Nietzsche akli dengesini nasıl yitirdi?
Din, ahlak, modern kültür ve bilim üzerine aforizmalarla dolu birçok esere imza atan Nietzsche, felsefe tarihinin en önemli isimlerinin başında gelir. Günümüzdeki popülerliğini yaşadığı dönemde yakalayamayan ünlü filozof, birçok sıkıntıyla mücadele etti; bunlardan en önemlisi ise 3 Ocak 1889 tarihinde akli melekelerini yitirmesiydi. Peki, ömrü boyunca ortaya attığı felsefi kuramlarla bütün dünyayı etkileyen Nietzsche'nin akli dengesini yitirmesine sebep olan neydi?
Önceki Resimler için Tıklayınız
📌Göz problemi ve migreninden dolayı dayanılmaz baş ağrısı öyle hal bir almıştı ki günlerce yataktan çıkamadığı zamanlar oluyordu. Doktor doktor gezen filozof, hastalığının çaresini farklı otlarda, kolonya ve haplarda aramaya başladı. Tüm rahatsızlıklarına rağmen "Üst İnsan" kavramını bu dönemde ortaya attı.
📌Fiziksel sorunlar yaşarken git gide çevresinden kopmaya başlayan Nietzsche, kız kardeşi ve yakın arkadaşın da uzaklaştı. Yakın arkadaşı Paul Ree de artık karamsarlıktan çıkmasına yardımcı olamıyordu. Tüm bunların yanında kariyerinde de birtakım olumsuzluklar baş gösterdi, eserleri okunmuyor ve yeterince tanınmamanın üzüntüsünü çekiyordu.
📌Nietzsche'nin aklını yitirmeye başlaması bu dönemlere denk gelmişti. Yaşadığı bir hadise ise artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını apaçık göstermişti...
📌Nietzsche, bir sabah hayatını sonsuza dek değiştirecek bir olayla karşılaşacağından habersiz şehrin merkezine doğru ilerliyordu. Yolda giderken yürümediği için atını kırbaçlayan bir faytoncu gördü. Zavallı hayvan çok bitkin görünüyordu. Hiç gücü kalmamıştı. Atın hiç hali olmamasına rağmen sahibi onu hareket ettirmek için hiç durmadan kırbaçlıyordu.
Nietzsche gördüğü şey karşısında dehşete düşmüştü. Hızla oraya yaklaştı. Faytoncunun bu davranışını kınadıktan sonra, Nietzsche yere çöken ata yaklaştı, sarıldı ve ağlamaya başladı.
"Her kim bir canavarla çarpışmayı göze alırsa, bir canavar olmayı da göze alsın. Çünkü karanlığa uzun süre bakarsanız, karanlık da sizin içinize bakmaya başlar."
📌Nietzsche'nin kırbaçlanan ata sarılması ve ağlaması, akıl hastalığının bir tezahürü olarak tespit edildi. Fakat, etrafındakiler, Nietzsche'nin bu tuhaf davranışlarının çok uzun zamandır farkındaydı. Dış görünüşünü ve kişisel temizliğini uzun zamandır ihmal ediyordu. Bunun yanında eski mağrur halinden de eser yoktu.
📌Hastalık, takıntılar, yalnızlık ve çok çalışmak hepsi üst üste geldiğinde Nietzsche, 3 Ocak 1889'da bir gün akıl sağlığını tamamen yitirdi.
📌Ünlü filozof, ata sarılıp ağlama olayını takip eden günlerde "Delilik Mektupları" olarak bilinen kısa yazıları yazıp Cosima Wagner ve Jacob Burckhardt da dâhil birkaç arkadaşına gönderdi. Yazıların çoğu "Dionysos" olarak imzalanmıştı. Eski arkadaşı Burckhardt'a şöyle yazmıştı:
"Caiaphas'ı zincirlere vurdum. Ayrıca geçen yıl Alman doktorlar tarafından çok bitkin bir halde çarmıha gerildim. Wilhelm, Bismarck ve tüm antisemitistler ortadan kaldırıldı."
📌Yaşadığı travmadan sonra eski haline bir türlü dönemeyen filozof, toplumun düzenini bozduğu gerekçesiyle polise şikayet edildi ve tutuklandı. Kısa bir süre sonra da, yazdığı mektuplar dostlarının eline geçti. Dostları tarafından İsviçre'nin Basel şehrindeki akıl hastanesine götürüldü ve burada bir sanat tarihçisi tarafından tedavi edilmeye çalışıldı.
📌O günden sonra Nietzsche'nin akli dengesini kaybetmesi tüm dünya çapında doktorları ve aydınları şaşkına uğratmıştı. Konuyla ilgili her türlü spekülasyonlar yapıldı. Torino'da o sabah meydana gelen olayın pek çok versiyonu yazılıp çizildi. Fakat emin olunan tek şey filozofun asla eskisi gibi olmamasıydı.
📌19. yüzyılın en büyük düşünürlerinden biri olan Nietzsche, annesine ve kız kardeşine neredeyse her konuda bağımlı kalmıştı. Ve bilindiği kadarıyla asla eski haline geri dönemedi.
📌Nietzsche, akıl hastanesinde kaldığı süre içinde birçok bilişsel yeteneğini yavaş yavaş kaybetti. Bazı zamanlar agresif davranışlar sergiliyordu. Yine de birkaç yıl önce onu tarihteki en büyük filozoflardan biri haline getirecek birçok eser yazmıştı.