Kenevire dair bilinmeyen 20 gerçek
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklamasının ardından, kenevir üretimine ilişkin politikalar yeniden şekilleniyor. Kenevir, tekstilden otomobil sektörüne, inşaat malzemelerinden kozmetiğe, enerji üretiminden kağıt sanayisine kadar pek çok alanda kullanılıyor. Peki, bunca kullanım alanına rağmen kenevir, Türkiye'de neden ve ne zaman yasaklandı? Kenevir üretiminin tarihi nereye uzanıyor? Kenevirin sağlığa faydaları neler? Kenevire dair bilinmeyenleri 20 maddede sizler için derledik.
Önceki Resimler için Tıklayınız
Tarihte kenevir üretimine ilk olarak Asya'nın doğusunda ılıman iklime sahip bölgelerde rastlanır. Daha sonra Batı Asya, Anadolu, Mısır ve Avrupa'da ekilmeye başlanan kenevir, 17. yüzyılda Amerika kıtasında ekilmeye başlar.
Kenevir, Osmanlı döneminde "kendir, kettan, kendir lifi, kendir teli, tel kendir" ismiyle anılırdı. Kenevirin lifleri başta sicim, ip, urgan ve kumaş üretiminin önemli hammaddesiydi. Osmanlı donanmasının ihtiyacı olan urgan, halat gibi malzemelerin çoğu da kendirden yapılırdı.
Osmanlı topraklarında kenevir daha çok Karadeniz bölgesinde ekilirdi. Samsun, Sinop, Kastamonu, Taşköprü, Vezirköprü, Amasya, Gümüşhacıköy, Merzifon, Çorum, Tokat, Yozgat, Çarşamba, Terme, Ünye, Fatsa, Ordu, Trabzon, Ödemiş, Tire, Burdur, Urfa, Suruç, Birecik ve Malatya bölgelerinde kenevir ekimi yoğun olarak yapılırdı.
Sinop, Kastamonu, Taşköprü ve Vezirköprü'de kenevir ekimi yanında işlenip, mamul madde hâline de getirilirdi. Köylüler mahsulün bir kısmını pazarlar, bir kısmını ise kışın evlerinde bez, sicim, urgan, halat, çuval gibi ürün hâline getirirlerdi. Bu yolla bölgede küçük aile imalâthaneleri meydana gelmişti.
Kastamonu ve çevresi, kendir üretimi bakımından fazla mahsul alınan ekim alanlarına sahipti. Özellikle Gök Irmak'ın etrafındaki verimli araziler ve bu nehrin vadilerle birleştiği bölgeler kendir ve keten ekiminin yapıldığı yerlerdi. Bölge, kendir üretiminin yanında imalinin ve ihracının yapıldığı önemli bir yerdi.
Taşköprü ve civarı kenevirin en çok ekildiği yerlerdendi. Kendircilik ve urgancılık imparatorluğun sonuna kadar bölgede canlılığını korumuştu. Bölgede kendir ve kendir ürünlerinin satıldığı, kendirci esnafının çalıştığı Kendir Hanı vardı. Kastamonu ve civarından donanma için ve tüccarlar tarafından satın alınan ürünler İnebolu iskelesinden ihraç edilirdi.
Taşköprü'de 1520'de 90 bin 981 kilo; Tokat ve çevresinde 1574'te 20 bin 484 kilo; Trabzon'da 1554'te 345 bin 794 kilo; Akçaabat'ta 1554'te 349 bin 858 kilo kenevir üretiliyordu. Samsun bölgesi de önemli üretim merkezlerindendi.
Evliya Çelebi, Samsun ve halkı için "kendirciyândır, kendir ipleri meşhurdur" der. O dönemde, bölgedeki tarım üretiminin yaklaşık yüzde 10'u kendirdi. Devlet ihtiyacı olan kendiri, Samsun ve civarından vergilerine karşı toplardı. Bölgedeki 5 bin 612 ev, 285 bin 600 kilo kendiri vergi olarak devlete verirdi. Kenevir ve bu bitkiden imal edilen ürünler, Samsun Limanı'ndan gönderilirdi.
Görüldüğü üzere, Türkiye'nin tarihine bakıldığında kenevir üretimi, tarım alanları verimli bir şekilde kullanıldığı takdirde rahatlıkla yapılabilir.
Kenevir üretimi Türkiye dâhil olmak üzere birçok ülkede yasaklıdır. "Uyuşturucu sınıfında bulunması" nedeniyle yasaklı olsa da işin aslı gerçekte hiç öyle değil.
Dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi Türkiye'de de kenevir üretimi yıllarca yasaktı. Bu yasak, 1940'lı yıllarda ABD tarafından Türkiye'ye dayatıldı. Oysa kenevir üretimi, sadece uyuşturucu değil; ülkeye ve insan sağlığına yararlı pek çok şeyin üretimini sağlayacak oldukça güçlü bir hammadde.
Türkiye'de kenevirin yasaklanmasında, "uyuşturucu" kılıfının ötesinde, pek çok lobi faaliyeti bulunuyor. Bu lobi faaliyetlerinin başında ise kenevirin hammadde olarak kullanımının en yaygın olduğu ilaç sektörü geliyor.
Bugün Türkiye'de en çok ciro yapan ilk 100 ilacın 95'inin ithal veya yurtdışından lisanslı olması da bu durumu açıklar nitelikte.
Türkiye'de en çok kullanılan ve en pahalı ilk 20 ilacın tamamı ithal. 11 ilaç, ABD menşeli firmalar tarafından üretiliyor. 6'sı İsviçreli ilaç firmalarına ait. Geriye kalan 3 ilaç ise Fransız malı.
Günümüz dünyasında ilaç sektörü, silah lobisi kadar para harcıyor ve bu şirketlerin kâr payları "yüzde 50'ye yakın" oranla tüm sektörlerin üzerinde. 1940'lı yıllarda kenevirin kullanımını yasaklayan ABD ise ilaç sektöründe, dünya pazarında hala lider konumunda.