Arama

Adam olmanın omurgası

Adam olmanın omurgası
Sesli dinlemek için tıklayınız.

Öncelikle, bir noktanın altını çizelim. Yazımızın konusu olan deyimin anlamını ve açılımını, doğru ve tam olarak ifade edelim.

Son zamanlarda, çoğunlukla "yetişkin erkek" anlamında kullanılıyor olmakla birlikte; aslında "adam", cinsiyetten bağımsız olarak "insan, kimse, kişi" demektir. Ayrıca, insanlığın atası olan "Âdem" ve O'nun hamurunu yahut çamurunu oluşturan "toprak" anlamına geldiği de bilinmektedir.

Bu durumda, "adam olmak"; insanın yetişme, gelişme, olgunlaşma sürecinin adıdır. Bir başka ifadeyle; "kemal" seviyesine ulaşmış kimselerin, ortak sıfatıdır.

Dilimizde, tarihimizde, kültürümüzde, medeniyetimizde; "adam olma" olgusuyla ilgili pek çok örnek ve öykü var. Her biri, meseleyi bir yanıyla ve yönüyle ele alıp; işin ana omurgasını oluşturuyorlar.

Başka kültürler ve medeniyetler de benzer süreçlerden geçmişler. Dilleri, dinleri, kavimleri, konumları ayrı olsa bile; aynı göğün yağmurundan içmiş, aynı yerin toprağında yeşermişler.

Hz. Hasan(ra); "İnsanlar üç çeşittir: Tam adam, yarım adam, sıfır adam" diyor. Mevlana ise; dünya hayatını ağaca, insanları da o ağaçta bulunan kimi ham kimi olmuş meyvelere benzetiyor.

Napolleon'a göre; "İnsanlar rakamlara benzerler ve durumlarına göre değer kazanırlar". Sola yazılanlar, sıfıra düşerler; sağa yazılanlar, çarpılırlar ya da birlikte okunurlar.

Nizâmî'nin dediği gibi; "İnsandan insana fark vardır". O kadar ki; "Bir demirden hem nal, hem de kılıç yapılır".

Mehmet Şevket Eygi; durumu "Bir soru, bir cevap" ile özetlemiş. "Büyüyünce ne olmak istiyorsun?" sorusuna, "Adam olmak istiyorum" cevabını verip; "Diğer cevaplar makbul değildirler ve geçer not alamazlar" demiş.

Hani bir "vali olma-adam olma" hikâyesi var. Eskiler, bir baba ile oğlu arasında yaşananları; yeni nesillere ibret olsun diye anlatıyorlar.

Rivayete göre; baba oğluna, "Sen adam olamazsın" mesajı verir. Oğul vali olur; babasını zorla ayağına getirttirir.

Makamıyla övünerek, babasının yanıldığını söyler. O da yıllar önceki kanaatini teyit eder; "Vali olmuşsun ama adam olamamışsın" der.

Şimdi biz buna; "kariyer" ve "kalite" sahibi olmak diyoruz. Vali olmanın kariyere, adam olmanın kaliteye tekabül ettiğini söylüyoruz.

Ancak, maalesef bu denklem bir türlü tutturulamıyor. Eğitim, öğretim çağında "tahsil" ile "terbiye" birlikte verilemediği için; diplomalı yetişkinler arasında, yeteri kadar adam bulunamıyor.

Bir başka ifadeyle; anneler ve babalar çocuklarının, öğretmenler ve idareciler öğrencilerinin "ne olacakları" ile ilgilendikleri kadar "kim olacakları" ile ilgilenmiyorlar. Kadayıfı pişirip kızartıyor; şerbetini, suyunu vermiyorlar.

Bu durumun doğal sonucu olarak; sosyal, kültürel, siyasal, ekonomik, bilimsel, teknolojik, askeri, diplomatik alanlarda ve konularda "kalabalıklar içinde yalnızlık" duygusu hissediliyor. Yirmi birinci yüzyılda, güya gelişmişlik düzeyinin göklere yükseldiği bir zamanda, yakında ve uzakta, içeride ve dışarıda; eskilerin tabiriyle, "kaht-ı rical (adam kıtlığı)" çekiliyor.

Çıra yakıp, köşe bucak adam arıyoruz. Halimizin tercümesi haline gelen tekerlemeyi tekrar edip; "Ne günlere kaldık ey gazi hünkâr; eşek vezir oldu, katır mühürdar!" diye bağırıyoruz.

Adamlığın parayla, pulla, mevkiyle, makamla, şöhretle, şanla ölçüldüğü dünyada; sapla samanı ayıran bir elek var. İşin aslını bilenler, ayırt etme olgunluğuna erenler; "Adam adamdır, olmasa da pulu; eşek eşektir, olsa da çulu" diyorlar.

Biz, biliyoruz ki; insan vücudunun ana eksenini oluşturan ve hayati derecede önemi bulunan "omurga", birbirini destekleyen ve tamamlayan otuz üç kemikten meydana gelmektedir. Adam olmanın da buna benzer temel ölçüleri, değerleri olmalı değil midir?

Söz konusu ölçüler, değerler; insanlık tarihinin, ülkeler ve kavimler yelpazesinin ortak malıdır. İnsanın, "adam" olması ve kalması için; bu evrensel değerler dünyasının sınırları aşılmamalıdır.

Aynaya bakıp; aşk ile, şevk ile bir dahi adam olmaya karar vermeliyiz. Allah'a karşı kulluk, âleme karşı insanlık dairesi içinde kalan yetkilerimizi kuşanmalı, sorumluluklarımızı üstlenmeli; tüm rollerimizi ve görevlerimizi, hakka ve hukuka uygun olarak, en güzel şekilde yerine getirme niyeti, gayreti içine girmeliyiz.

Temel vasfımız; "emniyet, ehliyet, şahsiyet uygunluğu" olmalı. Dünya ve insanlık âlemi; "adam gibi adam" olmayanların şerrinden kurtulmalı.

Zekeriya Erdim

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2021 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN