Arama

Farabi kimdir? Farabi'nin hayatı ve eserleri nelerdir?

Bilinen lakabıyla "İkinci Aristo" ya da Farabi, İslam felsefesini metot, terminoloji ve problemler açısından temellendiren ünlü bir filozoftur. O, maddi servete değer vermeyen, şöhret ve gösterişten nefret eden, ruh ve ahlak temizliğini her şeyin üstünde tutan bir zahid idi. Büyük Türk bilgini ve filozof Farabi'nin doğumunun 1150. yıl dönümü anısına Birleşmiş Milletler 2020 senesini, Dünya Farabi yılı ilan etti. Bu vesile ile günlük ihtiyacını karşılayacak dört dirhem gümüş paradan başkasını kabul etmeyen Farabi'nin hayatını derledik.

  • 2
  • 10
ÇOĞU ESERİNİ BAĞDAT'TA KALEME ALDI
ÇOĞU ESERİNİ BAĞDAT’TA KALEME ALDI

Farabi, Aristo'nun ve yeni Platoncuların çalışmalarını daha yakından tanımak için Bağdat, Şam, Harran ve Halep'i ziyaret etti. Klasik kaynaklarda açık bilgiler bulunmamakla beraber Farabi'nin bu akademik seyahat esnasında önce Buhara, Semerkant, Merv ve Belh gibi kendi bölgesinin veya İran'ın önemli ilim ve kültür merkezlerini ziyaret ettiği, daha sonra Bağdat'a vardığı tahmin edilmektedir.

Yirmi yıl kadar Bağdat'ta oturan ve eserlerinin çoğunu burada kaleme alan filozof, bu şehirde meydana gelen karışıklıklar sebebiyle 941 yılında Dımaşk'a gitti.

  • 3
  • 10
İKİNCİ ARİSTO LAKABI VERİLDİ
İKİNCİ ARİSTO LAKABI VERİLDİ

Çağın ileri düşünürleri, Aristo'ya büyük bir saygı ile davrandılar. Bartold şöyle yazar : "Platon ve Aristo'nun öğretisi (yeni Platonculukta sonraki gelişmesiyle) açık fark tamamen oluşmadı; Aristo tarafından gerçekte Platon'un öğretisini tekrar eden teoloji yazıldı."

El-Farabi, gerçek Aristo'yu tanıdı ve felsefenin gelişme yolunu aristotelesçilik tarafına çevirmeyi amaç edindi. Onun çeşitli yorumcular tarafından ileri sürülen mistik katmanlardan Yunan düşünürlerin öğretisini serbest bırakmayı başardığını söylemek gerekir. Ona henüz hayattayken Orta Doğu'da "İkinci Aristo" adını vermeleri bir tesadüf değildi.

Tarihte ünlü kişilerin adı ve şahsiyeti etrafında örülen menkıbeler ağı Farabi için de söz konusudur. Bu menkıbelere daha ziyade, filozofun ölümünden 300 yıl kadar sonra kaleme alınan kültür tarihi niteliğindeki kaynaklarda rastlanmaktadır. Mesela anlatıldığına göre Farabi ilk defa Seyfüddevle'nin sarayına hayatı boyunca giyindiği Türk kıyafetiyle girer.

Genellikle İslam felsefesi tarihinde Meşşâî okulun İbn Rüşd dönemine kadar olan yaklaşık 250 yıllık geçmişi ana hatlarıyla Farabi felsefesinin izlerini taşır. Onun kurmuş olduğu felsefi doktrin gerek öğrencileri ve eserleri, gerekse onu eleştiren düşünürler kanalıyla kısa zamanda Mâverâünnehir'den Endülüs'e kadar bütün İslam coğrafyasına yayıldı.

  • 5
  • 10
KAÇ DİL BİLİYORDU?
KAÇ DİL BİLİYORDU?

Menkıbede yer alan filozofun yetmiş dil bildiği hususuna gelince, şüphesiz bu telakki onun çok dil bildiği anlamında mecazi bir ifadedir ve abartılmış da olsa bir gerçeği vurgulamaktadır. Zira filozofun Kitâbü'l-Ḥurûf, el-Elfâẓü'l-müstaʿmele fi'l-manṭıḳ ve el-Mûsîḳa'l-kebîr adlı eserlerinde bazan Arapça bir kelime veya terimin Grekçe, Süryânîce, Farsça ve Soğdca'daki karşılıklarını verdiğine bakılırsa onun ana dilinden başka beş altı dili az veya çok bildiğini kabul etmek gerekir.

Öte yandan Farabi'nin Grekçe "sofist" kelimesinin etimolojisini yanlış vermesinden onun bu dili bilmediği sonucu çıkarılamaz. Zira Arapça'ya aktarılan Helenistik kültür ürünlerinde bu tür hatalara rastlanması olağan sayılmaktadır; dolayısıyla bu durum önceki bir yanlış yorumdan kaynaklanmış olabilir.

  • 6
  • 10
MADDİ SERVETE DEĞER VERMEZDİ
MADDİ SERVETE DEĞER VERMEZDİ

Maddî servete değer vermeyen, şöhret ve gösterişten nefret eden, ruh ve ahlak temizliğini her şeyin üstünde tutan bir zâhid idi. İlim ve sanat adamlarına büyük değer vermesiyle tanınan Seyfüddevle filozofa ikram ve ihsanda bulunmak istemişse de Farabi günlük ihtiyacını karşılayacak dört dirhem gümüş paradan başkasını kabul etmemiştir. Genellikle münzevi bir hayat yaşamayı seven Fârâbî hiç evlenmemiş ve mal mülk edinmemiştir. Fırsat buldukça su kıyılarında ve bağlık bahçelik yerlerde gezinir, öğrencileriyle buralarda buluşurdu.

Taḥṣîlü's-saʿâde adlı eserinde kâmil bir filozofun niteliklerinden, "Öğrenim sırasında karşılaştığı güçlüklere katlanmalı, üstün bir zekâ ve kavrayışa sahip bulunmalı, doğruluğu ve doğruları, adaleti ve âdil olanları seven, onurlu bir şahsiyet olmalı, altın, gümüş ve benzeri şeylere değer vermemeli, yeme içme konusunda aç gözlü ve nefsânî arzularına düşkün olmamalı, doğruya ulaşmak için azim ve iradesi güçlü bulunmalıdır" şeklinde söz ederken âdeta kendisini anlatmaktadır.

2024 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN