Arama

Nobel’e giden bir yol hikâyesi:

Nobel’e giden bir yol hikâyesi:

bir azmin hikâyesi… Mardin’de çıplak ayaklarla koşmaya başlayan bu azim, onu günün birinde dünyaya bedel bir ‘‘aziz’’ yapacaktı. Sancar keşifleriyle dünyaya bedel oldu…

''Güneydoğu'dan gelen bir öğrenicinin nasıl başarabileceğini göstermeye kararlıydım.''

''AYAKKABI BİZİM İÇİN BİR LÜKSTÜ''

, ilk ve orta öğrenimini Savur ve Mardin'de tamamladı. Lisans eğitimini 'nde eğitim gördü. 'nde onarımı dalında doçentlik tezini tamamladı. Sonrasında Dallas'a giderek Teksas Üniversitesinde dalında doktora yaptı. Yale Üniversitesi'nde DNA onarımı dalında doçentlik tezini tamamladı. DNA onarımı, hücre dizilimi, kanser tedavisi ve biyolojik saat üzerinde çalışmalarına devam etti. Prof. Sancar, gerçekleştirmiş olduğu 300'e yakın bilimsel makale ve bu makalelere yapılan 12 binden fazla atıfla, bilimsel araştırmada eşine az rastlanır bir başarıya imza attı.

"Nobel ödülü aldığımda sadece kendimi değil, sadece Türkiye Cumhuriyeti'ni değil, bütün Türk dünyasını temsil ettiğimi biliyordum."

Ünlü , 'ye ve Türk halkına onurlu bir ödül getirdi. Sancar bu ödül ile Türk Halkına, topraklarındaki bilimin dünyaya ulaşma başarısının imkânsız olmadığını tekrar hatırlattı.

Aziz Sancar Nobel'i kazanmak için, en gelişmiş şehirlerde özel eğitimler almanın gerekli olmadığının en iyi örneğidir. Sancar 8 Eylül 1946'da Mardin'de sekiz çocuklu bir ailenin çocuğu olarak doğdu.

"Abdülgani ve Meryem Sancar'ın sekiz çocuğunun yedincisi olarak, Mardin'in Savur denilen küçük ilçesinde 8 Eylül 1946'da dünyaya geldim. Ayrıca iki üvey erkek kardeşim vardı. Babam çiftçi iken, annem, ev ve çocuklarla ilgileniyordu. O günün standartlarına göre orta sınıf bir aile idik. Her zaman yeterli yiyeceğimiz vardı ama ayakkabı bizim için bir lükstü ve 7.sınıfa kadar tek bir ayakkabıyı sadece okula giderken giyerdik. Çocukluğumun çoğunu evimizin alt kısmında yer alan bize hem gelir hem de besin kaynağı sağlayan vadide, meyve ve sebze ağaçlarının altında uzanarak geçirdim. Ayrıca bize yıl boyunca hem et hem de süt sağlayan hayvanlarımız vardı. Çocukluğumun en mutlu zamanları ise baharda bahçemizde açan çiçeklerdi. O dönemlerde İslam hakkında bilgi edinmeye başlamıştım ve cennetin, badem ağaçlarının çiçek verdiği dönemde arka bahçemiz gibi gözükmesi gerektiğine inanıyordum.''

"Bir Türk vatanseveri olarak büyüdüm ve hâlâ da öyleyim, ayrıca bilim adamı olmayı amaçlayan ve sonrasında bunu icra eden biriyim.''

KİMYA MI? FUTBOL MU?

Sancar okula başlaması ile ilk kez ayakkabı giymeye başladı. Kısa süre içinde keskin zekâsı ile odak noktası oldu. Bu genç deha ileride "maxicell" tekniği ile buluşunu yapıp adını koyduğu "excinuclease/excision nuclease" enzimi terimleri Oxford Biyokimya ve Moleküler Biyoloji Sözlüğü'ne girecekti.

Çocukluğundan beri futbolcu olmak isteyen Sancar, lise yıllarında genç millî takıma seçildi. İyi bir kaleci olmak için yeterince uzun boylu olmadığını düşünerek derslerine yoğunlaşma kararı aldı. 1963 yılında girdiği İstanbul Tıp Fakültesini birincilikle bitirir. Öğrenciyken, bilim karşısındaki heyecanını şöyle anlattı: "Kaynaklarımızın yetersizliğini, gayret ve heyecanımız ile kapatıyorduk." Tıp eğitimini aldığı yıllarda biyokimya dersinden çok etkilendi. Biyokimya dalında lisansüstü çalışmalar yaptı.

