İstanbul'u dünyanın unutulmaz şehri yapan yazarlar
Farklı ülkelerin ve kültürlerin kesişme noktası olan İstanbul, dünyanın en eski kentlerinden biridir. 8.500 yıllık tarihi geçmişi olan İstanbul benzersiz tarihi ve coğrafyasıyla dünya kentleri içerisinde ilham verici yerini her zaman korur. İstanbul, güç ve otoritenin olduğu kadar ilmin, sanatın ve edebiyatın kendisine aktığı yerlerdendir. Asırlar boyunca derin bir kültür ve estetik duyarlılıkla manasını adeta görünmeyecek kadar incelten şair ve yazarlar İstanbul'a gelmiş, en güzel eserlerini burada vermişlerdir. Bu yazarlar ve şairler, İstanbul'un edebiyatını yaparak onu dünyanın en unutulmaz şehirlerinden biri yaptılar. İstanbul'u duyan, tadan bu yazarları sizler için derledik.
Önceki Resimler için Tıklayınız
İstanbul'un fethini bir mucizevi olay olarak kabul eden Yahya Kemal, sırların Bizans'ının mirasını devralan Tük İstanbul'un kısa zamanda mahir ustalarla şairlerle musikişinaslarla maddi ve manevi planda nasıl inşa edildiğini geniş bir tarihi ve kültürel donanımla tespit ve sonra ispat etmiştir. İşgal altındaki İstanbul'da Milli Mücadele'yi desteklemekten çekinmeyen, İstanbul ve Anadolu'nun Türk'te kalması gerektiğinin tarihi bir zorunluluk olduğunu düşünen şair – mütefekkir, İstanbul'dan ayrı kaldığı zamanlarda derin bir ıstırap çektiğini çeşitli vesilelerle dile getirmiştir.
İstanbul her şeyden evvel bir "ufuk şehir"dir ona göre. İnsanın, güzel ve büyü şeyler yapmak için kendisine bir ufuk seçmesi lazım geldiğini insanın ufuksuz yaşayamayacağını düşünen Yahya Kemal şehri bu manada bir kaynaki menfez, bir cevher gibi düşünmüştür. O, cumhuriyet aydınlarının İstanbul'a uyanmalarındaki en büyül vesilelerden birisidir.
Aziz İstanbul'dan:
"Bir iklimin manzarası, mimarisi ve halkı arasında halis ve tam bir ahenk varsa orada gözlere bir vatan tablosu görünür.
İklimden anlayan gerçek ve hassas bir sanatkâr, İstanbul'un eski semtlerinden herhangi birini, mesela: Kocamustafapaşa semtini yahut Eyüp'ü yahut Üsküdar'ı yahut da Boğaziçi'nin henüz milli hüviyetini muhafaza eden herhangi bir köyünü seyredince kat'i bir hüküm vererek der ki: "Bu halk bu iklimde ezelden beri sakindir ve bu iklime bu mimariden ve bu halktan başka unsurlar yaraşmaz."
Evet, gerçek ve hassas bir sanatkâr bu hükmü verir.