Mustafa Özcan
9.09.2025
Mustafa Özcan
Kasidelerin dillerde söylenir
Tüm Yazıları

Kasidelerin dillerde söylenir

Bir benzetmede şöyle denilir: 'Muhammedun beşerun leyse ke'l beşer bel huve yakutatun beyne'l hacer' Bunun değişik versiyonları da vardır. Hazreti Peygamber beşerdir lakin beşere benzemez, o taşlar içinde yakut misalidir, anlamındadır. Bunun Arap dünyasında farklı akisleri ve izdüşümleri vardır. Söz gelimi 'İnne Muhammeden fi'lenami ke'l Kur'ani fi'l kelam…' İnsanlar/ mahlukat arasında Muhammed, kelamda Kur'an mertebesindedir…" Edebiyatta mübalağa esastır. Kusur kabul edilmez. Bununla birlikte Hazreti Peygamber'i beşer sınırları dışına taşırmamak lazımdır. Peki, bunu yapanlar var mı? Suriyeli ulemadan Abdulkadir Hüseyin'in değindiği ve temas ettiği gibi Hindistan ile Pakistan bölgesinde revaçta ve faaliyette bulunan Birelviler adlı dini cemaatin hazreti peygamberi beşer vasfı üzerine çıkardıklarını söylemektedir. Buhari'de yer alan bir hadiste Hazreti Peygamber 'beni Hıristiyanların Mesih'i övdükleri (batıla saparak aşırı bir şekilde) gibi övmeyin sadece Abdullah ve Resulü deyin' buyurmuştur. Buna mukabil ayetlerde Müslümanlardan peygambere nusret etmeleri ve saygı göstermeleri (tavkir) istenmektedir. Hürmette kusur etmemek esastır. Hürmetin gereklerinden birisi onu çeşitli münasebetlerde en güzel bir biçimde anmaktır. Mübalağa ise muhataralı bir yoldur. Demek ki ölçüyü kaçırmamak gerekir. Dolayısıyla peygamber insanların en yücesi olmakla birlikte bu çerçevenin dışına çıkmaz. Bir başka hadiste 'kabrimi bayram yerine çevirmeyin' buyurmuştur. Yani folklorik bir zeminde anmayın ve hareket etmeyin demektir.

Bu onu ibadet kastı taşımadan anmaya ve yad etmeye mani değildir. Nitekim İslam aleminde birçok ülkede ve dilde mevlidin versiyonları yazılmıştır. Suriye alimlerden Ratip Nabulsi ibadet kastı olmaksızın mevlit kandilinin kutlanabileceğini söylemiştir. İhtifal ve anmak onu örnek ve model almanın yollarından birisidir. Buna da teessi denmektedir. Selefilerin ileri gelenlerinden Nasirüddin Elbani de Müslim'in tahriç ettiği bir hadise dayanarak mevlidin yasak olmadığını, kutlanabileceğini söylemiştir (https://www. youtube.com/watch?v=E1lRlu_9ZG8). Prensip olarak meşru olduğunu ifade etmiştir.

Lakin elbette Süleyman Çelebi ve emsali nazmen yazdıkları mevlitleri Hazreti Peygamberin hayatında veya huzurunda kaleme almamışlardır. Hazreti Peygamberin Hassan ibni Sabit gibi şairleri vardır ve onlara değer vermiştir. Kendisini hicvedenlere karşı onlar da kalemleriyle Hazreti Peygamberin sahasını savunmuşlardır. Bu edebi ve manevi bir savunmadır. İlk nesil ve nesillerden itibaren mevlidin zemini çatılmıştır. Pazartesi günü orucu sorulduğunda peygamberimiz onunla doğumu arasında münasebet kurmuştur. 'O gün (pazartesi günü) ben dünyaya geldim, peygamberlikle taltif edildim ve üzerime Kur'an inmeye başladı' buyurmuştur. Doğumunu taltif ve tazim nedeni olarak anmıştır. Demek ki pazartesi gününde oruç tutulmasının tahsis edilmesi onun doğumuyla bağlantılıdır. Buna istinaden kimi alimler mevlidin de meşruiyetine kail olmuşlardır.

Bu itibarla bi'setten itibaren Müslümanlar Hazreti Peygamberi anmışlar ve onu kaside, na'tlarla tebcil etmişlerdir. Bu gelenek günümüzde de kesintisiz devam etmektedir. İslam aleminin milli şairleri vardır. Bunlardan birisi Mehmet Akif Ersoy'dur. Diğeri İkbal'dir. Mısırlı Ahmet Şevki de Mısır'ın milli şairidir. Mehmet Akif mevlit kandili münasebetiyle müstakil kasideler yazmasa da yine de şiirlerinde bu meseleye temas etmiş ve 'Pek Hazin Bir Mevlit Gecesi' başlıklı bir şiir kaleme almıştır. Yine İkbal'in Hazreti Peygambere ithaf ettiği müstakil kaside ve na'tları vardır. Ahmet Şevki de Busiri'nin Kaside-i Bürdesi üzerine yazdığı Nehcu'l Bürdesi bulunmaktadır. Adı dillerde söylendiği gibi ona atfedilen kasideler de avazlarda tekrarlanmaktadır. İbadet kastı taşımadıkça anılmasında hiçbir mahzur yoktur. Belki fazilettir. Kimi selefiler ve yasağa taraftar olanlar meseleye kuru bakıyorlar. Meselenin helavetini unutmamak gerekiyor!

İnnallâhe ve melâiketehu yusallûne alen nebiyyi, yâ eyyuhâllezîne âmenû sallû aleyhi ve sellimû teslîmâ…

Mustafa Özcan

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

YAZAR ARŞİVİ

Mustafa Özcan

Mustafa Özcan Diğer Yazıları