Arama

'ndan ’e politikamız

Fırat Kalkanı'ndan İdlib’e Suriye politikamız

'nin 'te ile anlaşarak olası bir operasyonu dolayısıyla insani bir dramı engellemesi tam manasıyla diplomatik bir zaferdir.

Üstelik bu anlaşmanın ve rejiminin muhalefetine rağmen yapılmış olması bu diplomatik başarıyı daha da anlamlı kılıyor.

Diğer taraftan anlaşmanın , , gibi aktörlerin dışarıda bırakılarak yapılmış olması Türkiye'nin 'de son üç yılda elinin ne kadar güçlendiğini açıkça gösteriyor.

Türkiye darbe girişiminin hemen akabinde başlattığı harekatıyla birlikte Suriye'de doğrudan sahaya indi.

15 Temmuz sonrasında devletin ve özellikle de güvenlik kurumlarının ihanet çetesinden temizlenmesi ile birlikte hem kurumlar arası işbirliği arttı hem de Türkiye'nin terörle mücadelesi ivme kazandı.

Türkiye bu tarihten itibaren örgütleri ile mücadelesini sınır ötesine taşıyarak sorunu kaynağında kurutma politikasını benimsedi.

Aynı politika, terörden arındırılan bölgelerin istikrara kavuşturularak mülteciler için güvenli liman haline dönüştürülmesinde de uygulandı.

Böylece Suriye İç Savaşının başından itibaren uygulamak istediğimiz ama iç ihanetler ve dış engellemeler yüzünden bir türlü hayat geçiremediğimiz mültecileri sınırlarımız dışında karşılama politikasını hayata geçirmiş olduk.

Neticede Türkiye terörden arındırılan bölgeleri mültecilerin sığındığı bir tampon bölgeye dönüştürerek bir taşla iki kuş vurmuş oldu.

sürecinde Türkiye'nin İdlib'te gözlem noktaları kurması ile devam eden bu politika Harekatının başarı ile sonuçlanmasıyla ivme kazandı.

Türkiye yaptığı iki askeri harekat ile Suriye'de aktif olan ve örgütlerine ağır darbe vurduktan sonra şimdi de İdlib'te hem diplomatik hem de askeri ayağı olan hibrid bir çözümü hedefliyor.

Bu anlaşma ile bir taraftan bölgedeki ılımlı muhalifler ve sivilleri büyük bir katliamdan kurtarırken diğer taraftan sahada bulunmasının avantajını kullanarak HTŞ gibi terör örgütlerini çözmeyi hedefliyoruz.

Bu politika başarılı olursa 'tan üzerinden Türkmen dağına kadar Türkiye sınırı boyunca büyük bir alan Türkiye'nin kontrolünde bir tampon bölgeye dönüşecek.

Bu durum milyonlarca mülteciyi Suriye'de tutmayı başardığı için Türkiye'nin değerini Avrupalı müttefiklerimiz nezdinde artırırken, Suriye'deki nihai bir çözümde Türkiye'yi doğrudan söz sahibi yapacak.

Zira Suriye'de nasıl bir çözüme ulaşılırsa ulaşılsın yahut kim hakim olursa olsun Türkiye somut güvenlik garantileri almadan bölgeden çıkmayacaktır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2019 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN