Arama

Sarmalı Ve Mücadele Stratejileri

Bağımlılık Sarmalı Ve Mücadele Stratejileri

Son yıllarda gerek ölüm haberleriyle gerekse artan nedeniyle kamuoyunda daha yoğun olarak yankı bulan ve her türlü "arz mücadelesi"ne rağmen deneme ve kullanım oranları giderek artan ve , alanında karşılaşılan en can yakıcı sorun halini almıştır. Gün geçmiyor ki, ülkemizin herhangi bir yerinden gözü yaşlı bir anne veya yüreği yanık bir baba gibi, gibi ilgili bir kuruluşu arayıp bağımlı yavrusu için yardım istemesin!

Bağımlılıkla mücadelenin tek bir kurum veya mercinin işi olmadığını, kamu, özel sektör ve sivil toplum gibi birçok paydaşın ortak çabasını ve uzun soluklu bir programın tavizsiz uygulanmasını gerektirdiğini biliyoruz. Bu bağlamda, uyuşturucu trafiğinin güzergâhı olması yanında son dönemde "hedef ülke" haline de gelen ülkemizde güvenlik kuvvetlerinin yıllardır başarıyla sürdürdüğü arz mücadelesine ilaveten, uyuşturucuyla topyekûn mücadele için birkaç yıl önce ilgili bakanlıkların ve Yeşilay'ın ortak çalışmaları sonucunda hazırlanan bir eylem planının uygulamaya konması son derece önemli bir gelişmedir. Ancak, bu noktada, kamuoyuna ve yetkililere bir hususu hatırlatmak isterim: Çağdaş toplumlarda, halk sağlığına ilişkin sorunlar devlet mekanizmasının sivil toplumla sinerjik çalışmasıyla aşılmaktadır. Her şeyi devletin düşünüp, planlayıp, uyguladığı bir anlayış, çağdaş demokratik toplumlarda terk edilmiş bir yönetişim tarzıdır. Başta Yeşilay olmak üzere sivil toplum kuruluşlarının uyuşturucuyla mücadele çabalarında yer alması, geleneksel devlet algılarının tersine, bir acz ifadesi olarak değerlendirilmemeli ve bu işbirliği kamuoyuna açık yüreklilikle deklare edilmelidir. Vatandaşlarımız da sadece çözümü istemek ve beklemek yanında, sivil toplum örgütlerine maddi ve manevi destek vermelidir. Bağımlılıkla mücadele çabalarına sivil toplumun entegrasyonu, madde bağımlılığı sorununda "talebi azaltma ve " alanlarında daha hızlı ve yaygın bir sonuç almayı beraberinde getirecektir.

Uyuşturucu madde kullanımının ülkemizde ve dünyada son zamanlarda giderek yaygınlık kazandığı, yapılan saha araştırmalarının gösterdiği bir gerçek. Bu artışın sebepleri ve bununla mücadele için yapılacaklar aslında hepimizin ortak meselesi. Çünkü aynı hayatı, aynı ülkeyi, aynı sokakları paylaşıyoruz. Hepimiz aynı gemideyiz.

Toplumların çürümesine ve yıkılmasına neden olan uyuşturucu madde kullanımını; tüketim kültürü ve tüketim merkezli yaşam tarzı dikkate alınmadan anlamanın ve bu tür maddelerle mücadele etmenin zor olacağı kanısındayız. Bu bağlamda "uyuşturucuya karşı ortak akıl"dan bahsetmek, aynı zamanda yaşlı dünyamızın devasa problemlerinden bahsetmek demektir. Uyuşturucu ile mücadeleyi; tüketim kültürü, kapitalist ekonomi, insan hayatına dair anlam sorunsalı, toplumsal ve sınıfsal farklılaşma, şehirleşme ve sanayileşmenin getirdiği toplumsal karmaşa, eğlence kültürü, uyuşturucu ve alkol piyasasını elinde tutan sermaye ve suç örgütleri ile medyadan ve ayrıca, modern insanın , açmazlarından bağımsız düşünmek mümkün değildir.

Dünya farklı bir yöne gidiyor ve birçok ülke ve toplum büyük bir açmazın içinde. Tarihî ve kültürel kökleri hala canlı olan, mensup olduğu ahlakî değerleri bir şekilde korumayı başarmış bir 'nin, geleceği olan gençlerini de koruması elzemdir. Bunun için hiçbir ideolojik ve politik ayrım gözetmeden hep birlikte işbirliği yapmalı, memleketimizi ve gençlerimizi tüketim ve bağımlılık endüstrisinin kollarına düşmekten kurtarmalıyız. Dünyada bazı milletlerin artık ikinci bir şansı yok. Ama bizim hala gidilecek yolumuz, tükenmemiş umudumuz, gerçekleştirilecek ideallerimiz var…

Ama önce gerçeklerle yüzleşmemiz şart. Şimdi Türkiye'deki umumi manzaraya kısaca bakalım:

Bu konuda en çarpıcı araştırmalardan biri, 2013 sonunda verileri açıklanan ve ve Milli Eğitim Müdürlüğünün ortaklaşa yaptırdığı bir çalışma. Burada, 'da çoğunluğu lise birinci sınıfta okuyan 32.000 lise öğrencisine bağımlılık yapan maddeleri az veya çok kullanma durumları soruluyor. Sonuçta öğrencilerin %45'i sigara, %32'si alkol ve %9'u ise uyuşturucu madde ile tanışmış olduğunu ifade ediyor. Bilinen bir gerçektir ki, yüz yüze sorguda ortaya çıkan kullanım ve bağımlılık oranları gerçek rakamın daima birkaç puan altındadır. Yani, liseli gençlerimiz arasında uyuşturucu maddeyi en az bir kez kullananların her on çocuğumuzdan biri olduğu aşikar bir vakıa. Gençlerimiz, hem de 15 yaş civarındaki gençlerimiz arasında bağımlılık yapan maddelerin bu oranda kabul görmesi, tehlike çanlarının çaldığına işaret ediyor.

Bağımlılık mücadelesinde en doğru ve sağlıklı yol, ergen ve gençleri hiç başlamadan önce bu tehlikeden korumaktır. Bu noktada iki temel kurum başat rol oynamaktadır: . Bu iki kurumun, ergen ve gençlerin kendilerini ifade edebilmelerine, enerjilerini doğru mecralarda kullanabilmelerine ve sağlıklı biçimde sosyalleşmelerine imkan verecek şekilde organize edilmeleri bağımlılığı engellemenin en etkin yolu olacaktır. Öte yandan, bir kişinin hayatında bir anlam yoksa veya anlamlı işler yapmıyorsa, bağımlı olmaması için bir sebebi de yoktur. Başka bir ifadeyle, uyuşturucu bağımlılığı ile mücadelenin bir ayağı da insanların modern dünyadaki anlam sorununu çözmektir. Gençleri kalabalıklar içinde yalnızlaşmaktan korumak, onları hayata bağlayacak bir ideal ve mefkûreye sahip kılmak, hedonist kültürün bütün dayatmalarına rağmen, başkaları için de yaşamanın tadına vardırmak… Bu bağlamda, ailelerle de işbirliğine gidilerek çocuklarımızın ciddi bir manevî ve ahlakî eğitim almasının temin edilmesi gereklidir. Milli Eğitim sistemimizde değerler eğitimi yönünde atılmakta olan olumlu adımları sevinçle karşılıyor ve sivil toplum kuruluşlarının de iştirakiyle bu anlayışı bütün toplum sathına yaymanın en önemli vazifemiz ve kurtuluş yolumuz olduğuna inanıyoruz.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2019 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN