Arama

davasının sembolü: Yasir

Filistin davasının sembolü: Yasir Arafat

'in efsanevi lideri Yasir 'ın, ölümünün üzerinden 13 yıl geçmesine rağmen, siyaset ve toplum üzerindeki etkisi hala canlılığını koruyor.

Eski Devlet Başkanı ve () lideri , 11 Kasım 2004'te Fransa'nın başkenti Paris'te tedavi gördüğü Percy Askeri Hastanesi'nde 75 yaşında vefat etmişti.

Filistinliler hafta boyunca düzenledikleri etkinliklerle daha çok "" olarak zikrettikleri merhum liderlerini andı. işgal altında olduğu için Filistin'in fiili başkenti durumundaki 'ta bulunan kabri başına akın eden halk, başından hiç çıkarmadığı "kufiyesi" (Filistin puşisi) ile geleneksel bir Filistinli lider olarak hatırladıkları merhum liderlerini yâd etti.

Anma etkinlikleri kapsamında bugün de işgal altındaki 'nın şehrinde için resmi bir tören düzenlenecek.

FİLİSTİN'İN ÖZGÜRLÜĞÜ İÇİN GEÇEN BİR ÖMÜR

Silahlı mücadeleden diplomatik müzakerelere uzanan Arafat'ın 75 yıllık hayatı, hep Filistin'in özgürlüğü için çalışmakla geçti.

Arafat'ın mücadelesi neredeyse doğumuyla başladı. Filistin davasının kalbi olan Kudüs'te 1929 yılında doğduğunu söylemesine rağmen bazı araştırmacılar onun Kudüs'te değil Mısır'ın başkenti Kahire'de doğduğunu öne sürdü.

Belki de Kudüs'ün Filistin davasındaki öneminden dolayı Arafat'ın doğum yeri hep tartışma konusu oldu. Zehirlenme iddiaları nedeniyle yıllar sonra Arafat'ın ölümü de doğumu gibi tartışmalara konu olacaktı.

Henüz 4 yaşındayken annesini kaybeden 'i, ablası büyüttü.

HAREKETİ'Nİ KURDU

Gençlik yıllarında işgaline karşı direnen Filistinlilere yardım etmeye başlayan Arafat, 1948'de başladığında kendi halkının savaşçılarına silah temin etmeye çalışıyordu.

Daha sonra eğitimini tamamlamak için Mısır'a giden Arafat, Kahire'de Filistinli Üniversite Mezunları Derneğini kurdu. Üniversiteden mühendis olarak mezun olduktan sonra Kuveyt'e geçen genç Arafat, burada Filistin direnişindeki en eski ve büyük örgütlerden biri olanı Fetih'i kurdu.

Devrimci fikirlere sahip olan Arafat, resmi adı "" olan Hareketi'nin etki alanını genişletmek için 1965'te Cezayir'de bir ofis açtı.

Sosyal demokrasi ve seküler Arap milliyetçiliği temelinde bir direniş hareketi olan Fetih, Filistin sahasında İsrail işgaliyle mücadelede etkin role sahip oldu.


SÜRGÜNDEN DİĞER SÜRGÜNE

İşgal edilen topraklarını kurtarmak ve vatanından sürülen milyonlarca Filistinlinin evlerine dönüşünü sağlamak için İsrail'e karşı silahlı mücadelenin şart olduğuna inanan Arafat'ın başında olduğu Filistin hareketi, bazı Arap ülkeleriyle de çatışmalar yaşadı.

Tarihe "" olarak geçen bu çatışmaların en şiddetlilerinden birinde Ürdün askerileri binlerce Filistinli sivili öldürdü. Bunun sonucunda Ürdün'ü terk etmek zorunda kalan Filistinli Arafat, Lübnan'a geçti.

Fetih'in lideri Arafat, 'i düşünce, hedef, örgütlenme ve yöntem açısından saldırgan emperyalist faşist bir hareket olarak niteleyerek, Filistinlilerin uluslararası camiada temsil edilebilmesi için Arap devletleri tarafından kurulan Filistin Kurtuluş Örgütü'nün (FKÖ) 1969'da liderliğini üstlendi.

Bunun üzerine İsrail, 1978'de Lübnan'a bir saldırı düzenleyerek ülkenin güneyinde küçük bir bölümü işgal etti. İsrail'in 1982'de de Lübnan'a karşı daha büyük bir saldırıya geçmesi neticesinde bu ülkeden de ayrılmak zorunda kalan Arafat'ın bu seferki durağı Tunus oldu.

SÜRGÜNDE BAĞIMSIZLIK İLANI

FKÖ'ye bağlı olan Filistin Milli Konseyi 1988'de başkenti Kudüs olan bağımsız bir Filistin devletinin kurulduğunu ilan etti. Bunun ardından Arafat kamuoyu önünde şiddeti reddettiğini açıklayarak İsrail ile diyaloğa giden yolda önemli bir adım attı.

Arafat 1974'te () kürsüsünde yaptığı konuşmasında şu meşhur sözlerini sarf etti: "Elimde bir zeytin dalı ve bir özgürlük savaşçısının silahını taşıyorum. Zeytin dalının elimden düşmesine izin vermeyin."

İSRAİL'İ TANIDI

Filistin mücadelesindeki en kritik dönüm noktalarından biri belki de İsrail'i tanıma kararı oldu. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda (BMGK) 1988'de yaptığı konuşmada Arafat, FKÖ'nün İsrail Devleti'nin "var olma hakkını tanıdığını" ilan etti.

Arafat'ın bu adımı Filistinli fraksiyonlar arasında farklı tepkilere yol açsa da ABD'nin kendisi ve hareketine yönelik algısını ise olumlu yönde değiştirdi. Filisin Merkez Konseyi 1989'da Arafat'ı Filistin Devlet Başkanı ilan etti.

Bundan bir yıl sonra Süha isimli bir Filistinli ile evlenen Arafat'ın bu evlilikten Zahva adını verdikleri tek bir kız çocuğu oldu.

OSLO ANLAŞMASI

İsrail hükümeti ile Arafat liderliğindeki FKÖ arasında sürdürülen gizli ve açık görüşmeler, 1993'te ""nın imzalanmasıyla sonuçlandı.

Anlaşmanın imzalanmasının ardından Filistin lideri Arafat ile İsrail Başbakanı İzak Rabin el sıkışarak kameralara poz verdi. Arafat ve Rabin bu anlaşmadan dolayı Nobel Barış Ödülü aldı.

Oslo Antlaşması çerçevesinde işgal altındaki Batı Şeria; A, B ve C bölgelerine ayrıldı. Yüzde 18'i kapsayan "A bölgesi"nin yönetimi idari ve güvenlik olarak Filistin'e, yüzde 21'lik "B bölgesi"nin idari yönetimi Filistin'e, "güvenliği" İsrail'e devredilirken, yüzde 61'ini kapsayan "C bölgesi"nin "idare ve güvenliği" İsrail'e bırakıldı.

Anlaşma metni, İsrail askerlerinin ve Eriha'dan çekilmeleri ile başlayan beş yıllık bir geçiş dönemini öngörüyordu. Bunun yanı sıra, Batı Şeria'nın ve Gazze'de yönetimin kısmen Filistinlilere teslim edilmesi ile sonuçlanacak geçici bir dönemin belirlenmesi konusunda anlaşılmıştı.

Bunun için Filistin yönetimi kurularak liderliğine Arafat getirildi. Böylece, 1999 itibariyle tarafların nihai statü anlaşması imzalayacağı ve Filistinlilerin kendi yönetimini oluşturması öngörülüyordu.

Fetih ve FKÖ'nün lideri olan Arafat 1996'da yapılan seçimlerde oyların yüzde 83'ünü alarak Filistin yönetimi başkanlığına seçildi.

Filistinlilerin istediği bölgeler Gazze, Batı Şeria ve Doğu Kudüs'tü. Ancak gelişmeler planlanan şekilde olmadı ve İsrail taahhütlerine uymadı.

İsrail anlaşmalara aykırı olarak Doğu Kudüs ve Batı Şeria'daki Yahudi yerleşim birimi faaliyetlerine hız kesmeden devam etti. Oslo'nun getirdiği yükümlülüklerden biri de su kaynaklarının paylaşımında tek taraflı adım atılmamasıydı. Ancak İsrail bu kurala da uymayarak, Batı Şeria'daki su kullanımını kendi lehine sürekli arttırdı.

Kimi uzmanlara göre, İsrail'in ayak sürümesi ve sözlerini yerine getirmemesi nedeniyle görüşmeler akamete uğradı. 2000 yılında da Filistin halk hareketi olan "İkinci " patlak verdi.

EV HAPSİ VE ŞÜPHELİ ÖLÜMÜ

İsrail güçleri 2002'de Arafat'ı işgal altındaki Batı Şeria'nın Ramallah şehrindeki konutunda ev hapsinde tutmaya başladı. Filistin yönetiminin merkezi olan konutu 2 yıl abluka altında tutan İsrail güçleri, burayı bir çok kez tanklarıyla da hedef aldı.

Arafat 2004'te hastalandı ve grip teşhisi konuldu. Filistin yönetimi yetkilileri Arafat'ın abluka altındaki evinde yaptığı toplantılardan birinde kustuğunu açıkladı.

İsrail'in izin vermesi ile Fransa'nın başkenti Paris'te bir hastaneye götürülen Arafat, 11 Kasım 2004'te hayata gözlerini yumdu.

Arafat'ın Kudüs'e defnedilmesi yönündeki vasiyeti, İsrail işgali nedeniyle gerçekleşemedi. Ramallah'a defnedilen Arafat'ın ölüm nedeni ise tartışma konusu olamaya devam etti.

Arafat'ın zehirlendiği iddialarını araştıran İsviçreli bilim adamları, cesedinden örnekler alarak incelemelerde bulundu. Bunun neticesinde bilim adamları Filistin liderinin zehirlendiğinden yüzde 83 oranında emin olduklarını açıkladı.

Filistin Devlet Başkanı da geçen yıl yaptığı bir açıklamada Arafat'ın ölümüyle ilgili soruşturmanın devam ettiğini belirterek, "Yakında katilleri açıklayacağız ve herkes dehşete düşecek." dedi.

Hayatının son günlerine kadar Arafat, Filistinlilerin en güçlü lideri olmaya devam etti. Arafat'ın Filistin toplumu ve siyaseti üzerindeki etkisi bugün de hala canlılığını koruyor.

Ramallah'ta geçen yıl Arafat'ın yaşamından izler taşıyan ve özel eşyalarının sergilendiği bir müze açıldı.

2020 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN