Erdem Beyazıt Şiirleri: Anlamlı, En Güzel Erdem Beyazıt Sözleri ve Alıntıları
Yedi Güzel Adam'ın sessiz ismi Erdem Bayazıt 1956 yılında başladığı edebi serüvenini vefat edene kadar büyük bir özveri ile sürdürdü. Erdem Bayazıt şiiri metafizik ve toplumsal temellere yaslanır. Erdem Bayazıt şiirleri ve sözlerini bir süzgeçten geçirerek okuyucusu ile buluşturur. Erdem Bayazıt eserleri ile çağlar ötesine seslenen bir bilge olduğu gibi şiirde bir dönem boyunca önemli tesirler uyandırır. Sizler için Erdem Bayazıt'ın şiirlerini, en güzel sözlerini ve eserlerinden alınan mısraları bir araya getirdik.
Önceki Resimler için Tıklayınız
SEBEB EY
- Fethi Gemuhluoğlu'nun aziz anısına -
Ürpertir tabiat üfleyince rüzgârı derin gök soluğu
Ulu ses dokununca çarka
Düşer ölümün gölgesi eşyaya.
Başlar eşyada hareket kurtulmak için kendinden
Daha öteye geçmek için arınmak gibi elbiseden
Yakalar ölümsüzlüğün sonsuz ipini
Sonra ses olur
Zamanın idrak incisi ses döner döner döner de
Yönelir sebebe
Sebeb ey.
Sesi damarla çizer,
Mutlak sözü damarda kanla çizer,
Uzar bir göz ağrısının gecesi uçsuz bir nehir gibi.
Bir bebeğin ilk hecesi düşer ağzından ansızın ve bulur
Aklı yontan o sonsuz sesi bulur.
Sonra toprak sıkışır sıkışır taşar da renk olur tarlada
Güneşin çarpılmış elçisi van gogh'la gelir önümüze
Portakalla yayılır karanfilde tutuşur karar kılar denizde.
Renk denizde karar kılan ebedi tarla olur.
Renk başkaldırırken helezonlar çizerken ses
Som fatih su fetheder tabiatı.
Döner döner döğünür eritir dağları yobaz kayaları
Daha der sığmaz kabına yönelir göğe teslim olur
Ve düşerken toprağa çağırır
Sebeb ey.
Her sabah bütün bitkiler iştahlı bir çocuktur
Emer emer emerler toprak anayı
O sultan hazinesi o hep veren sonsuz cömert anayı
Yeşil hayat kırmızı hareket sarı sabır, emerler
Ve beyaz iman çizer sesini
Tamamlar kavisini
Sebeb ey.
Erdem Bayazıt
DAĞLAR
Burçlarında ceylan taşıyan yücelere ey
Ayın hüzün saati gözlerinden
Kuytu yerlerine sümbüller dökülen
Nergisler açan eteklerinde
Göklerden muştular indiren güvercinleriyle
Dorukları bembeyaz yaşmaklarıyla
Güneşe uzanan ağaçlarıyla
Zamanı hiç geçmeyecekmiş gibi donduran
Ey bir yanıyla derin sulara dayanan
Ey dağlar nerdesiniz ey.
Kim bizi senden koparan
Hangi ses çağıran bulvarlara
Dengemizi bozan intihar vitrini bulvarlara
Erdem Bayazıt
VEDA
Bu şehirden gidiyorum
Gözleri kör olmuş kırlangıçlar gibi
Gururu yıkılmış soy atlar gibi
Bu şehirden gidiyorum
İnsanlar taş gibi bana yabancı
Ağaçlar bensiz hüküm giyecek bulvarlarda
Bir tambur bir yalnızlığı anlatıyorsa
O ışıksız pencereden
Ben onu bile bile duymuyor gibiyim.
Bu şehirden gidiyorum
Gömerek geceyi içime
Sabahın hüznünü beklemeden
Gidiyorum bu şehirden.
Erdem Bayazıt