İLK BAŞARISIZLIK

İçindeki bitmeyen merak onu bilimsel araştırmalar yapmaya devam etti. Sancar hastaları muayene etmenin dışına geçmek istiyordu. Örneğin tüberküloz hastalığının tedavisinde kullanılan stroptosinin maddesinin neden penisiline karşı direnç gösterdiğini keşfetmek istiyordu. Bu keşfetme ve merak duygusu ile NATO-TÜBİTAK bursunu kazandı.

"1971'de NATO'da bir burs kazandım, doktora araştırmamı sürdürebilmek için bağlı bir üye ülkeden Amerika Birleşik Devletleri'ni seçtim çünkü araştırma bilimlerinde lider bir ülkeydi. Johns Hopkins Üniversitesi'nin, kimyasal biyoloji yüksek lisans programına kabul edildim ve 1971 yılında girdim. Orada karşılaşacağım problemlere tamamen hazırlıksızdım. ''

Sancar, Amerika'ya gittiğinde aidiyet problemleri ile karşılaştı.

'' İnsanlar ise benden sakınıyorlardı. Yalnız kalmıştım. Tıp okulunun son yılında İngilizce dersleri almama rağmen, profesörlerim ve öğrenci arkadaşlarım ile iletişim kuramıyordum. Ayrıca milliyetçi büyütülmem ve daha önceki akademik başarılarım yüzünden kendime aşırı güveniyordum ve kendimden emindim.''

40 YILDIR DNA ÜZERİNE ÇALIŞIYOR

İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi, İsveç Akademisi, Karolinska Enstitüsü ve Norveç Nobel Komitesi tarafından kimya dalındaki Nobel ödülüne layık görülen Prof. Dr. Aziz Sancar, 40 yıldır DNA onarımı üzerinde büyük titizlikle çalıştı.

"İKİ ŞEKLİ YARATMAK 45 YILIMI ALDI"

Sancar'ın bilimsel çalışmalarının odak noktası DNA'nın yapıtaşı olan nükleotidlerdir. Bazı ışınlar bu yapıtaşına etki ederek DNA'da hasara neden olur. Sancar bu hasara sebep olan bölgeyi tespit edip, enzimler yolu ile izole etti. ''Çıkarma Yoluyla Nükleotid Tamiri'' verilen bu çalışma Sancar'ın en önemli buluşlarından biridir. Aziz Sancar'ın tıp dünyasına getirdiği bu yenilik ile insanlarda DNA'daki hasarlı yapıların çevresindeki 27 nükleotidin nasıl kesildiğini buldu. Bu keşif Aziz Sancar'ı Nobel'e götürdü.

Hayatta imkânsızlıkların özür olarak kabul edilmemesi gerektiğini şu sözlerle anlattı: "Bütün Batı devletlerinde parasız eğitim göremezsiniz. Ben ilkokuldan üniversiteye kadar eğitimimi parasız gördüm. Anladığım kadarıyla Türk devletlerinde de eğitim bedava sağlanıyormuş. Bu bakımından çalışmak, bilim yaratmak için bir an için özür olmaz. Başarının kısa yolu yoktur. Dünyanın en zeki adamı olun, çalışmazsanız ailenize, ülkenize ve dünyaya katkı yapamazsınız. Ben orta zekâlı bir insanım. Aslında zekâya inanmıyorum. Çalışmaya inanıyorum. Emeğe inanıyorum. Ben öğrenci iken günde 18 saat haftada 7 gün çalışıyordum. Şimdi 71 yaşındayım günde 12 saat haftada 6,5 gün çalışıyorum. Bunun için başarının kolay olmadığını biliyorum."

NOBEL KİMYA ÖDÜLÜ'NÜ KAZANAN SANCAR'DAN GENÇLERE ÖNEMLİ TAVSİYELER

Sancar, genç nesillere şöyle tavsiyelerde bulundu: "İlim yapın ve çok çalışın. Politikada kavgalar, değişimler ve çekişmeler bitmez. Bunlarla dikkatinizi dağıtmayın. Kendinizi bilime verin."

ÖDÜLLERİ

2015 – Nobel Kimya Ödülü

2007 – Ödülü

2006 – TÜBA (Türkiye Bilimler Akademisi) Ödülü

2005 – ABD Ulusal Bilimler Akademisi üyesi

1997 – TÜBİTAK Ödülü

1995 – ABD Ulusal Sağlık Enstitüsü (National Institutes of Health) Ödülü

1990 – Amerikan Fotobiyoloji Derneği (American Society for Photobiology) Ödülü

1984 – ABD Ulusal Bilim Vakfı (National Science Foundation) Genç Araştırmacı Ödülü

2018 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN