Binbir Gece Masalları'nın edebiyattaki önemi
"Eskilerin yaşam öyküleri, zamanımızda yaşayanlara örnek oluştursun; böylece bir kimse kendinde başkasının başına gelenleri öğrenerek, geçmişteki insanların serüvenlerini ve söylediklerini dikkatle göz önünde tutup onurlandırarak, kendini ıslah etsin! Ve dahi geçmişin öykülerini, sonrakilere ders oluştursun diye saklayanlara da hamdolsun!" deyişiyle açılır Şehrazat'ın Şehriyar'a anlattığı masalların kapısı. Sözlü kültürün günümüze kalan mirası sayılacak masallar, çocuklar için söylenmiş olarak kabul edilse de masalları büyüklerin de okuması gerekir. Doğu kültürünün başyapıtı sayılacak 'Binbir Gece Masalları'nın edebiyattaki önemini sizler için derledik.
Önceki Resimler için Tıklayınız
Masallar dünya çapında o kadar yaygındır ki neredeyse tüm dillere çevrildiği söylenir. Hatta bu ünü nedeniyle bu masal dizisinden "İncil'den sonra dünyada en çok yaygınlaşan kitaptır" olarak söz edilir. Avrupa dillerine çevrilmesi 1704 yılında Fransızcayla başlar. O zamandan günümüze kadar en popüler ve en çok sevilen masallar olma özelliğini korumuştur.
Çocukken dinlediğimiz masallar hâlâ aklımızdadır. Bize bunları anlatan kişi farkında olsa da olmasa da aslında bu masalların en bilinenleri yine Şehrazat'ın anlattıklarıydı. Sinbad, Ali Baba ve Kırk Haramiler, Alaaddin'in Sihirli Lambası gibi masallar herkes tarafından bilinir. Yüzyıllar önce Şehriyar'a anlatılan bu masallar da bizim kulağımıza kadar gelmişti.
Gabriel García Márquez'in Yüzyıllık Yalnızlık'ının ve Umberto Eco'nun Baudolino romanının masalların etkisini taşıdığı söylenir. Voltaire ise kendi öykülerini yazmaya başlamadan önce bu masalları ondan fazla kez okuduğunu belirtir. Borges de bu masalların ilham kaynağı olduğunu kabul eder.
Sinema dünyasındaki etkilerine baktığımızda 1992 tarihli Alaaddin çizgi filmi, 2003 tarihli Sinbad: Legend of The Seven Seas animasyonu gibi yapımlar masalların birebir uyarlamasıdır. Dizi ve tiyatro uyarlamaları da bulunur.
Masallar bu uyarıyla başlar ve buna inanan sayısı hiç de az değildi. İnanışa göre masalları okumayı bitiren kişi ölecektir ya da diğer bir deyişle hiçbir ölümlü masalları bitiremeyecektir. Aslında buna bir hurafe olarak değil de edebi yönden yaklaşırsak çok da yanlış bir düşünce olmadığını görebiliriz. Bu masalların hiçbiri kendi içinde başlayıp bitmez, masalların arasında bağlantılar vardır. Ayrıca masalların yoruma çok açık olması ve "açık metin" özelliğini taşıması düşünüldüğünde hiçbir masalın gerçekten hiçbir zaman okunup bitirilemeyeceğini düşünmek pek de anlamsız değil.
Binbir Gece Masalları üstüne yapılan incelemelere bakıldığında ortak yorumun, bu dizinin "masal içinde masal" yöntemini içerdiğine dair olduğu görülür. Masallar farklı olaylardan söz ediyor olsa da aslında aralarında bağlantılar bulunur ve böylelikle bir araya geldiklerinde bütünlüklü bir yapı oluştururlar. Bu bağlantıların genellikle ortak izlek üzerinden kurulduğu söylenir. Yani aslında tüm bu masallar hem bağımsız hem de bir bütün olarak değerlendirilebilir.
Jorge Luis Borges bu durumu şöyle açıklıyor: "İçlerinden durmadan başka toplar çıkan Çin toplarını, içlerinden durmadan farklı bebekler çıkan Rus bebeklerini getiriyor akla. Öykü içinde öykü insanda tuhaf bir etki uyandırır, neredeyse sonsuz bir etki, baş dönmesi gibi bir şey. O zamandan bu yana bu yönteme öykünen birçok yazar çıkmıştır."