Arama

İngilizlerin gasp ettiği Osmanlı gemileri

bir zamanlar denizlerde savaş gemileri için güçlü devletlere sipariş vermek durumundaydı. İşte o zamanlardan kalan ve İngiltere’ye ısmarladığımız fakat gasp edilen iki savaş gemimizin hikâyesini hatırlıyoruz...

Birinci Dünya Savaşı öncesi İngiltere'ye ısmarladığımız, parasını dahi peşin ödediğimiz halde alamadığımız iki savaş gemimiz vardı. 1900'lü yılların başında dünyanın en güçlü devletleri, donanması en güçlü devletlerdi. Osmanlı tarihinde deniz tutkunu ve deniz gücüne en çok önem veren padişah ise Sultan Abdülaziz'di. 1861 yılında tahta geçti. İngiltere ve Fransa'ya karşı ağır borçlara katlanmayı göze alarak güçlü bir donanma oluşturdu. Zira Osmanlıya son zamanlarda en büyük darbeler denizden gelmeye başlamıştı. Sayı olarak İngiltere ve Fransa'dan sonra üçüncü büyük donanmayı kurdu.

YAKILAN OSMANLI DONANMASI

1768–1774 Osmanlı-Rus savaşında Akdeniz'e inen Rus donanmasına en büyük yardımı İngiltere yaptı ve Çeşme limanındaki donanmasını yaktırdı. 1827 yılında Navarin limanındaki Osmanlı donanması da İngiltere ve Fransa tarafından yakılmıştı. Osmanlı devleti ne zaman denizlerde güçlense hemen bir Haçlı İttifakı kurulup üzerine saldırılıyordu. Bu sebeple Sultan 2. Abdülhamid donanmayı Haliç'e çektirerek hiç olmazsa bir süre savaştan uzak bir dönem geçirmek istedi.

1908'de ilan edilen II. Meşrutiyet döneminin yeniliklerinden biri de 14 Temmuz 1909'da "Donanmayı Hümayun Muaveneti Milliye Cemiyeti"nin kurulmasıydı. Donanma yaptırma derneği hızla gelişti, ülkenin her yanında şubeler açtı. Oldukça büyük miktarda para toplayan Cemiyetin gerçek amacı Yunan donanmasında bulunan "Averoff" zırhlısı ayarında bir dretnot satın almaktı ancak bu gemiye eşdeğer gemi bulunamadı.

SULTAN HAMİD'İN TAHTTAN İNDİRİLMESİ

Sultan Hamid'in tahttan indirilmesinden sonra Balkan savaşları çıktı. Yeni pâdişah Sultan Reşad'dı. Balkan Harbi mağlubiyeti Osmanlı'ya güçlü bir donanma ihtiyacını fazlasıyla hissettirdi. "Donanma Cemiyeti" bu sebeple kurulmuş ve halktan topladığı bağışlarla gemi satın alma faaliyetlerini yürütmüştü. Nihayet Bahriye Nezareti evvela Almanya'ya Turgut Reis ve Barbaros isimli 2 zırhlı gemi ile 4 muhrip ve birkaç nakliye gemisi siparişi verdi.

İngilizler, Akdeniz'deki büyük Osmanlı donanmasından son derece rahatsızlık duyuyordu. Onlara göre Osmanlı Devleti, Rusya'ya karşı güçlü ve kalabalık bir kara kuvveti yapmalı, deniz savunmasında ise İngiltere'ye bağımlı yaşamalıydı… Özgürlük kazanan Yunanistan, Osmanlı'yı besleyen ana deniz yolunun üzerindeydi. Yunanistan artık coğrafi olarak Osmanlı ekonomisine egemendi. Osmanlı'nın donanmasız bir deniz imparatorluğu halinde oluşu, Yunanistan'ın özgürlüğünü kazanışının birinci nedeniydi. Böylece, iki ülke arasındaki silah ve gemi alımı hızlandırıldı.

REŞADİYE ZIRHLISI SİPARİŞİ

1911 yılında da İngiltere'deki Vickers Şirketi'ne "Reşadiye" zırhlısı siparişi verilmiş, gemi komutanlığına da Vasıf Bey tayin edilmişti. 1912 yılına gelinince İngiltere'ye verilen siparişe 2 zırhlı daha ilave edildi: Fatih ve Sultan Osman. Bunlardan başka 2 keşif gemisi, 4 torpido muhrip ve 2 denizaltı da yine İngilizlere verilen siparişler arasındaydı. 1913–1914 ve 1915 senelerinde ise Fransızlara birer zırhlı, 4 küçük kruvazör, 20 destroyer, 6 denizaltı ile çeşitli takviye gemileri sipariş edilmişti.

RİO DE JANERİO 'SULTAN OSMAN' OLDU

Bu sıralarda, daha önceden Brezilya tarafından da İngiltere'deki New Castel'da bulunan Armstrong şirketine bir savaş gemisi ısmarlanmıştı. Brezilya, Rio De Janerio isimli bu savaş gemisinin parasını ödemeyip almaktan vazgeçince bu gemiye Osmanlı Hükümeti talip oldu ve adını Sultan Osman koydu. Osmanlının savaş gemileri yaptırmaya başladığını duyan Rusya, parası dahi ödenmiş olan bu gemilerin en azından tesliminin geciktirilmesi için var gücüyle çalışmaya başladı. Kendi tersanelerinde yapılan gemileri hızlandırıyor, İngiliz makamlarıyla da Osmanlı gemilerinin geciktirilmesi için görüşmelerde bulunuyordu.

Rauf Bey 8 Ocak 1914 tarihinde, gemiyi teslim almak için "Reşadiye" vapuruyla, yanında pek çok subay ve astsubay, İngiltere'ye hareket etti. Vickers tezgâhlarına bir zırhlı daha sipariş edildi, adı "Fatih" kondu ve ilk taksidi de ödendi. Böylece Osmanlı donanması Yunanistan'ın "Averoff" zırhlısına karşı üç büyük ve modern gemi sahibi olacaktı. Fakat İngilizler gemilerin yapımını geciktirmeye başladılar. "Sultan Osman I" çok önceden "Rio" adıyla inşa edilerek denize indirilmişti, geminin donanımı sürmekteydi. "Reşadiye" ise Londra Büyükelçimiz Tevfik Paşa'nın kızı Naile Hanım tarafından burnunda şampanya şişesi yerine gülsuyu şişesi kırılarak 3 Eylül 1913'de törenle denize indirilmişti. Böylece "Reşadiye" dretnotu dünya gemicilik tarihinde ilk olarak burnunda gülsuyu şişesi kırılan gemi oldu.

GEMİ RESMİ EMİRLE GASP EDİLDİ

Haziran ayı başlarında, İngiliz deniz kuvvetleri, Armstrong'lara, çevreye pek yayılmayan, bir "sinyal" vermişti. 27 Temmuz'da gemiyi teslim alacak Türk heyeti İngiltere'ye varmıştır. 31 Temmuz'da Churchill tersaneye bir yazı gönderdi : "Görünen koşullar çerçevesinde, Majestelerinin hükümeti olarak, tersanenizdeki herhangi bir geminin yabancılara teslim edilmesine izin vermiyoruz! Son taksitler de hemen ödendi ve 2 Ağustos 1914 tarihinde son taksidin ödenmesinden yarım saat sonra, İngiltere Hükümeti "Sultan Osman" ve "Reşadiye" zırhlılarına el koyduğunu ilan etti..

Winston Churchill, gemilere el konulmasını şöyle anlatır: "İngiliz donanması harp nizamında denize açılmıştı. 28 Temmuz'da Türk dretnotlarının her ikisini de Kraliyet Donanması için istedim. Tyne Nehri'nde demirlemiş bir Türk nakliye gemisi, 500 gemici ile birinci dretnotu almak üzere bekliyordu. Türk kaptan geminin teslimini istiyor ve gemiye binip Türk bayrağını çekeceğini söyleyerek gözdağı veriyordu. Bu müthiş günlerde (31 Temmuz) kendi sorumluluğum altında buna engel olunmasını ve Türkler tarafından gemiye el konulma teşebbüsünün gerekirse silah kullanılarak önlenmesini emrettim. Bu yola sadece İngiliz bahriyesinin çıkarları için başvurdum."

Parası ödenen "Sultan Osman" gemisi resmi emirle gasp edilmişti! Aldığı cevap karşısında neye uğradığını şaşıran Tevfik Paşa, o saatlerde bankalar kapanmış olduğu için, parayı geri istemek maksadıyla derhal telgraf çekti Armstrong şirketine. Gemilere el konulmasının hesabını sormak için de İngiltere hariciye müsteşarıyla görüştü. Müsteşar Tevfik Paşa'ya, bu kararın tedbir amacıyla alındığını ve yalnız Osmanlı'ya değil, tüm yabancı gemilere uygulandığını söyledi.

8 GEMİ DAHA VARDI

İngilizlerin, el koyduğu bu 2 gemiden başka 8 gemi daha vardı zapt edilen. Fransızlar tarafından Mersin'de 2 istimbot, İngilizler tarafından Çanakkale'de Haliç vapuru, Ruslar tarafından İttihat, Gürcistan ve Kozlu gemileri ile bir motor, İngilizler tarafından Bombay'da Karadeniz gemisi de el konulan gemilerimizdi. Bu gemilerin akıbetleri meçhul.

İKİ OSMANLI GEMİSİNE NE OLDU?

Reşadiye, Erin, Sultan Osman ise Agincourt oldu. 22 Ağustos'ta seyre hazır olan Sultan Osman'ın denenmesinde silahlarının iyi çalışmadığı görüldü. 26 Ağustos 1914'te onarım için tersâneye çekildi. Fakat tâmir edilse de çürük bir gemi damgasını yediği için bir daha kimseye satılamadı. Norveç denizinde yapılan top atışlarında neredeyse kendi kendisini batırıyordu. Gemide büyük bir mühendislik hatası yapılmıştı. 1922 yılında gemi sökücüler tarafından parçalanarak hurdalığa atıldı. Reşadiye'yi ise İngilizler 1. Dünya Savaşı'nda bize karşı kullandılar. Nitekim başarısız bir gemi olması hasebiyle savaştan sonra sonu Sultan Osman gibi oldu. 1921'de hurdacıya satılıp, parçalandı. (Kaynak: Tarih Arşivi)

2019 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN