Geçmişin temaşası: Kaybolan Osmanlı meslekleri
İzlediğimiz eski bir filmde ya da aile hatıralarının günümüzdeki kalıntıları siyah beyaz fotoğraflarda birçoğumuzun dikkatini çekmiştir. İki omzuna astığı tepsilerde yoğurt satan seyyahlar, sünnetçi berberler, balkonlardan aşağıya sarkan sepetler… Biraz daha geçmişe gittiğimizde sultanın belki de zehirlenmesini engelleyen çeşnicibaşılar, ahaliye ferman okuyan tellallar… Köklü geçmişimizin tarihi zenginliğinin içerisinde birçok meslek de izlerini bıraktı. Kimisi nihayete eren bir sonu tatmışken, kimisi de ayakta kalma mücadelesi veriyor. İşte, Osmanlı'dan bu yana kaybolmaya yüz tutmuş meslekler…
Önceki Resimler için Tıklayınız
Osmanlı İmparatorluğu döneminde, İtalya'dan Türk kültürüne giren, büyük kentlerde bir dönem sık uğranılan, genellikle hoş sohbetlerin yapıldığı lostracılar, bir zamanlar vatandaşın gazetesini okuduğu, soluklandığı, ayaküstü sohbet duraklarıydı. Geçmiş dönemlerde vatandaşların, her sokağın köşe başında görmeye alışık olduğu ayakkabı boyacıları zamana karşı mücadelelerine devam ediyor.
Kurulmadan önce kareli bir kâğıt üzerine kalıbı hazırlanıp kandillerin yeri belirlenirdi. Ramazan ve bayram gecelerinde çift minareli camilerde iki minare arasında gerili iplere kandiller asarak yazı yazma ya da şekil yapma geleneği, İslâm dünyasında sadece Türklere özel olup özellikle İstanbul'da gelişmiş bir sanattı. Mahyacılar, çifte minareli camilerin minarelerinin arasında dış mahya; Ayasofya, Sultanahmed, Süleymaniye ve Nuruosmaniye camilerine de iç mahya kurarlardı. Bir mahya için yaklaşık 8 kg yağ harcanırdı. Kurulmadan önce kareli bir kâğıt üzerine kalıbı hazırlanıp kandillerin yeri belirlenirdi.