Divan şiirinin bilinen ilk kadın şairi: Zeynep Hatun
Divan şiirinin bilinen ilk kadın şairi olan Zeynep Hatun, dönemindeki hakim edebiyat çevresinde kendisine yer edindi ve Türk edebiyatında ismini tarihe yazdırmayı başaran kadınların öncüsü oldu. Yazdığı şiirlerden döneminde oldukça meşhur olduğu anlaşılan Zeynep Hatun'un hayatı, duruşu, edebi anlayışı nasıldı? Edebiyatımızdaki önemi neydi ve tezkirecilerin eserlerinde nasıl yer aldı? İşte tüm bu soruların cevabı ve daha fazlası sizlerle…
Önceki Resimler için Tıklayınız
Zeynep Hatun'un günümüze ulaşan şiirleri onun devrinin önemli şairlerinden biri olduğunu gösterir. Nihat Sami Banarlı'nın Türk Edebiyatı Tarihi'nde ifade ettiği gibi edebiyatımızda unutulmaz bir isim olmasını sağlayan gazeli ve özellikle raksân bir ifade ile söylemeye muvaffak olduğu kıt'ası, bir Kur'an ve tasavvuf kültürüyle, raks eder gibi musikili bir dil ve aruz anlaşmasıyla söylendi. Şeyhî'nin gazeline yazdığı nazire gazeli bir münâcât beyti ile taçlandırıldı. Divan ve iman kültürüyle yoğrulmuş bir söyleyişle devam eden Zeynep Hatun'un şiiri, zarif hikmetler ve teşbihlerle süslüdür.
Zeynep Hatun divan edebiyatının bilinen ilk kadın şairidir. Döneminde şiirleriyle tanınan şair, pek çok tezkirede isminden övgü ile söz ettirdi.
Zeynep Hatun Amasya'da divan şiirinin yayılmasına öncülük ederek kendisinden sonra aynı bölgede yaşayan Mihrî Hatun ve Ayşe Hatun gibi şairler yetiştirdi.
"Keşf et nikâbını yeri göğü münevver et
Bu âlem-i anâsırı firdevs-i enver et
Depret lebini cûşa getir havz-ı kevseri
Anber saçını çöz bu cihânı muattar et
Hattın berat yazdı sabaya dedi ki tez
Var milket-i Hatay ile Çini musahhar et
Zeyneb ko meyli zînet-i dünyaya zen gibi
Merdâne var sâde dil ol terk-i zîver et"
Divan edebiyatında kadın, eski Türklere nazaran daha farklı bir boyuta taşındı. Yaşanan medeniyet ve kültür değişimi ile birlikte kadın, bazı etkiler altında bırakıldı. 13. ve 14.yüzyıllarda yazılan ilk İslami eserlerde kadın toplum içinde etkin ve hak ettiği değeri gören bir konumda iken 15. yüzyıldan sonra kadına karşı bu algı değişmeye başladı.
Kadının sosyal alanda daha geri planda konumlanmaya başlanması, edebiyatta da yansımasını buldu. Osmanlı döneminde kadın şairler yetişmesine rağmen ne yazık ki ismi zikredilen şairlerimiz oldukça az ve çalışma sahasına fazla taşınmayan isimlerdi.