Arama

gecelerinin miraç vesilesi: Teravihler…

Ramazan gecelerinin miraç vesilesi: Teravihler…

Receb-i Şerif ile başlayan mübarek üç ayların ikincisi olan Şaban ayı, dün itibariyle sona erdiğinde yeni bir aya, yani -ı Şerif'e dün gece kıldığımız Teravih namazları ve kalktığımız sahurlar ile başlamış olduk. Bugün Ramazan ayımızın ilk günü… Kavuşturan Rabbimize hamd olsun…

Ramazan aylardan bir ay iken, onu "ayların sultanı" kılan bir olağanüstü gelişme yaşanmış ve bir gece vakti, ilk ayetler, Beledü'l-Emin olan Mekke'de, Hz. Muhammedü'l-Emin'e (sav) nazil olmuştu. Vakit, gece vaktiydi… Tıpkı önceki peygamberlerden Hz. Musa'ya Tur Dağı'nda bir gece vakti verilen büyük vazife gibi… Tıpkı sonraki zamanlarda yine bir gece vakti gerçekleşecek İsrâ ve Mirac hadiseleri gibi… Anlaşılan o ki, olağanüstü hadiseler hep geceleyin tecelli etmiştir ve Son Nebi'ye de Allah Teâlâ ilk vahyi, bir gece vakti nasib ederken o geceye de "Leyletü'l-Kadr" ismini vermiştir. İşte bir ömre bedel böyle bu gece, idrakiyle bereketlendiğimiz Ramazan ayının içindeki gecelerden biri olmuştur. Bu sebeple, Ramazan gecelerinin tamamının kadrini bilmek, bu motivasyona ve konsantrasyona sahip olmak bizi Kadir Gecesi'nin farkında olmak gibi bir mükâfata nail kılabilir. Peki Ramazan gecelerinin kadrini nasıl bilir ve bu şuura nasıl erebiliriz?

RAMAZAN GECELERİNİN KADRİNİ NASIL BİLELİM?

Kaynakların aktardığı bilgilere göre Resûl-i Ekrem (sav) Efendimiz, bir Ramazan öncesinde bu ayın faziletine dair ashabına bilgiler verirken şunları ifade etmişti: "Ey insanlar! Bin aydan daha hayırlı olan bir gecenin bulunduğu mübarek bir ayın gölgesi üzerinize düştü. Allah bu ayın orucunu farz, gece ibadetini nafile kılmıştır. Kim o ayda hayırlı bir işle Allah'a yaklaşmaya çalışsa sanki o ayın dışındaki bir farzı eda eden kimse gibi olur. Kim de, bu ayda bir farzı eda ederse o ayın dışında yetmiş farz eda etmiş gibi olur." (Beyhakî, Şuabü'l-Îmân, V, 223, No: 3336; Sahîhu İbni Huzeyme, II. 911, No: 1887)

Hadisten anlaşılan şudur: Ramazanın kadrini bilmenin ilk göstergesi, bu ayın gecelerinde "Teravih" adı verilen nafile namazları kılmaktır. Çünkü teravih namazı, geceleri kalkıp kılınan teheccüd namazına benzeyen, ruhu ve bedeni teheccüd namazına hazırlayan ve alıştıran bir ibadet olduğu gibi, Ramazan'ın bereketiyle sevabının katlanarak sanki bir farz namaz kılmış gibi mümine geri döndüğü son derece faziletli bir namazdır. Yine o, gündüzleri oruç tutan müminin, geceleri de namaz kılmak suretiyle kulluğunu bir başka boyutta ifade ettiği bir ibadettir. Adeta teravih namazları ile oruçlar birbirlerini besleyen ve mümini melekler mertebesine yükselten bir çift kanat mesabesindedir.

TERAVİH NAMAZININ DİN EĞİTİMİ AÇISINDAN ÖNEMİ

Son Peygamber Hz. Muhammed (sav) "gözümün nuru" diyerek büyük bir önem atfettiği namazı, sair zamanda günlük yaşantısının birçok vaktinde ifa etmekteydi. O, farz namazlar dışında, geceleri kalkıp kıldığı teheccüd yanında gündelik yaşantısında, İşrak, Kuşluk (Duha), Evvabin, Mescid'i Selamlama (Tahiyyetül-Mescid) adıyla bilinen nafile namazlarla da Rabbiyle beraber olmanın eşsiz hazzını yaşamaktaydı. Kendisi farklı zamanlarda farklı rek'atlerle –ki çoğunlukla 20 rek'at olarak kılmıştır- eda ettiği teravih namazlarını da Ramazan ayının özel bir "Allah'a kurbiyyet" vesilesi olarak görmüş ve yaşantısıyla ümmetine de örneklik teşkil etmişti. Ancak üzülerek ifade edelim ki, Sevgili Peygamberimizin (sav) sünnet-i seniyyesinde Ramazan aylarında geceleri huzur ve huşu içinde ifa ederek kıldığını öğrendiğimiz bu namazlar, son yıllarda bazı kimselerin –hangi amaca hizmet ettiği belli olmayan- telkinleriyle toplum nezdinde "kılınmasa da olur" durumuna düşürülmüştür. Halbuki, özellikle yeni yetişen neslin ve bilhassa çocukluk döneminde şekillenen karakterlerinin, Ramazan gecelerinde camilerdeki manevi atmosferden alacakları çok şey vardır. Onların bu konuda yaşayacakları mahrumiyetin yerini dolduracak herhangi bir telafi unsuru da yoktur. Çünkü din, bir kısmı bilgi, bir kısmı da duyguya dayanan bir olgudur; ve her zaman onun bu duygu kısmını besleyecek olan da dinî tecrübelerdir, yaşantılardır. Bunun en güzel ve manidar örneklerini edebiyatçılarımızın çocukluk hatıraları olarak anlattıkları kendi hayat hikayelerinde bulmak mümkündür. Söylemek istediğimiz, Ramazan gecelerinin ibadeti olan teravih namazlarının camilerde salat-ı ümmiyelerle, ilahilerle eda edilmesi, gerek her yaşta insan için ve özellikle de çocukların din eğitimi açısından son derece önemlidir. Meselenin bu tarafı gözden kaçırılmamalıdır. Son olarak şunu da ifade etmeliyiz ki, yerel yönetimler tarafından "Ramazan Etkinlikleri" adı altında yapılan programların, teravih namazlarının kılındığı vakitlerde gerçekleştirilmesi, yanlış bir karar ve hatalı bir uygulamadır. Netice-i kelâm: Ramazan gecelerinin Müslümanlar için en özel, en güzel ve en anlamlı etkinliği yatsı namazlarının ardından kılınan teravih namazlarıdır!.. Çünkü "namaz müminin miracıdır" ve bu miraç en çok Ramazan mevsimine yakışmaktadır…

Her gece Miraç lezzeti yaşayacağınız namazlarınızla Ramazanınız mübarek olsun…

Prof. Dr. Mehmet Emin Ay

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2019 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN