel yürüyüşü, şirin sözü, vazifesini yerine getirmedeki mükemmelliği ve sesinin yankıları ile âlemde benzersiz olmuştur."
İbrahim Hakkı Marifetnamesinde, tasavvuf ve felsefe gibi ilimlerden yararlanarak insan bedeni ile karakter yapısı arasında bağlantı kurdu. Vücuttaki her bir organın durumu insan ahlakının belirtisi sayan İbrahim Hakkı'ya göre bunları bilmekle kişi kendi özelliklerini anlar ve ahlakını güzelleştirir. Kıyafetname bahsinde insan bedeni ile ahlakı arasındaki ilişkiyi şöyle açıklar:
"Gerçi âdemoğlunun hepsini zinet ve yaratılışta bir yaratmıştır. Lakin âdemoğlu fertlerini suret ve sirette birbirine muhalif ve farklı etmiştir. Sonra lütuf ve inayetiyle hikmetinin hakikatlerini ve sanatının inceliklerini bu insan âleminde açıklayarak ortaya çıkarıp; sureti sirete, azayı ahlâka alamet ve nişan etmiştir. Ta ki önce insan kendi kıyafetinden kendi vasıflarını tamamıyla bilip, ihtimamıyla ahlâkını güzelleştirsin. Sonra akranı ve yârânı kıyafetlerine anlayış ve ferasetle bakıp, her birinin zatında gizli olan durumlarına ve ahlâkına vâkıf ve muttali oldukta; onlara ya ahlâkınca rağbet ve muhabbetle muamele etsin veya aklınca iyi idare ile geçinip gitsin. Veya hepsinden uzlet edip, emniyet ve selamete, izzet ve rahata yetsin. Ne kimseden incinip, ne kimseyi incitsin. Gönül boşluğuyla tenha oturup, yatsın"
Boyu uzun olan güzel ve sâde dil olur. Boyu kısa olanın çok hilesi vardır.
Başının derisi parlak olan, hayır yapar, ziyan vermez.
Alnı normal olanı, emin olarak bil. Alnı kırışıksız olan, mutlaka tembel olur. alnı uzun olan anlayışlı, az ise cömert olur.
Kaş arası kırışık olan, her zaman gam yüklüdür.
Kaşı açık olan doğrudur, çatma olan uğursuzdur. İnce kaş güzel olur; uzunu kibre delildir
Benzi kızıl olan edip, esmer olan zeki olur. Benzi sarı olan hastalıklı, siyahımsı olan tevekkeli olur
Burun kanatları hareketli olanda kahır ve inat toplanmıştır.
Kaba sesli olanın himmeti vardır. Çatal sesli olan, sürekli halktan kuşkulanır.
Gülmesi çok olandan haya umma. Yüz güleç, söz lezzetli olan, candır, azizdir. Yufka ve kırmızı dudaklı olan dersi iyi anlar. Kalın dudaklıların muzipliği ağırdır.
Üçüncü bölüm ise eserin asıl bölümüdür. Denilebilir ki Erzurumlu İbrahim Hakkı, ilk kısımları üçüncü bölüme hazırlık için yazmıştır. Beş bab, yirmi yedi fasıldan meydana gelir. Bu bölümlerde Allah'ı bilmek, Resulullah'a tabi olmak, zikirle meşgul olmak gibi konular yer alır. Erzurumlu İbrahim Hakkı'nın meşhur tevfiznamesi de bu bölümde yer alır.
Hak şerleri hayr eyle
Zannetme ki gayr eyler
Ârif anı seyr eyler
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eylerSen Hakk'a tevekkül kıl
Tefvîz id ü râhat bul
Sabreyle ve râzı ol
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler