Arama

Nurettin Topçu ödül olarak ne istemişti?

Yayınlanma Tarihi: 13.11.2017 00:00 Güncelleme Tarihi: 10.07.2018 17:51
Nurettin Topçu ödül olarak ne istemişti?

Çalışması, Sorbonne Üniversitesi Felsefe Jürisince en başarılı doktora tezi seçilen Nurettin Topçu'ya ödül olarak altın saat ya da istediği bir ülkeye seyahat imkânı önerilir; o ise, ikisini de istemez. Nurettin Topçu'nun düşünce yapısını, vatan ve bayrak sevgisini yansıtan o güzel ayrıntı...

Nurettin Topçu, felsefeden sanata, dinden ekonomiye ve eğitime kadar pek çok sahada kendine has tahlilleri, bakış açıları ve önerileri olan, hem Batı düşüncesini bilen, gözlemleyen, hem de geleneksel yapı ve değerleri tanıyan aydınlarımızdan.

Çağdaş Türk düşüncesinin seçkin isimlerinden Nurettin Topçu, Anadolu'da Türk milletinin yeniden dirilişinin ilham kaynaklarını arayacak münevver zümre meydana getirmeye çalışmış, eğitimde, sanatta ve bilimde "Türk Rönesansı"nı gerçekleştirmek için çaba sarf etmiştir.

Hüseyin Karaman'ın Kaynak Yayınları'nın Edebi Şahsiyetler Biyografi dizisinden neşredilen Nurettin Topçu adlı eseri; ünlü aydınımızın; hayatı, eserleri, fertten topluma, devletten millete ve tarihe, ekonomik nizamdan sanata ve dine, hepsinin üstünde ahlâka kadar uzanan fikir ve felsefe dünyasını içeren düşüncelerini derli toplu ve sağlıklı bir derleme ile sunuyor okurlara.

Hayatı, eserleri, etkinlendiği ve etkilediği isimleri edebi bir dille okuduğumuz eserden sizlere göz kirası niteliğinde, oldukça ilginç bir bölüm Nurettin Topçu'nun Avrupa Macerası. Onun fikir dünyasının önemli bir bölümünü oluşturuyor ve dünyaya bakış açısını etkileyen önemli unsurları içeriyor. Buyurun o maceraya beraber tanıklık edelim:

AVRUPA MACERASI

Mehmet Akif'in medeniyet telakkisini kavramış ve ilmini almak için Akif'in oğlu Asım'ı niçin Batı'ya göndermiş olduğunu idrak etmiş olan Nurettin Topçu, daha iyi bir eğitim alabilmek için Avrupa'da tahsil görmek gerektiğinin farkında olarak liseyi bitirdikten sonra kendi imkânlarıyla Millî Eğitim Bakanlığı'nın açmış olduğu Avrupa imtihanlarına girmiş ve kazanmıştır. (1928)

Burslu öğrenci olarak Hamdi Akverdi, Vehbi Eralp ve Ziya Somar ile birlikte o zamanki Batı düşüncesinin kalbi olan Fransa'ya gitmiş. Haber 7'nin haberine göre, Remzi Oğuz Arık, Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu, Cevdet Perin ve Bedrettin Tuncer bu dönemde Paris'tedirler. Topçu'nun Fransa yıllarında özellikle Remzi Oğuz Arık ve Ziyaeddin Fındıkoğlu ile görüşmeleri olmuştur.

Fransa'nın Türkiye'deki liselerin denkliğini kabul etmemesinden dolayı Topçu buradaki eğitimine Paris'teki Bordeaux Lisesi'nde başlamıştır. Bu lisede özellikle üç yönden kendini göstermiştir: Birisi, yazdığı ilk denemeleri, üyesi olduğu Sosyoloji Cemiyeti (L'association de La sociologie)'ne gönderip onun yayın organında yayınlaması; diğeri Hareket Felsefesi'nin kurucusu Fransız filozofu Maurice Blondel (1861-1944) ile tanışıp bu tanışıklığın mektuplaşmaya kadar varan samimi bir diyaloga dönüşmesi ve bir diğeri de, psikoloji sertifikası almış olmasıdır.

İki sene sonra Strazburg'a giden (1930) Topçu, burada üniversite tahsiline başlamış; psikoloji ve güzel sanatlar, genel felsefe ve mantık, çağdaş sanat tarihi, sosyoloji ve ahlâk, ilk zaman sanat ve arkeolojisi dersleri almıştır.

Ayrıca ilim ve fikir adamı, yazar, tıp doktoru Adnan Adıvar (1882-1955) ve Fransız şarkiyatçısı Louis Massignon (1883-1962) ile tanışmış ve Adıvar'ın Massignon'a vermekte olduğu Türkçe dersini daha sonra devam ettirmiştir.

Strazburg'da tamamladığı doktorasını 1934 yılında Sorbonne Üniversitesi'nde vermiştir. Doktora savunmasını, o sırada Paris'te bulunan Abdülhak Adnan Adıvar ile eşi Halide Edip Adıvar da büyük bir ilgiyle izlemiştir. Böylece o, Sorbonne Üniversitesi'nde doktora yapan ilk Türk öğrenci olmuştur. Doktora çalışması "Confirmisme et Revolte" ismindedir. 1934 yılında Paris'te Fransızca olarak yayınlanmış olan eser, yıllar sonra "İsyan Ahlâkı" ismiyle Türkçe'ye de çevrilmiştir.

Çalışması Sorbonne Üniversitesi Felsefe Jürisi tarafından yılın en başarılı doktora tezi seçilir. Üniversitenin geleneklerine göre birinci olan öğrenciler mutlaka ödüllendirilir.

Bunun üzerine yetkili Profesör, Nurettin Topçu'nun yanına gelerek durumu anlatır ve ödül olarak neyi istediğini sorar:

– Efendim, bir altın saat mi? Amerika veya Kuzey Avrupa'ya bir mavi yolculuk mu? Hangisini tercih ederseniz onu alacaksınız veya o ülkeye seyahat edeceksiniz!

Nurettin Topçu, kararlı ve gayet kendinden emin bir şekilde bu soruya şöyle cevap verir:

– Hiçbiri değil!

– O zaman ne istiyorsunuz?

– Sorbonne Üniversitesi'nin giriş ve çıkış kulelerinde yirmi dört saat ay-yıldızlı Türk bayrağının dalgalanmasını istiyorum!

– Derhal bu isteğiniz yerine getirilecektir!

Nurettin Topçu'nun kendisine yapılan teklife verdiği cevabı duyan herkes hayret ve hayranlık içinde kalmıştır.

Vatan ve bayrak sevgisinin gurbet illerde okuyan bir öğrencinin yüreğinde böylesine yüceldiği az görülmüştür. Ayrıca bu olay, onun düşünce yapısını, vatan ve millet sevgisi ile hayat felsefesini yansıtan önemli bir ayrıntıdır.

Fransa'da 1928-1934 yılları arasında kalan Nurettin Topçu, burada kendisini iyi bir şekilde yetiştirmek için bütün imkânlarını kullanarak okul, ev, kütüphane arasında gidip gelmiş ve fevkalâde dinamik bir öğrencilik hayatı geçirmiştir. Bordeaux Lisesi'ndeki iki yıllık öğrenimi de dâhil olmak üzere toplam altı yıl kalmış olduğu Fransa'da, liseyi tamamlamak için almış olduğu tahsilin yanında, hem üniversite lisans öğrenimi görmüş, hem de doktora yapmıştır. Bu yıllar onun meslekî ve fikrî kişiliğinin oluşmasında önemli bir fonksiyona sahiptir.

Türkiye'nin en önemli isyancı ve metafizikçi şairi Mehmet Akif ile demokratı Hüseyin Avni Ulaş'ı (v. 1948) tanıma fırsatı bulan Topçu, Fransa yıllarını yüzyılın iki metafizikçisi Blondel (v. 1944) ve Bergson (v. 1940), tasavvuf araştırmacısı ve şarkiyatçısı Luis Massignon (v. 1962) ile Remzi Oğuz Arık'ın fikirlerinin sentezini yapmıştır.

AVRUPA DÖNÜŞÜ VE EVLENMESİ

Nurettin Topçu, Blondel'in "Şark'ta felsefe olmaz, burada kal" önerisine rağmen, Sorbonne Üniversitesi'nde felsefe doktorası veren ilk Türkiye vatandaşı olarak kafasındaki tereddüt ve sorularla birlikte baba ocağına dönmüş (1934) ve Galatasaray Lisesi'nde felsefe öğretmeni
olarak görev almıştır. (1935)

Bundan sonra Erzurum Kongresi'nin güçlü isimlerinden biri olan ve küçük yaştan beri tesiri altında kaldığı aile dostu Hüseyin Avni Ulaş'ın kızı Fethiye Hanım ile evlendi.

Fakat bu evliliği 5-6 ay gibi kısa bir süre devam edebildi. Onun hayatında bu evlilikten başka herhangi bir evlilik söz konusu olmamış ve ömrünün geri kalan kısmını bekâr olarak yaşamıştır.

Topçu, aileye hem pratik, hem de teorik açıdan muhafazakâr bir biçimde yaklaşmamıştır. Ona göre aile, sonsuzluğa giden yoldaki uğraklardan biri olması dolayısıyla önemlidir.

Konunun devamını ve Nurettin Topçu'nun hayatının ilginç yönlerini, eserlerini daha yakından tanıma imkanını Hüseyin Karaman'ın eserinde bulabilirsiniz...

2021 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN